
Şengal kenti, aynı adı taşıyan Şengal Dağı’nın güneydoğu eteklerinde bulunuyor. Bölgenin halkı, Êzîdî Kürtlerden oluşuyor. Zerdüştlükten etkilenen Êzîdîler, Nuh’un gemisinin de Şengal’de durduğuna inanıyor.
Şengal Dağı’nın en yüksek noktası olan Çêl Mêra, 1463 metrede bulunuyor. Şengal’in nüfusu 2013’te 88 bin 23 kişi olarak tahmin ediliyordu. Ancak Irak’ta yaşanan şiddet olayları ve son olarak Haziran 2014’te Musul’dan itibaren başlayan DAİŞ saldırıları nedeniyle Şengal’in nüfusu aldığı göçlerle yüzbinleri buldu.
The Exorcist’in açılış sahnesi Şengal’de çekildi
Amerikalı yönetmen William Friedkin’in 1973 tarihli korku filmi The Exorcist’in (Şeytan) açılış sahneleri Şengal’de çekilmişti. Filmin öyküsüne göre Rahip Merrin, arkeolojik bir sitede eski Mezopotamya mitolojilerinde rüzgar cinlerinin kralı ve tanrı Hanbi’nin oğlu Pazuzu’nun küçük bir heykelciğini bulur. İki rahip, lanetlendiği sanılan bir kız çocuğundan şeytan çıkarmaya çalışır.
41 yıl sonra insanlık düşmanı bir örgüt “şeytana tapanlar” diye suçladığı Şengal’de, korku filmlerinin bile anlatmaya yetersiz kaldığı vahşet görüntülerine yol açtı. DAİŞ çetelerinin 10 Haziran’da çatışmasız bir şekilde, nüfus bakımından Irak’ın ikinci büyük kenti olan Musul’u işgal etmesi ardından vahşet dalgası yeni boyut kazandı. Bölgedeki tüm farklı dini ve etnik topluluklar ile farklı görüşlere sahip grupları hedef alarak soykırım kampanyası yürüten çeteler, Ağustos başında Şengal’e yöneldi.
Sanki farklı bir çağdan gelmişlerdi. Üzerlerinde siyah kıyafetler, ellerinde siyah bayraklar vardı. Bu çağa ve bu dünyaya ait değiller gibiydi. 3 Ağustos’ta Şengal’e ulaşan bu insanlık düşmanları, Federal Kürdistan güçlerinin geri çekilmesi nedeniyle savunmasız kalan Êzîdîlere ait her şeyi hedef aldı.
Yüzbinlerce Êzîdî evlerini terk ederek kaçmak zorunda kaldı. Onbinlercesi Şengal Dağı’na sığındı. Kentte ve köylerde hayal edilmesi güç katliamlar yaşandı. İnsanlar toplu halde infaz edildi, Êzîdîliği temsil eden yapılar yok edildi. En az 6 bin yıllık bir uygarlık köklerinden sökülerek yok edilmek istendi.
En az 4600 kadın kayboldu
Çoğu kadın ve çocuk binlerce kişi kaçırıldı. Kadınlar tecavüze uğradı, başlarına fiyatlar biçilerek pazarlarda satışa çıkarıldı. Bazıları çeteleri destekleyen uzak ülkelere satıldı. Her gün işkence çektiler. Birçok kadın intihar ederek yaşamına son verdi. Sivil toplum örgütlerine göre 4 bin 600 kadın kayboldu. Bir o kadar insanın da katledildiği tahmin ediliyor. Bu insanlık trajedisinin tüm boyutları henüz ortaya çıkmadı. Dağlara sığınan onbinlerce kişi de aynı akıbetle yüz yüze kaldı. Kaçış sırasında aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu yüzlerce kişi açlık, susuzluk ve yorgunluktan kırıldı.
Halk Savunma Merkezi Karargâh Komutanlığı, 4 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “Êzîdî halkını gerilla güçlerimiz savunacaktır” dedi. YPG ve HPG savaşçıları hızlı bir şekilde alana ulaştığında, çetelere karşı mevzilendi. Sadece bir gruptular. Ama tarihi bir direnişle çetelerin dağa çıkışını engellemeyi başararak yeni büyük katliamların önünü aldılar. YPG ve HPG güçleri, Şengal Dağı’ndan sınırdaki Batı Kürdistan’ın Cezaa bölgesine uzanan bir insanlık koridoru açtı. Sürekli saldırı altında olan bu dar koridordan onbinlerce insan, olağanüstü koşullarda geçirildi.
