
Şengal'de IŞİD vahşetinden kaçarak Rojava'ya sığınan yüzbinlerce Êzîdî Kürt'ün her birinin trajik bir öyküsü var. Katledilen binlerce insan, kaçırılan, tecavüze uğrayan kadınlar ve en yürek parçalayıcı olanı da susuzluktan ölen çocuklar…
Cenazelerin altında kalarak kurtuldu!
Hewêrli Xelefê Mîrzayê Dawo 55 yaşında. Çetelerin köyden toplayarak kurşuna dizdiği 60 erkekten biri. Kurşuna dizilen arkadaşlarının cenazeleri altında kalınca ölü rolü yaparak kurtarmış canını. O anları şöyle anlatıyor Xelef: “IŞİD çeteleri Şengal'e saldırdığında ben de oradaydım. Hemen dışarı çıktık. Ailem Mihêrka Köyü'ndeydi. Onları görmek için hemen oraya koştum. Ama köye vardığımda oradakiler, 'Aileni Qinê Köyü'ne götürdüler' dedi. İki oğlum, bir akrabam ve bir arkadaşımla birlikte Qinê'ye gittik. Qinê'ye varmamızla 8 araba dolusu IŞİD çetesi köy yolunda göründü. Bizi de yakaladılar. Bizimle birlikte hepsi erkek olan yaklaşık 50-60 insanı bir ağacın dibinde topladılar. Kadın, kız ve çocukları arabalara bindirip götürdüler. Biz erkekleri de derin bir vadiye götürüp 3 sıra halinde dizdiler. Ardından bizi taramak üzere BKC silahını karşımıza yerleştirdiler ama silah çalışmadı. Til Ahfer şivesiyle konuşan 10'un üzerinde kişiydiler. Sonra başka silahlarla bizi taramaya başladılar. İnsanlar birbiri üzerine devrilmeye başladı. Ben, iki oğlum ve akrabam düşen bedenlerin altında kaldık. Düşen cesetleri de tarıyorlardı. Sağ elime bir mermi, sol koluma, sağ baldırıma, sol ayağıma birer mermi isabet etti.
Bizi kurşuna dizdikten sonra da çeteler 2 saate kadar orada oturdular. Herhangi bir kıpırtıda tabancayla mermi sıkıyorlardı. 60 kişiden sadece 9'u canlı kurtulabilmişti. Çeteler gittikten sonra akşamdan gece 00:30'a kadar o yaralı halimizle yürüdük ve Mihêrka Köyü'ne vardık. Ama yolda 3 arkadaşım can verdi. Mihêrka'da köylüler yardım ederek, bizi Bîra Kêşa Mihêrka'ya (Kêş Kuyusu) götürdüler. Bize su verdiler, biraz içtik. Sonra da bizi evlerine götürüp ağırladılar. Ama çeteler kadın ve çocuklarımızın tümünü kaçırmışlar. Kimileri Badoşka zindanına götürüldüklerini söylüyor. Şimdiye kadar Êzdîxane'ye dönük 72 ferman çıkarıldı. Ama hiçbiri bunun kadar iğrenç olmamıştı.
Şimdi Allah'ın ve hevallerin yardımıyla güven içindeyiz.''
Xelef'in iki oğlu da o kurşuna dizme olayında yaralanmış. Biri iki diğeri bir kurşun yarası almış.
Babaları köyde kaldı
Raîde Seydo adlı çocuk Kaniya Îdo Köyü'nden. 4 kız 2 erkek kardeşi ve annesiyle birlikte köyden kaçıp Şengal Dağları'na sığındılar. Ancak babaları Seydo Pîso Gernuz kaçamadı ve 50 Êzîdîyle birlikte köyde mahsur kaldı. Şimdi ailenin tümü büyük bir umutla Seydo'nun ve diğer 50 kişinin sağ ve iyi olduklarına dair iyi haber bekliyor.
Aileyi kurtarıp cepheye döndü
Şengal'in kuzeyine düşen Sinûnê Köyü'nden Serro ise çetelerin köylerine saldırması ardından, 3 Ağustos'ta tüm ailesini Rojava'ya gönderiyor. Serro, ailesini güvenli bölgeye ulaştırdıktan sonra hemen geri dönüp Şengal Direniş Birliklerine katıldı. Şimdi YPG ile birlikte IŞİD çetelerine karşı savaşan Şerro, "Onurlu ve namuslu her Êzîdî insanı ve özellikle Êzîdî gençleri Şengal için, kutsal toprakları için savaşmalı" diyor.
