
İnsanlığın vurulduğu ve AYAÐA KALKTIÐI YER ŞENGAL - 6
DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdiği Şengal Katliamı’ndan kurtulan binlerce Êzîdî topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Göç edenlerin büyük bir bölümü de Kuzey Kürdistan’daki kamplara yerleştirildi. Amed ve Batman’da kamplara yerleştirilen Êzîdîler, vahşetin acısıyla birlikte özgürlüğün umudunu da taşıyor.
Şengal’de “Kıyamet günü”nü yaşayan ve katliamdan kurtulmayı başarabilen Êzîdîler, uzun çöl yolculuğu ardından ulaştıkları Rojava’nın Cizirê Kantonu kenti Derik, Güney Kürdistan’ın Zaxo kenti ile Kuzey Kürdistan’ın bir çok merkezinde kurulan çadır kentlerde yaşamlarına devam etmeye çalışıyor. Katliamın tüm izlerini taşıyan Êzîdîlerin dili 3 Ağustos günü yaşananları anlatmaya varmıyor. KDP ile Arap komşularının kendilerine yaptıkları ihaneti unutamadıklarını her fırsatta dile getiriyor, yok edilmeye çalışıldıklarını ve birçok kesimin bu suça ortak olduğunu vurguluyorlar.
Gözleri Şengal’de
Her birinin haber alamadığı, akabidetini bilmediği yakınları var. Bu nedenle gözleri Şengal’de. Yakınlarına dair bir haber almak, onlara ulaşabilecekleri bir iz için televizyon haberlerini, Şengal’le ilgili programları kaçırmıyorlar.
Şengal’den uzakta, Şengal’i yaşıyorlar. Yaklaşık bir yıldır kaldıkları çadır kentlerde kültürlerini ve geleneklerini yaşatmaya özen gösteriyorlar. Amed’de belediyeler ve sivil toplum örgütlerinin destekleri ile kurulan çadır kentte kalan yaklaşık 3 bin 500 Êzîdî, katliamın birinci yılını geride bırakmasına rağmen hala yas tutuyor. Buradaki Êzîdîler DAİŞ çetelerinin vahşetinden kurtulup halen hayatta oldukları için kendilerini diğerlerinden biraz daha şanslı görüyor. Sık sık KDP’nin kendilerini savunmasız bıraktığını ve PKK’nin kendilerini çetelerden kurtardığını dile getiriyorlar. Kendilerine ihanet edenlere de halen öfkeliler.
Katliamın yasını tutuyorlar
Kampta kadın ve çocuklar çoğunlukta. Meyam Xelef (45), 9 çocuğu ile birlikte bir yıldır kampta yaşıyor. Eşi ve eşinin iki kardeşini katliamın başladığı ilk gün kaybeden Xelef, siyah elbiseleri ile kaybettiklerinin yasını tutuyor. Acısı gibi, katliam etkisini de ilk günkü gibi yaşıyor. Saldırı anında, eşi kendisinden çocukları alıp dağa çekilmesini isteyince, 9 çocuğu ile köyden ayrılarak binlerce Êzîdînin yaptığı gibi yönünü Şengal Dağı’na veriyor. Sonrasında eşi kendilerine yetişmeye çalışsa da DAİŞ yolu kestiği için katlediliyor. Böyle bir vahşeti beklemediklerini belirten Xelef “Daha sonra baktık ki, tüm erkekleri öldürüyorlar. Kadın ve çocukları kendileri ile götürdüler” diyor.
Xelef, Şengal Dağı’nda kaldıkları 10 gün boyunca su ve ekmek olmadığı için çocuklarına ağaç yaprakları yedirdiklerini söyleyerek, o günleri şöyle aktarıyor: “6 aylık çocuğuma ağaç yaprakları yedirmek zorunda kaldım. Bazı çocuklar korkudan ölme noktasına gelmişti. Çünkü 9 yaşındaki kız çocuklarını 70 yaşındaki adamlara veriyorlardı. Dağ’ın yamacında öldürülen çocuk ve erkeklerin cesetleri ile karşılaştık. Anladık ki, Êzîdîleri o gün yok etmek için gelmişlerdi.”
