Bu ara Türkiye, Dünya ve Kürdistan siyaseti senaryolardan geçilmiyor. Ağzı laf yapan herkes kendisine göre bir senaryo icat ediyor. Türkiye siyasetinde en yoğun senaryolar dokunulmazlık üzerine yapılanları oluyor.

Kimilerine göre BDP’li 11 milletvekilinin dokunulmazlığı çok yakın bir gelecekte kaldırılacak. Tıpkı 1994 yılının 2 Mart’ında olduğu gibi BDP’li milletvekilleri dokunulmazlıkları kaldırıldığı gün gözaltına alınacaklar.
Kimilerine göre ise sadece BDP’lilerin değil, bir blok halinde diğer partilere mensup olanların da dokunulmazlıkları gündeme gelecek. Bu şekilde BDP’lilere yönelik dokunulmazlığın kaldırılması eylemi perdelenmiş olacak. Dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren suçlarda partilere göre değişiklik gösteriyor. BDP’lilerin dokunulmazlıkları siyasal nedenlerden dolayı kaldırılacak. Diğerlerine yöneltilen suçlamalar ise sahtecilik, kalpazanlık, resmi evrakta sahtekarlık, cinsel taciz, ihaleye fesat karıştırma, cürüm işlemek için teşekkül oluşturma vb. suçlardır.
BDP’li 9, bağımsız 1 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılmak istenmesinin asıl nedeni Şemzînan’a inceleme yapmak üzerine gittiklerinde kendilerini gerillaların karşılaması,  gerillalarla kucaklaşılması değildir. Bu işin pişti mukaddimesidir(ön sözüdür). Asıl neden BDP’nin TBMM’de oluşturduğu grubu düşürmektir. Blok adaylarının 2011 seçimlerinde çıkardıkları milletvekili sayısı 36 idi. Bunlardan ikisi (Şerafettin Elçi ve Leven Tüzel) BDP’ye katılım sağlamadılar. Beş milletvekili ise halen cezaevinde tutuklu bulunuyor. Her ne kadar maaşlarını alabiliyorlar ise de yemin etmedikleri için yasama faaliyetine katılamıyorlar. 11 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda ileride milletvekillikleri de düşürüldüğünde BDP’nin TBMM’de grup oluşturma şansı ortadan kalkmış olur. R.T. Erdoğan’ın da bütün istediği budur. Dokunulmazlıkların gündeme gelmesi ile birlikte KCK operasyonlarına hız verilmesi de BDP’nin tasfiye edilmesinin hızlandırılmasını hedefliyor.
Kimi Kürt akil adamlarına göre “BDPli milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile gerilim artacak, ayrışma derinleşecek, sorunların demokratik mücadele zemininde çözülmesi inancı kaybolacaktır.”(M. Emin Aktar 08.12.2012 tarihli Taraf gezetesindeki yazısı) Sayın Aktar’ın “1994’ten farklı ne olur” sorusuna cevabı ise “Kürtler farklı renkleriyle birlik olmayı ve ayrışmaya dönüşecektir.”
Diyarbekir Qırıklarının o enfes tabiri ile bazı siyasi kaşmerlerde yine malum gazetelerde arz-ı endam etmeye başladılar. BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması, BDP’nin siyasi arenadan çekilmesi için ellerini açmış dua ediyorlar. Kendilerine fırsat doğması için ellerini ovuşturuyorlar. Ne diyelim aç tavuk rüyasında darı görürmüş.
Dokunulmazlıkların kaldırılması halinde BDP’li milletvekilleri sine-i millete dönebilirler mi?
Yoksa 2011 Ekim’inde olduğu gibi bir günlüğüne Diyarbekir’e gidip tekrar Ankara’ya mı dönerler, bekleyip görmek gerekiyor.
Bir senaryoda Amerika’dan geliyor. ABD’nin çatı istihbarat örgütü “Ulusal İstihbarat Ofisi” Küresel Trendler Raporu 2030’u açıklıyor. Raporun “Cin şişeden çıktı” bölümünde Kürtlerin yükselişinden bahsedilip, 2030’larda TC’nin bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceğini yazıyor. Bunu da altı kötü senaryodan birisi olarak nitelendiriyor. Bence hiçte kötü bir senaryo değil. Zorla güzellik olmuyor. Bugüne kadar “PKK ayrı benim Kürt kardeşlerim ayrıdır” cümlesini konuşmalarında eksik etmeyen Erdoğan son İl Başkanları toplantısında “Kürdistan’a sermaye gelmemesini teröre bağlıyor” ve de “Bu teröre karşı durmadığın için Kürt kardeşim sen suçlusun” diyor. Bunu söylerken hem Kürt kardeşlerine(!) sitem ediyor, hem de onları Türk kardeşlerine olanların baş sorumlusu olarak hedef gösteriyor. Dedik ya zorla güzellik olmuyor. Sömürgeci sistemin partileri batıya, Kürdistanlılar Kürdistan’a. Başka çıkar yolu kalmadı gibi…


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 10 Aralık 1994 günü Özgür Gündem çalışanları gözaltına alındı. Aralarında şehit Gurbetelli Ersöz ve Mehmet Şenol ile Ferda Çetin de vardı.
* 11 Aralık 1927’de Kürdistan’da Umumi Müfettişlik kuruldu. Bu umumi müfettişler sömürge valisi statüsünde idiler.
* 11 Aralık 1948’de Kürt şair Faiq Bekes yaşamını yitirdi.
* 12 Aralık 1980 tarihinde G. Batı Kürdistan’ın Qamişlo ilçesine bağlı hudut köyünde MİT ve Muhaberat’ın müşterek operasyonları sonucu aralarında Kawa örgütünün üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 15 Kürdistanlı şehit oldular.
* 13 Aralık 1994 tarihinde HEP Ankara eski il başkanı ve KUM üyesi Kürt hukukçusu Faik Candan kontgerilla tarafından Ankara’nın göbeğinde kaçırılarak bilahare şehit edildi. Faik Candan Ankara Şereflikoçhisar Kürtlerindendi.
* 14 Aralık 1914 tarihinde M. Mıstefa Berzani’nin ağabeyi A. Selam Berzani Musul’da  kendisi de Diyarbekirli bir Kürt olan Musul valisi Süleyman Nazif tarafından idam edildi.