Kurşun yağmuruna tutuldu
Girzekirê Köyü'nden Feysel de 2 Ağustos'ta IŞİD çetelerinin saldırılarından kaçıp Şengal Dağları'na sığındı. 7 Ağustos'ta, 30 kişiden fazla 6 aileyle birlikte Rojava'ya sığınmak üzere pikap tipi bir araca binerek Şengal Dağları eteklerindeki Kersê Köyü'ne doğru yola koyuldular. Yolda IŞİD çeteleriyle karşılan Feysel, arabayı çevirerek, hızla Kersê'ye ulaşmaya çalışıyor. Çeteler peşlerine verirken, bir de arabaları devriliyor; 3 kadın ve 2 çocuk yaşamını yitiriyor. Diğerlerini kurtarmaya çalışırken, 6 çocuk annesi ağır yaralı bir kadını arkalarında bırakmak zorunda kalıyorlar. Diğer aile fertlerinden de 25 kişi yaralanmış. Çeteler kendilerine ulaşmak üzereyken HPG gerillaları ve YPG savaşçıları imdada yetişiyor. Geriye kalan aile fertleri HPG ve YPG tarafından kurtarılıyor. 8 Ağustos'ta tedavi edilip yaraları sarılmış, ardından da Rojava'ya gönderilmişler.
Kardeşini getiremedi
Meyan Salih de Gir Zerik Köyü'nden. O da çetelerden kaçmış ama kaçarken sakat olan kardeşi Mirza Salih'i götürememiş Şengal Dağları'na. Çeteler köye girdikleri için yanlarına hiçbir şeylerini alamadan kaçtıklarını belirten Meyan şöyle devam ediyor: "Çocuklarımın elinden tutup köyden çıkardım. Ailece kaçmaya başladık. Ama Mîrza'yı beraberimizde getiremedik. Çünkü çeteler çok yaklaşmıştı ve Mîrza sakat olduğu için yürüyemeyecekti."
Kardeşinin akıbetini bilmediklerini söyleyen Meyan, ona şimdi ağıtlar yakabiliyor.
Aynı köyden 17 yaşındaki Besna Mîrza'nın hikayesi de aynı. O da köyden kaçarken 50 yaşındaki felçli babasını kendisiyle götürüp kurtaramamış.
Bu ferman neden?
Hemdan köyünden bir Êzîdî ise çeteler saldırdığında dağlara sığındıklarını, dağ girişlerini tutan 6 HPG gerillasının çetelere geçit vermeyerek, binlerce insanı katliamdan kurtardığını anlattı: “Yerimizden yurdumuzdan kaçtık. Çeteler binlerce insanımızı katletti, yüzlercesini kaçırdı. Biz Êzîdîler fakir bir halkız. Hiçbir halka, inanca bir zararımız olmamıştır. Yüzyıllardır Şia/Sünni Araplar ve Müslüman Kürtlerle birlikte yaşıyoruz. Bugün başımızdaki bu ferman neden? KDP bizi savunacağını söylemişti. Ama biz köylerimizden çıkmadan, onlar halktan önce kaçıp gittiler. Bizi savunan tek güç PKK ve YPG oldu. Dağa giriş çıkış yollarını gerilla denetime almasaydı, bu halkı savunmasaydı sanırım bugün sağ kalmış Êzîdî olmayacaktı."
Annesini 3 gün sırtında taşıdı
Til-Binat'li 32 yaşındaki Emîn Bapîr de ailesiyle birlikte kaçarak, Solak Köyü'ne ulaşmış. Aç, susuz Solak'tan Çil Mêran'a kadar da 3 gün daha yürümüşler. 65 yaşındaki annesi Xezal Hebo artık yürüyemeyecek duruma gelince, Emîn annesini Çil Mêran'a kadar 3 gün boyunca sırtında taşımış. Fakat Çil Mêran'a ulaştıktan sonra açlık ve susuzluğa daha fazla dayanamayan annesi yaşamını yitirmiş.
Yaşlılar da çocuklar da öldü
Dawut Qasim, 60 yaşında Til Qesep'li bir Êzidî. Şimdi Êzîdîlerin kutsal mekanlarında Quba Çil Mêra önünde diz çökmüş, Şengal'dekilerin selamete kavuşması için dua ediyor. Kızı kısa bir süre önce Şengal'de ölünce yetim kalan 7 torununa bakmaya başlıyor. Saldırılar başladığında çocukları alıp dağa çıkıyor. Ama 86 yaşındaki babasıyla 85 yaşındaki annesini Til Qesep köyünde bırakmak zorunda kalmış. Daha onlar dağlara tırmanırken çeteler köye girip anne-babası ile birlikte 5 kişiyi öldürmüş. Üç gün süren zorlu yolculuk sonunda dağlara ulaştıklarını söyleyen Qasim, çok sayıda çocuğun susuzluktan öldüğünü, cesetlerini de taşların altına gömmek zorunda kaldıklarını söylüyor.
BOTAN GULAN/ANHA/ŞENGAL