Rauf KARAKOÇAN 2014 yılında ilk DAİŞ saldırıları başladığında bölgede yaşanacakları önceden kestirmek pek mümkün değildi. DAİŞ Şengal sınırlarına dayandığında ise zaman daralmış, Êzîdîler büyük bir kıyımla karşı karşıya gelmiştir. KDP’nin silahlı güçleri Şengal alanını boşaltmış ve katliamın önünde herhangi bir engel kalmamıştır. Hiçbir dirençle karşılaşmayan DAİŞ çeteleri büyük bir katliam gerçekleştirerek, etnik ve dinsel temizlik başlatmıştır. Êzdî katliamı gerçekleştirildiğinde bölgesel ve küresel güçler dâhil herkes bu katliamı sessiz sedasız izlemekle yetinmiştir. Şengal işgali ve Êzîdî soykırımı dünya için artık seyirlik bir manzaradan öte bir şey ifade etmezken PKK güçleri kısa bir zaman diliminde Şengal’e intikal etmiş, DAİŞ vahşetinin önünü almış ve Êzîdîleri mutlak bir soykırımdan kurtarmıştır. PKK güçlerinin Şengal’deki varlık nedeni DAİŞ zulmüne maruz kalmış, katliama uğramış Êzîdîlerin çığlığına koşmaktır. İnsani, vicdani bir müdahalede bulunmaktır. Vicdanları nasır tutmuş olanların bu müdahaleyi anlamaları zordur. PKK’nin varlığını gerekçe göstererek siyasi çıkar hesapları yapanlar, Şengal’i dillerine pelesenk yaparak her fırsatta saldırı gerekçesi yapmışlardır. Özellikle KDP, hemen her fırsatta PKK karşıtlığı üzerinden Şengal konusunu sürekli kaşıyarak içine girdiği ihanetin izlerini silmeye, kaybettiği itibarı yeniden kazanmaya, Şengal yönetimini yeniden ele geçirmenin hesapları içine girmiştir. Irak devletinin DAİŞ ile mücadelede sona doğru geldiğinde, başta Kerkük olmak üzere Kürdistan bölgesel yönetiminin denetim alanlarına yönelmiş, önemli bir coğrafyayı ele geçirmiş, petrol sahalarını kontrol etmiş, hava sahasını kapatmış, gümrük kapılarının denetimini talep etmiştir. Kerkük operasyonu kapsamında KDP ikinci defa Şengal’den çekilmiş Êzîdî ihanetine çift dikiş atmış oldu. KDP’nin Şengal hesaplarında bir değişiklik olmamış hatta PKK’nin Şengal’daki varlığına karşı düşmanlığını çatışmaya kadar vardırarak Xanesor katliamını gerçekleştirmiştir. Şengal konusunda siyasi, askeri, diplomatik, ekonomik hesapları olması doğaldır. Fakat zoru gördüğünde sıvışan, rahatı görünce despot kesilen bir zihniyetin Êzîdîlere fayda gelmeyeceğini yakın tarihimiz göstermiştir. İşgalci Türk devletinin hesapları ise çok daha farklıdır. Bölgesel çapta belirlediği strateji temelinde Şengal’e yaklaşmaktadır. İşgal ve istila girişimlerini sürdürmek için yaşanan karmaşadan fayda sağlamaya çalışmaktadır. Bölgesel sorunların yaratığı kaotik ortamdan medet ummaktadır. Suriye’de Cerablus, Azez, Bab alanlarını işgal ederek kalıcı olma girişimi, Efrîn işgaliyle devam etmiştir. Yakın gelecekte sırada Tel Rıfat, ya da başka alanlar olma ihtimali yüksektir. Kürt düşmanlığı üzerinden işgal hareketlerini sürdürmeye devam edecektir. Rojava’da İşgalci Türk sömürgeciliğinin hedefleri arasındadır. Güney Kürdistan ve Irak toprakları da bu işgalci zihniyetin kirli emelleri için sıradadır. TC’nin Güney Kürdistan’daki askeri varlığı bilinmektedir. Bu askeri kamplar daha fazla tahkim edilmiş durumdadır. Medya Savunma Alanlarına konuşlanmıştır. Sınırdaki birçok stratejik tepeye yerleşmiştir. Aslında Güney Kürdistan fiili olarak işgal edilmiş durumdadır. KDP bu işgal girişimin önemli bir dayanağı olmuştur. Sömürgeci Türk devletinin işgalci ordu birlikleri Musul yakınlarındaki Başika kampına da hatırı sayılır bir güç takviyesi yapmıştır. Irak içlerine kadar girmiş durumdadır. Daha