Şengal’deki bu zorlu günler ardından PKK ve YPG/YPJ güçlerinin güvenlik koridoru açmasıyla birlikte zorlu bir yolculuk ardından Cizîrê Kantonu’na, oradan da Zaxo, ardından Amed’de şu an bulundukları kampa ulaşıyorlar. Êzîdî halkına yapılanların hiç kimseye reva görülemeyeceğini belirten Xelef, “Êzîdîlere karşı bu kin ve nefret neden?” diye soruyor.
Vahşet ve ihanet unutulmadı
Xelef’in acısı kadar, ihanete yönelik öfkesi de var. “Pêşmerge bizi bırakmaz sanıyorduk. Bir de baktık ki, bizden önce onlar kaçtı. Onlar bizi bırakınca bizde Şengal’i terk etmek zorunda kaldık. PKK dışında kimse yoktu. Onlar bize yetişti” diyen Xelef, bir diğer ihaneti de komşularından gördüğünü söylüyor. DAİŞ çetesinin Şengal’deki gerçekleştirdiği en kanlı katliamlardan Koço köyü katliamını hatırlatan Xelef, yüzlerce kişinin öldürüldüğü bu katliamda bazı Arap aşiretlerinin de DAİŞ saflarına katılarak bu katliamda yer aldıklarını vurguluyor: “Hepsi bize karşı birleşti. Karşı komşularımızdı. IŞİD geldiği gibi bize karşı düşmanlığa giriştiler. Koço köyündeki katliamda Êzîdîler Müslümanlığı kabul etmediği için katledildiler. Kızlarımızı aldılar, erkekleri ise öldürdüler.”
Xelef, Êzîdî genç kadınların köle pazarlarında satılmasına ve herkesin buna sessiz kalmasına da isyan ediyor. “Küçücük kızlarımızı 70 yaşındaki adamlara sattılar” diyen Xelef ekliyor: “Bizim başımıza gelenler kimsenin başına gelmedi. Bize fermanlar yaşattılar. Herkes bir tarafa dağıldı. Oysa Êzîdî halkının kimsenin ekmeğinde gözü yoktu, kimseye kötülük yapmadı.”
‘Kaybettiklerimizi
rüyamızda görüyoruz’
Kampta kalan İbrahim Xano da katliamın başladığı 3 Ağustos gecesinin her anını acıyla hatırlıyor. 6 çocuğu ve eşi ile birlikte katliamdan kıl payı kurtulan Xano, kardeşi ve diğer 4 çocuğunun akibetini halen bilmiyor. Ama umudunu yitirmemeye çalışarak, hala kardeşinden gelecek iyi bir haberi bekliyor. Çok sayıda çocuğun ailesini kaybettiğini ve adeta bir can pazarının yaşandığını aktaran Xano, DAİŞ çetelerinin elinden kaçan Êzîdîlerin tek kurtuluş yolunun da Kürt savaşçılarının açtığı güvenlik koridoru olduğunu belirtiyor.
Şengal’de yaşadıklarının unutamadıklarını söyleyen Xano, “Hala kaybettiklerimizi rüyalarımızda görüyoruz. Bize yaşatılanlar sözle anlatılacak gibi değil. Bizim fermanımızı kaldırdılar. Bir tane Êzîdînin kalmaması için bu katliama giriştiler. Şimdi de aynı şeyin peşindeler. Tek umudumuz bugün Şengal Dağı’nda savaşan PKK ve Şengal direniş birlikleridir. Bu katliama ortak olan herkesin topraklarımızı terk ettiği gün topraklarımıza dönebiliriz” diyor.
