Sisli bir günün bütün gizemi üstündeyken yol aldık Şengal’e, iki metre dahi önümüzü görmez bir halde ama bayağı hızlı bir şekilde ilerledi arabamız. Yol boyu savaş izleri, yanmışlık, yıkılmışlık, acı ve ihanetin izleri vardı. Bu, Şengal’e ikinci gelişimdi, birincisinde arabamız tozda yüzerek ulaştı Şengal dağına, şimdi ise asfalt yol boyu ilerliyorduk. Birincisinde çok kan ve cenaze kokusu vardı şimdi ise nem ve ıslak kokan bir hava var. 

Şengal dağının zirvesine ulaştığımızda sabit yapılar dışında buradaki gerillaların çok şey değiştirdiğini gördüm. Beni kapısında Türkçe bir yazıyla “izinsiz girilmez” yazan bir konteynırın kapısına getirdiler “çantalarını buraya bırakabilirsin” dediler. Gülümseyerek biraz da muzip bir ifade ile izin istedim “geçebilir miyim” dedim. “Geç heval” dedi esprimi anlayıp gülümseyen o şirin gerilla. İçerde bilgisayarların üstünde dizildiği bir masa vardı. “Burası basın mı” diye sordum. “Evet, burası kadın arkadaşların basın mangası” dedi bana eşlik eden gerilla. İçerde oyuncak ayıcıklar, çiçek desenli tablolar, tavus kuşunun kanatlarını simgeleyen levhalar, Laleşa Nûranî türbesinin çerçevelendiği bir resim ve tabi Şengal savaşında şehit düşen gerillaların resimleri vardı. İçerisi çok temiz ve düzenliydi. 

Aradan birkaç ay geçmesine rağmen çok şey değişmişti. Geçen sefer geldiğimde çoğunlukta Kandilden gelen gerillalar vardı, şimdi ise yüzlerce Êzîdî kızı gerillalaşmış, silahlanmıştı. Hatta bu kadın savaşçıları eğiten özgün akademiler bile kurulmuştu. Şehit Xane Akademisi ilk beş devrelik öğrencilerini mezun bile etmişti. YBŞ ayrı bir komutanlık olarak kendini örgütlemiş, onlarca devre de Derweşê Evdê akademisi bünyesinde yüzlerce savaşçısını eğitmişti. YBŞ’nin kadın kolu olan YPJ Şengal de kendini ayrı bir kadın ordusu olarak örgütlemiş. 

DAİŞ çetelerinin elinden kaçıp kurtulan Êzîdî kızların aileleri tarafından kabul edilmemesi üzerine, gerillalar Êzîdî şehleriyle görüşmeler yapmıştı. Şimdi Êzîdî kızlarına yönelik dışlayıcı yaklaşımların değişmeye başladığını görmek oldukça sevindirici. 

Artık DAİŞ çetesinden kurtulup gelen Êzîdî kızları Laleş türbesini ziyaret ediyor, burada yıkanıyor ve toplumun onları yargıladığı ‘’kirli’’ olarak gördüğü her şeyi Laleş’teki suda arıtıp, yeni bir başlangıç yapıyor. Toplum onların ‘’kirlendiğini’’ düşünse de onları hiçbir güç kirletemez. Ana sütü gibi duru ve tertemizler. Kirli olan, mağduru oldukları erkek vahşeti ve zihniyeti ama bunu katı bir topluma anlatmak kolay değil. Eğitim, zaman ve sabır gerekli bazı şeyleri değiştirmek için. Gerillalar da değiştirmek için şu an bunu uygulamaya çalışıyor. Böyle yaklaştıkça da toplumdan hayranlık görüyor. DAİŞ’în elinden kurtulan Êzîdî kızlarının bazılarının tercihi YPJ oluyor. Ailelerine dönmek isteyenler ise zarar görmemeleri, dışlanmamaları sözü karşılığında evlerine gönderiliyor. 

Dışarda bir kadın gerillanın sesini duydum. Merak ettim, hemen dışarı çıktım. Telefonla konuşuyor, yaralı bir gerillanın sağlık durumuna ilişkin bilgi alıyordu. Israrla karşıdakine birşeyler anlatmaya çalışıyordu. Öfkeli, kaygılı, üzgündü. Son sözünü söyledi ve kapattı telefonu. Belli ki kadın gerilla doktor. Doktorla biraz sohbet ettim. Belli ki çok yanmıştı canı, kısa kesiyordu sözlerini. Doksandan fazla yaralı savaşçının olduğunu, bazılarının ikinci hatta üçüncü kez yaralandıklarını, buna rağmen savaş cephesinden ayrılmadıklarını aktardı.  “Peki, şehit sayısı” diyorum. “Başından itibaren sayarsak bir o kadarda şehit var” diyor. Tekrar anlıyorum ki ihanetin küçük hali yalandır. Zira bu topraklarda gerillanın varlığından rahatsız olan bazı kesimler, gerillanın buralardaki emeğini hep görmezden geldi, gelişmesini hazmedemedi, acısını ve yoldaş kaybını hiç ifade etmedi.    

Dün Êzîdî halkını ölüme terk edenlerin bugün Êzîdîlerin kaderi üzerinde söz söyleme hakkı var mı? Kölesini kaybeden efendi psikolojisi ile yaklaşanlar elbette ki Êzidi halkının kendi meclisini kurmasını istemez, uyanıştan korkar, direnişini hor görür. PKK, bir diriltme hareketidir. PKK’nin yeni yaşam modeli, Şengal’de, Kerkük’te, Germiyan’da, Süleymaniye’de, Mexmûr’da hayata geçmeye hazır alternatif bir modeldir. 

Şengal’in gecesi tam bir fırtınaydı, yağmur çılgınca yağıyordu. Mevzilerdeki gerillalar geldi aklıma, yarın yanlarında olmalı insan, aslında her zaman yanlarında olunmalı. Güzelliği uzaklarda aramaya gerek yok, bazen yanı başındadır iyiliğe, güzelliğe ve doğruluğa dair olan her şey…