SELMA AKKAYA/PARİS


Fransa’da emek dünyasının pasifist pozisyonundan da cesaret alınarak, uygulamaya konulmak istenen yeni Çalışma Yasası Reformu, emekçiler aleyhine sendikal hakların tırpanlanmasını da birlikte getiriyor. 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, işçi ve emekçiler için hayati öneme sahip Çalışma Yasası Reformu’nu Cuma günü bakanlar kurulunda onaylayan hükümetin kararını, canlı yayında imzalalamıştı. Söz konusu yasa artık bir ay içerisinde Anayasa Mahkemesi’ne yapılan itirazlar işleme konulmazsa yürürlüğe girecek. 


Şova tepkiler sürüyor

Macron’un canlı yayın şovunun ardından ülkede tepkiler sürüyor. Fransa’da Çalışma Yasası Reformu’nu protesto eden kamyon şoförleri, ülkenin bazı yerlerinde yolları ve petrol depolarının önünü kapatarak eyleme geçti. Genel Çalışma Konfederasyonu (CGT) ve Çalışanların Gücü Konfederasyonu (FO) sendikalarının çağrısıyla ülke genelinde gelişen eylemler nedeniyle  8 petrol deposu bloke edildi. Yapılan eylemler en çok Paris’i etkilerken, Fransa’nın Belçika’ya geçiş yolu olan A-22 otoyolunun bir bölümünü de gün içerisinde kapalı kaldı. 

Sendikalar eylemlerinin süreceğini ifade etse de yasa çoktan imzalandı. Yeni bir grev kararı olup olmayacağı konusunda ise henüz bir açıklama yok. Macron’un işsizliğe çare diye; işverenlerin, işten haksız çıkarmalarda ödenecek tazminatlar için tavan belirlenmesine ve herhangi bir yasal kısıtlamaya maruz kalmaksızın çalışma saatlerini doğrudan işçilerle belirleme özgürlüğü elde etmesine imkan tanıyan düzenlemeleri içeren Çalışma Yasası Reformu yaz başında hazırlandı. 

50’den az çalışanı bulunan iş yerlerinde işverenin sendika temsilcisi olmaksızın çalışanla masaya oturabilmesi, sendikaların toplu sözleşmelerde tamamen devre dışı bırakıldığı aynı zamanda işten çıkarılmalar da işverenlerin kriz ve benzeri koşulları dikkate alınarak tazminat haklarının öldürülmesinin önünü açan, özetle esnek çalışmanın yasal düzeneği yeni çalışma yasasının özünü oluşturuyor. 


İlk işi paketi açıklamak oldu

Haziran seçimlerinde Fransa Parlamentosu’nda çoğunluğu elde eden Macron’un ilk işi bu reform paketini açıklamak olmuştu.  İşçilerin ve onların örgütlü bulunduğu sendikaların haklarını sınırlandıran ve az maliyetle işten çıkarılmalarına olanak sağlayan yeni reform sürecine karşı yazın sendikalar, bekleyişte kaldı. 

Hem tatil dönemi hem de hükümetle masa başında orta yolu bulma çabaları, Eylül ayına gelince sonuç vermediği görüldü. Eylül’de yapılan grev ve eylemler ise hükümeti durdurmaya yetmedi. Çünkü yasanın onaylanacağı açık bir biçimde ortadayken, sendikalar günlük grev ve eylemlerle kendisini sınırlayarak “Hükümete uyarı eylemleri yapıyoruz” demeyi yeğledi. 


Sendikalar boyun eğiyor

Yasa karşıtlarına yaptığı açıklamalarda açık dille hakaret eden Macron, canlı yayında yasaya imza atarak, Fransa’nın yüzyılı aşkın sendikal geleneğini bitirmeye kararlı olduğunun gösterdi. Macron’un Parlamento onayına sunulmaksızın yasayı uygulamaya koyması için kararname yoluna gitmesi, daha meclis alt komisyonlarında üzerinde çalışılan yeni göçmen yasası, sağlık sigortası, sosyal güvenlik ve emeklilik vb içinde benzer bir yol alınacağını gösteriyor. 

Macron’un çalışma yasası reformunda ısrar ederken, emin olduğu bir gerçek vardı. Bir önceki yıl 9 kez greve giden işçi sendikalarının yapılan değişikliklere boyun eğmesiydi.  

İşçi sendikaları, bir önceki yıl çalışma yasası konusunda değişiklikler sırasında sayısız eylem gerçekleştirmişti. Ama eylemler daha çok belli tarihlerde gerçekleşiyordu. Sokakta gösterilerde ‘genel grev’ sloganı öne çıksa da sendikalar, genel greve gitmeyi tercih etmedi. Yasa çıktıktan sonra ise eylemlerine son verdi. 

Yasanın onaylandığı 22 Eylül tarihinden bugüne kadar çeşitli gösteriler yapılsa da Macron geçtiğimiz yıl yaşanan süreç gibi bir sürecin yaşanacağından çok emindi. Çünkü sendikalar özellikle son 10 yılda Fransa’da çok şey kaybetti. Eski kuşakların sendikalı olduğu, kamu dışında özel sektörde yeni kurulan iş alanlarında neredeyse sendikal örgütlülüğün olmadığı açık. Patronlar hem temel sektörlerde çalışan kadrolu işçilerden hem de sendikaların etkinliğinden kurtulmak istiyor. Hükümet bu isteklerini iktidara gelir gelmez yerine getirmiş oldu. 

Bir diğer önemli husus da kamuda personel kısıtlamasına gidileceği. Macron hükümetinin hedefinde kamudan 10 bin kişinin işine son vermek. Ödenecek tazminatların büyüklüğü bu durumun önünde bugüne kadar engel olarak görülüyordu. Kemer sıkma politikası gereği yapılmak istenen bu işçi kıyımı artık yeni yasayla mümkün hale geliyor. Böylelikle Macron’un hedeflediği 2 bin 500 maaş alan bir kamu işçisi yerine asgari ücretle iki işçi çalıştırma projesi kapsamında yeni işçi alınacak. 

Fransa’nın işçi ve emekçi sendikalarının eylem biçimleri, genel grevi tercih etmemeleriyle aslında sadece çalışma yasasının önünü açmadı aynı zamanda Fransa’nın sendikal geleneğini dinamitledi. Bu yasanın devamında gelecek yeni paketlerin hedefinde ise bütünüyle sosyal hakların budanması olacak.