Acıyı umuda dönüştürüyorlar
Kuzey Kürdistan’a göç eden Êzîdîlerin bir kısmı da Batman’ın Şimze Köyü’ne yerleştirildi. Eski bir Êzîdî köyü olan Şimze’de 23 aile kalıyor. Êzîdîler, “Roja reş” olarak adlandırdıkları katliama ve acılarına rağmen dimdik ayakta kalarak, direneceklerini belirtiyor.
Batman’da eski bir Êzîdî köyü olan Şimze’deki kampta kalan Êzîdîler, halen katliamın etkisinde. Katliamın yıldönümünde acıları adeta bir kez daha tazeleniyor. Kampta bulunan tüm kadınların gözleri ağlamaklı. Katliamın yasını tutan kadınların çoğu Şengal’den göçertildikleri o günden itibaren bir yıldır siyah giyiniyor. Çocuklarına sımsıkı sarılıyorlar. Gülmeyen yüzleri yaşadıklarını anlatırcasına kampın dışına dönük. Kampta yaşayan ve Êzîdî Piri olan Pir Şemo, Şengal’de yaşanan çok büyük bir katliam yaşandığını, IŞİD’in amacının ise tek bir Êzîdî kalmayacak şekilde bir soykırım gerçekleştirmek olduğunu belirtiyor. Tüm vahşetine rağmen IŞİD’in istediğinin gerçekleşmediğini ve Şengal’in direndiğini belirten Pir Şemo, Êzîdî halkının hala ayakta olduğunu vurguluyor: “Çok acılar çektik. Binlerce şehit verdik, on bin insanımız hala çetelerin elinde ama yine de amaçlarına ulaşamadılar. Bizi Şengal Dağ’ına kıstırarak orada soykırıma uğramamızı planlıyorlardı. Bizim de Kürt halkının birliğine olan inancımız vardı. Sadece halkımıza güvendik. Rojava halkının bize güven veren yaklaşımını asla unutmayacağız” şeklinde konuştu.
‘Özgürlüğü mutlaka göreceğiz’
YPG ve HPG gerillalarının kendileri için canını feda ettiğini belirten Pir Şemo, günlerce uykusuz kalarak Şengal’e ulaşmak isteyen gerillaların daha uyuyamadan IŞİD çeteleri ile savaşarak yaşamını yitirdiğine şahit olduklarına dikkat çekti. “O günleri unutamayız” diyen Pir Şemo, IŞİD ve destekçilerinin amacına ulaşamadıklarını ve bugün hala yaşamanın onlara bir mesaj olduğuna işaret ediyor. Êzîdî halkına karşı geliştirilen yok etme girişimlerinin boşa çıkarıldığını ve bugün tüm Êzîdîlerin ortak bir noktada buluşabildiğini söyleyen Pir Reşo, Şengal’in özgürleştirileceği günü de mutlaka göreceklerini belirtiyor.
‘Bizi koruyanları unutmayacağız’
Kampın bir diğer önde gelenlerinden olan Pir Kenan, kimsenin katliamın gerçekleştiği 3 Ağustos gününü unutmamasını istiyor. KDP pêşmergelerinin Êzîdî halkını savunmasız bırakarak halktan önce Şengal’i terk ettiğini vurgulayan Pir Kenan, “Biz yanımızda peşmergeyi görmedik. Sadece gerillalar vardı. Onlar bize yolu açtı. Şengal’de saldırıdan önce 7 bin pêşmerge vardı. Binlerce pêşmerge bizi IŞİD’e karşı koruyamadı. Biz o günü asla unutamayız. Gerillalarda ağır silah olmamasına rağmen bizi çetelere karşı korudular” dedi. Yüzbinlerce Êzîdînin bugün hala yaşıyor olmasının gerilla güçleri sayesinde olduğunu belirten Pir Kenan, hayatını kaybedenlerin yanında kendilerini koruyanları da unutmayacaklarının altını çiziyor.
