DAİŞ’in Êzîdîlere dönük gerçekleştirdiği katliamın 4. yıl dönümünde Şengal ve Musul’da ziyaretlerde bulunan HDP’nin Êzîdî Milletvekili Uca, DAİŞ’in tahribatını, bölge kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla karşılaştırarak, “Cizre, Sur, Musul ve Şengal’in resmi aynı kalemle çizilmiş” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Kadın Meclisi üyeleri, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) delegeleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticileri, Tevgera Jînen Azad (TJA) üyeleri, Zorla Alıkonulan Kadınlarla Mücadele Platformu aktivistleri ve Süryani Dernekleri Federasyonu’nun da aralarında bulunduğu bir heyet, DAİŞ’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzîdîlere yönelik gerçekleştirdiği 73. fermanın 4. yıldönümünde Musul ve Şengal’de ziyaretlerde bulundu. Heyette yer alan HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, 3 gün boyunca sürdürdükleri ziyaretlerde edindikleri izlenimleri aktardı.
Badoş Zindanı
Şengal yolculuğunun ilk durağının DAİŞ tarafından kaçırılan binlerce Êzîdî kadının aylarca işkenceye maruz kaldığı Musul’da bulunan Badoş Zindanı olduğunu belirten Uca, “Zindanı görünce, Musul’da yaşanan katliamlar gözler önüne serildi. DAİŞ o zindanı terk ettiği zaman soykırımın izlerini silmek için yıkarak gitmişti. Ancak 500 kişinin bulunduğu toplu mezarlar yıkımdan arda kalmıştı. Burada Êzîdî kadınların pazarlarda satılması ve gördükleri işkenceyi hissettik. Çünkü çok ağır bir süreçti” dedi.
90 bin Êzîdî dönmüş
Heyetin ikinci durağı olan Şengal’den ilk izlenimlerinin yeni yaşamın örülmesi olduğunu ifade eden Uca, DAİŞ’in saldırıları üzerine göç etmek zorunda kalan 90 bin Êzîdî’nin köylerine geri döndüklerini ve köylerini yeniden inşa ettiklerini aktardı. Aynı zamanda saldırılar sırasında yaşanan ağır göçün tanığı olan Uca, duygularını şöyle aktardı: “Bastığınız her karışta kadınların ve çocukların işkenceye maruz kaldığını hissediyorsunuz. Hangi dağın hangi kayasında katledilenlerin kemiklerinin olduğunu hissediyorsunuz. İnsanların tozlar arasında çıplak ayakla göç etmek zorunda kaldığı o koridordan geçtiğiniz zaman, aynı fotoğraf karesini gördüm.”
Şengal’e dönüş büyük mesajdır
DAİŞ’e karşı direnen ve 2 yılı aşkın süre boyunca DAİŞ’in elinde kalarak işkenceye maruz bırakılan kadınların Şengal’de direnişi sürdürdüğünü vurgulayan Uca, “DAİŞ’in eline düştüler, göç etmek zorunda kaldılar ama Êzidxan’a geri döndüler. Bu DAİŞ’in katliamlarına verilen en büyük mesajdır. Dönüşler halen sürüyor. Şengal tarihimizin en önemli parçasıdır. Êzidxan’a dönüşler olmazsa bu inanç tarihte yaşam süremez” şeklinde konuştu.
Toplu mezarlar
DAİŞ saldırıları sonucu katledilen binlerce kişinin toplu mezarlarda olduğunu ifade eden Uca, tanık olduğu bir anı şöyle anlattı: “Reşo amca her gün toplu mezarlara gelerek saatlerce bekliyor. 2 oğlu ve yeğeni DAİŞ tarafından katledilmiş ve toplu mezara konulmuş. Reşo amcanın yarası, bütün Êzîdîlerin yarasıdır. Kürtler, hep birlikte Êzîdîlerin yaralarını sarmak için ortaklaşmalı.”
Aynı kalemle çizilmiş
DAİŞ’in saldırıları sonucu Musul ve Şengal’de ortaya çıkan fotoğrafın, Kuzey kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ardından yaşanan yıkımı hatırlattığına dikkat çeken Uca, şöyle devam etti: “Musul ve Şengal’de, Cizre ile Sur’u gördük. O fotoğraf bize yabancı gelmedi. Çünkü o fotoğrafı bölge kentlerinde daha önce görmüştük. Cizre, Sur, Musul ve Şengal’in fotoğrafını yan yana getirdiğiniz zaman aynı zihniyeti göreceksiniz. Resim aynı kalemle çizilmiş. Bu nedenle aynı yara ortaya çıkıyor. Bu anlamda yaralarımızı birlik ile sarabiliriz. Bu katliamlara verilecek en büyük mesaj birlikte mücadeledir.”
İradelerine sahip çıktılar
3 Ağustos’ta gerçekleştirilen anma etkinlikleri kapsamında Êzîdî Gençleri Birliği’nin (YCÊ) üyesi gençlerin Şengal Dağı’na yaptıkları meşaleli yürüyüş ve Şengal Genel Meclisi’nin ilan edilmesinin tarihi olduğuna dikkat çeken Uca, şunları söyledi: “Anma etkinliğinde yaşanan bütün acılar tazeliğini koruyordu. Halk Şengal Dağı’na yürüyerek iradesine sahip çıktı. Özellikle gençlerin verdiği mesaj iyi okunmalı. Şengal Dağı’nda yaşamak, katliama en büyük cevaptır. Şengal Genel Meclisi’nin ilan edilmesi bütün Şengal’in temsilliyetidir. Katliama karşı direnenler örgütlenerek, geleceğini kendisi belirleyecek.” n MA/AMED