Gerilla ve YPG’liler bir yandan koridoru ve çetelerin dağlara çıkışını engellerken diğer yandan bu koridoru mümkün olan en uzun süre boyunca açık tutmaya çalıştı. İnsanlar araçlarla, yürüyerek, yalınayak, kimisi çocuklarını sırtlarında taşıyarak, bazıları yürümekte zorluk çekenlere omuz vererek, korkunç bir yolculuk sonucunda güvenli alanlara ulaştırıldı.
Bu kurtarma operasyonu böylece tüm dünyanın gündemine oturdu. Koridor Eylül ayı sonuna kadar açık kaldı. Topraklarını terk etmeyen 10 bini aşkın kişi de gerilla korumasında dağda kaldı.
10 bini aşkın kişi tehdit altında!
YPG ve gerilla güçlerinin açtığı insanlık koridoru rolünü oynadı. Onbinler katliamdan kurtuldu. Ancak DAİŞ vahşet örgütünün saldırıları durmadı. Çeteler, koridoru kapatmak, yarım kalan kuşatma ve katliamları tamamlamak için bölgeye yoğun bir güç yığdı.
Musul’da Irak ordusundan, Suriye’de Suriye ordusundan ve kendilerine destek veren başta Türkiye olmak üzere yabancı devletlerden aldıkları silahlarla Eylül sonlarına doğru koridora yöneldiler.
Coğrafi koşullar ve büyük güç dengesizliği nedeniyle alandaki gerilla grubunun koridoru uzun süre açık tutabilmesi mümkün değildi. Zaten bu koridor, rolünü oynayarak tarihi bir kurtarma operasyonuna tanıklık etmişti. Eylül sonunda koridor kapandı ve Şengal Dağı’ndaki halk tamamen kuşatma altına alındı.
Topraklarını terk etmek istemeyen ve dağda kalmayı tercih edenlerin sayısı 10 bini aşıyor. Bunlar çoğunlukla gerilla güçleri ve Şengal’e yönelik işgal saldırılarının başladığı 3 Ağustos’tan sonra kurulan Şengal Direniş Birlikleri tarafından korunuyor. Güçlü bir direnişle çetelerin dağlara çıkması engelleniyor. Dağda mahsur kalanların çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Onları bekleyen tek tehlike ise DAİŞ çetelerinin olası katliamları değil. Buradaki halk koridor kapanmadan önce ulaştırılan yardımlarla yaşama tutunmaya çalışıyor. Ama bu nereye kadar sürecek?
Zaten çok kısıtlı olan imkanlar giderek azalıyor. Alanda insani yardım faaliyetlerini koordine eden Êzîdî Demokrasi ve Özgürlük Hareketi’ne (TEVDA) göre ailelerin yüzde 80’inin bir çadırı yok. Var olan çadırlar da yağmur ve soğuğa dayanıksız. Çocukların yüzde 50 ila 60’ı ayakkabısız. Hiçbirinin bu kışı karşılayacak sıcak kıyafetleri bulunmuyor. TEVDA’nın verdiği bilgilere göre sadece Ekim ayında iki çocuk soğuk kış koşulları ve erzak sıkıntısından dolayı yaşamını yitirdi.
Geceleri soğuk ve uzun...
Havalar iyiden iyiye soğuyor. Kış koşulları geçen her gün daha sert hissediliyor. Yazları çok sıcak olan bu bölge, kış aylarında sert bir soğuğa teslim oluyor. Dağlar kurak, yakacak yok. Geceleri çok soğuk ve uzun. Yağmur yağdığında her taraf çamur deryasına dönüşüyor. Çadırlar su geçiriyor. Gerilla mevzilerde, halk çadırlarda ve derme çatma barınaklarda üşüyor. Temel ihtiyaç bir an önce insani bir koridorun açılması. Mevcut durumda bölgeye sadece havadan ulaşmak mümkün.
Haftalar boyunca tek bir yardım gelmedi. Kamuoyu baskısı ardından Kasım ayı başlarında helikopterlerle ulaştırılan bir kısım yardım ise ihtiyaçları karşılamaktan uzak.
Mazot biterse su kuyularından su bile çekilemez. Yiyecek, içecek, barınma ve ısınma konusunda akla gelebilecek tüm maddelere acil ihtiyaç var. Şengal Dağı sakinleri, bölgesel ve uluslararası güçlere acil yardım çağrısında bulunuyor. Mesajları çok net: Yardım yeterince ulaştırılmazsa, başta çocuklar olmak üzere insanlar burada ölebilirler. Yeni trajedilerin yaşanmasının önüne geçmek için bir an önce harekete geçilmeli.