G. Kürdistan’a dönen Êzîdîler tutuklanıyor
Kampta kalan Êzîdîlerin en büyük sorunu ise Güney Kürdistan topraklarına gittiklerinde KDP asayişi tarafından göz altına alınarak kötü muamele görmeleri. Pêşmergenin Şengal’i terk etmesini gazetecilere anlatanların bir kısmının aylardır Güney Kürdistan’da cezaevinde tutulduklarını aktaran kamp sakinleri, KDP yetkililerinin Türkiye’deki tüm medya kuruluşlarını takip ettiklerini ve buradan Êzîdîleri tespit ettiklerine dikkat çekiyor. Bazı Êzîdîlerin kameraları görünce çekinmesinin ise bu korkudan kaynaklandığını belirtiyorlar.
Şimze köyü sahipleri ile buluştu
Eski bir Êzîdî köyü olan Şimze, Şengal’den gelen 23 Êzîdî aileye kapılarını açtı. Köyün yerlisi olan birkaç yaşlı Êzîdî ile birlikte evlerde yaşayan Êzîdîlerden Ali Rafo Haci (49) 7 çocuğu ile 11 aydan bu yana köyde kalıyor. Şengal katliamında anne, baba, kız kardeşi amcası ve nenesi de dahil olmak üzere ailesinden 5 kişiyi kaybeden Haci, iki kuzeninin ise hala IŞİD’in elinde olduğunu belirtiyor. 14 Ağustos 2007’de Şengal’de yapılan bombalı saldırıda 500 kişinin hayatını kaybettiği katliamda ise oğlu, kardeşi ve kuzenini kaybeden Haci, iki katliamı yaşadığını ve ailesinin büyük çoğunluğunun katledildiğini söyledi. Yaşadıklarını anlatırken konuşmakta zorluk çeken Haci, “Yüreğimiz her gün yanıyor. Bize karşı yapılan bunca katliama rağmen hala bizi yok etmeye çalışıyorlar” dedi. Katliamda sessiz kalan ve kendilerine yardımda bulunmayan devletlere karşı büyük bir hayal kırıklığı içinde olduklarını belirten Haci, artık Kürt halkının birlikte hareket ederek bu katliamlara karşı durmasını istedi.
‘Torunum Eva topraklarında büyüsün’
Topraklarına dönmek istediklerini belirten Haci, Êzîdî halkına yapılanların unutulamayacağını ancak Şengal’e tekrar dönecekleri günün hayalini yaşadıklarını ifade etti. Şengal’den çıktıkları yolculukta torunu Eva’nın 3 aylık olduğunu, şimdi ise torunun yine topraklarına dönerek orada yaşamasını istediğini belirten Haci, kaçırılan yakınlarının ise kurtarılmasını istiyor. Êzîdî köyü Şimze sakinlerinden Celal Seydo isimli bir diğer Êzîdî ise hala yaşadıkları acıyı unutamadıklarını ve her gün aynı şeyleri yaşıyormuş gibi olduklarını söylüyor. Kaldıkları köyde yas havası olduğunu ve bugüne kadar ne bir düğün ne de bir eğlence düzenlemediklerini kaydeden Seydo, 3 Ağustos gününün kendileri için yas günü olduğunu belirtti.
Yeni katliamların önüne geçmek için için Kürt halkının ulusal birliğinin önemli olduğunu vurgulayan Seydo, kaçırılan Êzîdî kadınlarının kurtarılmasını istedi.
100 yaşındaki Êzîdî artık yalnız değil
Şimze köyünün yerlilerinden 100 yaşındaki Mehmet Alataş birkaç kişi kaldıkları köyde, şimdi Êzîdî 23 aileyle birlikte kaldığı için huzurlu. Birbirlerine destek olduklarını belirten Alataş,
tüm dualarının Şengal’de savaşanlar ile olduğunu söylüyor. Şimze köyünde ibadetlerini yapan tüm Êzîdîlerin ortak duası yeniden özgür Şengal’de yaşayacakları güne dair.
DİHA/HABER MERKEZİ