da ileri gitmek için Şengal hedefini gözüne kestirmiştir. PKK’nin Şengal’de ki varlığı temcit pilavı gibi ısıtılıp Şengal işgaline gerekçe üretilmeye çalışmaktadırlar. Zayıflıklardan yararlanarak, KDP’yi yedeğine alarak, Irak devletini markaja alıp pres uygulayarak, Şengal’i işgal etmek istemektedir. Şengal hesabı sadece PKK varlığı değildir. Hesap Osmanlı ruhunu canlandırmaktır. Yayılmacı, saldırgan politikalarını gerçekleştirmek için PKK varlığı sadece bir gerekçedir. Suriye’deki işgal de böyledir, Irak’ta ki işgal da böyledir. Bu gerçeğin görülmesi gerekmektedir.  Halep’ten Musul’a bir Türk kuşağı yaratmak istiyorlar. Kürt varlığı da işgalin gerekçesi sayılmaktadır. KDP ve Türkiye hâkimiyet kurma peşinde 23 Mart günü KCK’nin HPG güçlerinin “Şengal’de ki görevi tamamlanmıştır. Güçlerimizi geri çekiyoruz” şeklindeki kamuoyuna yaptığı açıklama TC’nin Şengal’i işgal gerekçesi ortadan kalkmıştır. Buna rağmen Şengal üzerindeki tehdit ve baskılar devam etmektedir. Şengal can derdinde KDP ile TC’de işgal ve hâkimiyet kurma derdinde. Türk devletinin bölgesel çaptaki askeri faaliyetleri dikkatle izlenmesi gerekmektedir. Ortadoğu halkları açısından büyük bir tehlike saçmaktadır. Sadece coğrafyanın işgali değildir. Halkları da birbirine düşman hale getirecek, demografik yapıyı değiştirecek kanlı çatışmalara yol açacak tehlikeli bir yayılmacılık içindedir. Efrîn’de yapmaya çalıştığı gibi Şengal’de de bu zemini hazırlamak istiyor. Êzîdîlerin inanç ve etnik farklılığı DAİŞ katliamının gerekçesi olmuştu. Şimdi de TC devletinin gerekçesi olmuştur. Kendi imkânları ile bir dağ parçasına tutunarak yaşam savaşı veren Êzîdîlerin varlığı kirli hesapların, pazarlıkların konusu yapacak kadar aşağılık bir durumdadırlar. İşgalin, istilanın, yayılmacılığın zemini haline getirmek, Şengal’de ki Êzîdî varlığına son vermek demektir. Şengal’e yönelik tehlikenin boyutları görünenden de büyüktür. İşgalci Türk devletinin Güney Kürdistan ve Irak içlerine kadar müdahale girişimi, askeri güç bulundurması, Êzîdî coğrafyasına ve Êzîdî halkına musallat olma hesapları oldukça kapsamlıdır. Bölgesel çelişkilerden pay kapmaya çalışmak gayri ahlaki ve gayri insanidir. Êzîdî halkı ve dostları kendisine yönelik TC’nin tehditlerine karşı sessiz kalmamalıdır. Bu tehditlere boyun eğmemelidir. Türk devleti Efrîn’deki Êzîdîlerin köylerini yakıp yıktı, halkı göçertti. İnançlarından dolayı yok olma kıskacına alınmışlardır. DAİŞ’in yaptığı Êzîdî fermanına sessiz kalan dünya daha kapsamlı olacak TC Êzîdî fermanına karşı sessiz kalmamalıdır.  Tavır takınması ve tutum alması gerekir. HPG güçlerinin geri çekilmesiyle birlikte TC’nin Şengal hesapları büyük oranda boşa çıkarılmıştır. Fakat tehdit tümüyle ortadan kalkmış değildir. Êzîdîlik var oldukça TC’nin düşmanlığı devam edecektir. İdeolojik düşmanlığı vardır. Toplumsal dokuyu tahrip etmekten vaz geçmeyecektir. Tarihteki fermanlardan da bilinmelidir ki Osmanlı geleneğinin temsilciliğine soyunanlar bu fermanları sürdüreceklerdir. Bu tehlikelere karşı örgütlü olmak, duyarlı olmak, tedbir almak, öz savunmayı güçlendirmek, kendi öz gücüne dayanmak kaçınılmazdır. Êzîdî fermanlarında Êzîdîler yalnız bırakılmıştır. Bu tarihten ders çıkarmak ve bu makûs talihi yenmenin zamanıdır. HPG’nin Şengal’deki mücadele pratiğinden Êzîdî halkı dersler çıkarmalıdır. Dirilmenin, direnmenin ve Şengal üzerinde hesapları olanlara karşı mücadele etmenin tam zamanıdır.