Koridor açılmazsa hepimiz öleceğiz
Çok tehlikeli bir kışa girmekte olan Şengalliler, nasıl bu duruma düştüklerini, şu anda nasıl yaşadıklarını, kimlerin kendilerini koruduğunu, karşı karşıya oldukları riskleri ve acil yardım taleplerini anlattılar.
Xinni Alyaz isimli bir Êzîdî kadını, en başa dönerek yaşadıklarını şöyle ifade ediyor: “Bizleri yalnız bırakıp kaçan Pêşmergeleri gördükten sonra biz de Şengal Dağı’na doğru kaçmaya başladık. Kaçamayanlar oldu. Esir düşen Êzîdî kızları oldu. Birçok erkek katledildi. Dağa kaçanların yüzlercesi de susuzluktan yolda yaşamlarını yitirdi. Yollar insan cesetleri ile doluydu. Dağa ulaştıktan sonra 5 gün boyunca erzağımız yoktu. Ardından YPG koridor açtı ve gerillalar Şengal Dağı’na gelerek bize yardım etti.”
HPG, YJA-Star gerillaları ile YBŞ savaşçılarının denetiminde olan Şengal Dağı’na yönelik çetelerin saldırıları son dönemde daha da arttı. Ancak çeteler gerillalar karşında ağır kayıplar vererek Kasım ayı içerisinde birçok alandan çıkarıldılar.
TEVDA yöneticilerinden Munzur Dêrsim, “İnsanlık düşmanı DAİŞ çetelerinin Solak, Merka, Bare, Şilo, Skêniye ve Şerfeddin köylerinde son bir ay içerisinde saldırıları arttı” diyor. Dêrsim, bu saldırılar karşısında da HPG, YJA-Star gerillaları ile YBŞ savaşçılarının büyük bir direniş içerisinde çeteleri Şengal Dağı’ndan temizlediklerini ekledi.
“İnsani yardım koridorunun kapanması ile Êzîdî halkına herhangi bir yardım yapılmadı” diyen Dêrsim, şöyle devam ediyor: “Eğer acil yardımlar yapılmazsa halk burada açlıktan ve soğuktan yaşamını yitirecek.”
TEVDA’nın verdiği bilgilere göre sadece Ekim ayında iki çocuk soğuk kış koşulları ve erzak sıkıntısından dolayı yaşamını yitirdi.
TEVDA yöneticilerinden Sait Hasan Sait ise bölgesel ve uluslararası toplumdan defalarca yardım istediklerini belirtti. Sait, “Şengal Dağı’nda yaşayan 1400’den fazla aile zorlu kış koşullarına ve erzak sıkıntısına rağmen hayatta kalma mücadelesi veriyor” dedi.
Federe Kürdistan Hükümeti ve Bağdat Hükümeti’ni acil yardım etmeye çağıran Sait, “Halkın burada başta çadırlar olmak üzere erzağa ve kışlık elbiselere ihtiyacı var. Bu ihtiyaçların bir an önce karşılanması gerekiyor. Yoksa başta çocuklar olmak üzere halk Şengal Dağı’nda yaşamını yitirebilir” diye uyardı.
Dağda yaşam mücadelesi veren Êzîdî kadınlardan Sevim Kasım, erzak ve kışlık elbiselerinin olmadığını söylüyor. Çocuklarının ölüm tehdidi altında olduğunu ifade eden Kasım, şöyle diyor: “Çetelerin katliam tehditlerinin yanında bir de yaşamla mücadele ediyoruz. Bir de zorlu kış koşullarının başlaması ile beraber erzağımızın olmayışı bizi olumsuz etkiledi. Koridor açık olduğu zaman tüm ihtiyaçlarımızı PKK karşılıyordu. Ancak koridorun kapanması ile beraber çadıra, erzağa ve kışlık elbiselere ihtiyacımız var. Bu şekilde devam ederse çocuklarımız yaşamlarını yitirebilir.”
Birçok bebeğin mama ve süte ihtiyacı olduğunu belirten Leyli Xelef de aynı sorunlardan yakınıyor. Zomani Kampı’nda yaşayan Xelef, şunları söylüyor: “Dilinaz isimli bebeğimin ve yüzlerce bebeğin mama ve süte ihtiyacı var. Bunun yanında mazota ihtiyacımız var. Eğer mazot olmazsa su kuyularında su çekemeyiz. O zaman susuzluk başlar. Katliam dönemini tekrardan yaşarız. Bunun için bu ihtiyaçların bir an önce karşılanması gerekiyor. Yoksa başta bebekler ve çocuklar olmak üzere burada yaşayan insanlar yaşamını yitirirler.”
HABER MERKEZİ