Şengal’i Özgürleştirme Hamlesi 19 Aralık'ta başladı. Şengal’e gerilla girdikten sonra, Güney Kürdistan Hükümeti'nden  KDP’ye bağlı pêşmerge güçleri de görkemli bir şekilde girmişti. Bunun üzerinden 54 gün geçti ve Şengal halen özgürleşmeyi bekliyor. Êzîdî halkı özgür bir Şengal’de kendi yaralarını sarmak istiyor. Sürgün hayatı yaşayan Êzîdîler, topraklarına geri dönmek için bir umut kapısı bekliyor. Üzerinde o kadar konuşulan, Şengal ve Êzîdî halkının bu özgürlük haykırışına  kimler cevap olabiliyor? 3 Ağustos katliamının üzerinden aylar geçti. Êzîdîlerin yarası halen kanıyor. Bu yaranın iyleştirilmesi ancak ve ancak ulusal birlikle mümkün. Şengal'e karşı katliam öncesi sorumluluklarını yerine getirmeyen güçler geç de olsa şimdi bu görevlerini yerine getirmeli, Êzîdî halkının yaralarını sarmalı.  

Evet Êzîdîlerin ''73. Ferman'' dediği 3 Ağustos Şengal katliamının üzerinden 7 ay geçti. YBŞ'nin kuruluşu ve gerilla güçlerinin Şengal'e gidişiyle katliama yanıt verildi. Daha sonra başlatılan Şengal'i özgürleştirme hamlesi ise devam ediyor. Şengal'in bir bütünen özgürleştirilmesi ancak Kürt güçlerinin ortak savunması ve birleşmesiyle mümkün. Bu konudaki gecikme, özgür Şengal'e ulaşmadaki gecikmedir. 

Şengal'de ortak savunmanın sağlanmaması kayıplara, acılara da kapı aralıyor. KDP'nin Şengal'in özgürleştirilmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği belirtilemez. Bu konuda oldukça ağırdan alan, seyirci konumda kalan bir tutum sergilediğine tanık oluyoruz. 3 Ağustos Şengal katliamı öncesi bölgenin savunulması konusunda rolünü oynamayan KDP ve ona bağlı pêşmerge güçlerinin Şengal’i özgürleştirme hamlesinde rolleri düzeyde? KDP Şengal’i acaba özgürleştirmek istiyor mu? Bu özgürleştirme operasyonunda yer almak istiyor mu? KDP'nin tutumuna bakıldığında şu an ilk etapta sorulması gereken soru bu. Şengal’li Êzîdîler de bu sorunun cevabını bekliyor. Acaba KDP bu beklentilere cevap olabilecek mi? 

KDP halkın bu umutlarını bir tarafa bırakarak, sanki kendi ülkesine ve halkına yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmemiş gibi davranıyor. Êzîdî halkı, Kerkük halkı ve DAİŞ vahşetinin tehdidi altındaki Güney Kürdistan halkının beklentilerini karşılayacak bir sorumluluk sergilemiyor. Kürt halkı ve Kürdistan'ın ulusal birliği ve geleceği yerine başka kaygıların ön plana çıktığını görüyoruz. Güneydeki gerillaya yaklaşım da bunun en somut yansıması. 

Baştan itibaren gerillanın Güney'deki varlığı ve savaş cephesinde sergilediği direniş ve emeğin görmezden geliniyor. Ne yazık ki KDP halkın umutlara cevap olan gerilla güçlerine yönelik bu tutumunu düzeltmek yerine basın ve medyası aracılığıyla bu politikasını derinleştiriyor, gerillanın Güney'deki rolünü yadsıyor. O tarihi direnişte rolünü oynayan Kürt halkının savunma gücü gerillanın direnişi hiç olmamış gibi lanse ediliyor. Kobanê'deki ortak savunmanın Şengal'de, Kerkük'te de sergilenmesine yanaşmıyor. Kobanê'de ulusal birlikten söz edilirken, üstelik DAİŞ tehlikesi bu kadar yakın iken bunu Kürdistan'ın saldırı altındaki diğer bölgeleri için de istememek, bunda ayak diretmek ulusal birlik olabilir mi? Kürt halkı Kürdistan'ı parçalı değil, bir bütün olarak görüyor ve yüreğinde sağladığı bu ulusal birlik ruhunu tüm Kürdistan güçlerinden istiyor, bunun gereklerini bekliyor. Kürt halkının istemi oldukça net. Bu talebin en somut örnekleri Kobanê, Şengal, Kerkük ve Mexmûr ve diğer savaş cephelerinde halkın ortaya koyduğu kahramanca direniş ve ulusal birlikte ortaya çıktı. Peki halkın bu istemine nasıl yanıt verilecek?

Güney'de gerilla güçlerine yönelik bu yaklaşımlara karşı, Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan gerilla güçlerini Güney'den çekmeyi tartıştıklarını belirtti. Karayılan bu açıklamayı, Kerkük cephesinde DAİŞ çetesine karşı savaşırken yaşamını yitiren HPG gerillası Armanc Kurdo’nun Kandil’deki cenaze töreninde yaptı. Ve yaşamını yitiren HPG gerillası Kurdo’nun yaralı bir pêşmergeyi kurtarmaya giderken yaşamını yitirdiğini de sözlerine ekliyordu. 

KCK’de Karayılan’ın sözlerine paralel açıklamada bulundu. Buna karşı Êzîdî halkı ve Güney Kürdistan halkı gerilla güçlerinin çekilmesini istemediklerini belirtti. Bunun için alanlara çıktılar ve eylemler yaptılar. 

Acaba Pêşmerge Genel Komutanlığı, Güney Kürdistan Hükümeti ve Güney basınının bu çağrılara yanıtı ne olacak? Başta Şengal ve Kerkük olmak üzere gerillanın bulunduğu Güney Kürdistan topraklarında pêşmergenin tutumu nasıl olacak? Özellikle de onca acılar yaşamış ve birçok katliamla karşı karşıya kalmış Şengal’li Êzîdîlerin yaraları nasıl sarılacak. Şengal’i özgürleştirmek için ortak komutanlığa gedilecek mi? Bu soruların cevabını KDP’nin tutumu gösterecek.