REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ 


PYD, YPG ve YPJ sembollerinin yasaklanmasına karşı Frankfurt İdari Mahkemesi’nde açılan ve olumlu sonuçlanan davada gerekçeli karar açıkladı. Hakim, PYD, YPG ve YPJ sembolleri ile suç işleme ihtimalinin bulunmadığı ve Frankfurt polisinin tedbir kararı ile eylemcilere sert müdahelesinin haksız olduğuna karar verdi.  


Dava sonucu olumlu

Frankfurt’ta 1 Kasım 2016 Kobanê Günü Etkinliği’nde polisin uyguladığı sembol yasağı ve sembolleri taşıyanlara sert müdahelesi mahkemeye taşınmıştı. 

22 Ağustos’ta görülen davada davacı, “Yasaklı semboller” genelgesine PYD, YPG ve YPJ bayraklarının “PKK propogandası” için gösterildiğine ve bunun için konuşmalarının da yasaklanmasına karşı çıkarak mahkemede savunmasını yaptı. Frankfurt Belediyesi’ne açılan davanın sonucu, Frankfurt İdari Mahkemesi tarafından önceki gün yazılı olarak açıklandı. 

Buna göre mahkeme, Kobanê’nin özgürlüğü için yapılan eylemlerde taşınan PYD, YPG ve YPJ sembollerinin “PKK propogandası” amaçlı yapılmadığı kararını verdi. Ancak bunun genel bir ‘yasağa’ da emsal bir karar olup olmadığı da bilinmiyor. 

Davalının Avukatı Markus Künzel, davanın kazanılması olumlu bir şey olduğunu kaydederek, “Şu an ‘yasaklı sembollere’ karşı devam eden bir dava yok. Davalar daha çok ‘para’ ve ‘suç’ davalarıdır. Bu da farklı bir boyutu” dedi.


Yasaklanan semboller yok

Künzel, “yasaklı semboller” olarak bilinen şeyin aslında yasal durumun karışıklığından kaynaklandığını kaydederek, “Aslında sembollere ilişkin bir yasak yok. 2 Mart’ta yayınlanan genelge, Federal İçişleri Bakanlığı’nın eyaletlere gönderdiği bir iç yazışmadır” dedi.

Mahkemenin verdiği kararın neye dayanarak verildiği incelenmesi gerektiği, bunun için de biraz zamana ihtiyaç olduğunu söyleyen Künzel, daha sonra “yasaklı sembollere” bir etkisi olup olmadığı anlaşılacağını belirtti. 

Mahkeme masraflarını, davalı durumundaki Frankfurt Belediyesi ödeyecek. Masraf 5 bin Euro. 


Ezbere çalışan yetkililer

Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanı Ayten Kaplan, bugüne kadar yasaklanan sembollere karşı yürütülen davaların genelde düşürüldüğüne veya mahkemeye kadar gitmeden dava dosyanın kapatıldığına dikkat çekerek, “Birçok belediye/asayiş yetkilileri, bunun bir yasak olmadığını dahi bilmeden ezbere bir ‘yasak’ kelimesini kullanıp, bizleri kandırmaya çalışıyor. Başvurduğumuz her eylem ve etkinlik öncesinde eylemi sembol yasağı şartıyla kabul edeceklerini dile getiren yetkililere her zaman aynı şeyi söylüyoruz. Bunun bir yasak olmadığını, Federal İçişleri Bakanlığı’nın sadece bir genelge olduğunu söylüyoruz. Son yaptığımız eylem başvurusunda zaten sonrasında bizi arayarak “Haklısınız, yasası yok ama bize gelen talimat bu, itirazınız varsa mahkemeye gidiniz’ diyorlar. Bu da işlerine geliyor aslında” diye konuştu. 


Kendi yasağını çiğniyor

Bu tür sembol yasaklarının Almanya dışında sadece Türkiye’de olduğuna dikkat çeken Kaplan, şöyle devam etti: “Aslında bunlar Türkiye’ye yapılan hizmetten başka bir şey değildir. Bakınız, Almanya’da 2001’den bu yana Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için eylem yapabilme yasası vardır. Fotoğrafını göstermeden eylem yapmamızı istemeleri bir çelişkidir. Kendi çıkardıkları yasayı kendileri ayaklar altına alıyor. Bir başka şeye de dikkatinizi çekmek isterim: Türkiye’nin isteği üzerine açılan davalar, buradaki savcılar tarafından yürütülmek isteniyor. Savcılar bile buna itiraz ediyor. Bir başka ülkenin yasalarına göre burada dava yürütmek, sadece Türk devleti ile ekonomik ilişkilerinin iplerini koparmamak içindir. Dolayısıyla bu yasağın yasal bir yanı yok, açılan davalar da her zaman bu şekilde sonuçlanacaktır.” 


Kürt politikası değişmeli

Sembollerin keyfi yasaklandığını kaydeden Kaplan, “Federal İçişleri Bakanlığı’nın iç yazışması ile yayınlanan genelge, mecburi uygulanması şartını taşımıyor. Eyaletlerdeki makamlar bunu uygulamayabilir. Biz de bunun karşısında, ‘ya yasal mecrada büründürün, ya da bu yasak zihniyetinden vazgeçin’ diyoruz. 20 yıl sonra böylesi bir yasağın hala sürdürülmemesi gerekir; üstesinden çoktan gelinmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon’un desteklediği PYD, YPG ve YPJ’nin sembollerinin Almanya’da yasaklanmasını değerlendiren Kaplan, “Bu yasaklama ile kısacası, ‘Benim için öl ama kendin için bir şey isteme’ anlamına geliyor. Bu da kabul edilir bir şey değil” dedi. Kaplan, NAV-DEM olarak bu uygulamaya karşı görüşmelerinin olduğu ve buna karşı sonuna kadar mücadele edeceklerinin mesajını verdi. 

Almanya’nın “iyi Kürt” ve “kötü Kürt” zihniyetinden vazgeçmesi gerektiğini dile getiren Ayten Kaplan, “Almanya Kürt politikasında yeni bir sayfa açması gerekir. Yasakçı tutumundan vazgeçmelidir” dedi.