NAZIM DAŞTAN / MA/ŞENGAL
DAİŞ çete örgütünün Êzîdîlere dönük gerçekleştirdiği 74’üncü ferman, 5’’inci yılına giriyor. Daha önce de defalarca yıkım ve talana uğrayan Êzîdî yurdu Şengal, bu kez hem uluslararası hem de bölgesel güçlerin ortaya çıkardığı DAİŞ çeteleri tarafından 3 Ağustos 2014’te büyük bir soykırıma uğratıldı.
Ortadoğu’daki en büyük saldırısını Şengal’de gerçekleştiren DAİŞ, on binlerce Êzîdî’yi kırımdan geçirdi. Esir aldığı binlerce Êzîdî kadını; Mûsil, Reqa, Dêra Zor, Tilafer, Minbic ve Girê Spî gibi kentlerde kurduğu köle pazarlarında sattı, binlerce Êzîdî’yi de katletti. Yüz binlerce Êzîdî, dünyanın çeşitli yerlerine göçertildi.
Fermanın üzerinden 4 yıl geçti. Bugüne kadar DAİŞ’e karşı gerçekleştirilen operasyonlarda birçok kadın kurtarıldı. Halen akıbeti bilinmeyen binlerce kadın, DAİŞ’in elinde esir bulunuyor.
Fermanda esir düşen ancak daha sonra kurtarılan Êzîdî kadınlar yaşadıklarını anlattı.
Henüz 15’indeyken
Bu kadınlardan biri Bedriye Feysal. Şengal’in güney yakasında bulunan Domiz Köyü’nden olan Feysal (18) henüz 15 yaşındayken DAİŞ’e esir düşüyor. Ferman günü, Şengal Dağı’na sığınmaya çalışırken annesi, babası ve 6 kardeşiyle birlikte DAİŞ’in eline geçen Feysal, önce Şengal’e daha sonra Tilafer’e götürülüyor. Feysal, ardından Musul’un kuzeybatısına 15 kilometre uzaklıkta bulunan Baduş Hapishanesi’ne konuluyor. Baduş, sadece Êzîdî kadınları toplandığı bir yer olarak biliniyor.
Babası ve iki kardeşi hala esir
Katledilmemek için burada Müslümanlığı kabul ediyor Feysal. Hapishaneden çıkarıldıktan sonra tekrar Tilafer’e, ardından kız kardeşiyle birlikte ailesinden koparılarak, Mûsil’a götürülüyor. Burada Ebu Tahir adındaki bir DAİŞ emirine satılıyor. Bu şekilde 6 DAİŞ’liye satılan Feysal, en son Reqa götürülüyor. Reqa’ya Demokratik Suriye Güçleri (QSD) tarafından operasyon başlatılınca onlarca Êzîdî ile birlikte Dêra Zor’a sürülüyor. Feysal’in annesi ve 4 kardeşi, ondan 1 yıl önce özgürleştirilirken, kendisi ise 10 ay önce QSD’nin Dêra Zor’da yürüttüğü bir operasyon sırasında kurtuluyor. Feysal’ın babası ve iki kardeşi halen DAİŞ’in elinde esir bulunuyor.
Eşinden haber alamıyor
Evli ve 33 yaşında olan Xalide Murad, Koço’nun kuzeyinde bulunan Til Kesab köyünden. Murad, ferman günü ailesiyle birlikte Xanesor’a ulaşmak için yoldayken, Herdan köyü yakınlarında önleri kesilerek, esir alınıyor. Aşireti olan Mêrka’ya mensup 226 kişi de o gün DAİŞ’e esir düşerken, onlardan 102 kişi infaz ediliyor. Diğerlerinin akıbeti bilinmezken, kendisi ise sırasıyla Şengal, Tilafer ve Mûsil’a götürülüyor. O da günlerce Baduş Hapishanesi’nde tutuluyor. Murad, 3 aylık esaretten sonra Arap bir tanıdığının yardımıyla DAİŞ’in elinden kaçıp kurtuluyor. Murad’ın eşi halen DAİŞ’in elinde bulunurken, bugüne kadar ondan bir haber alamamış.
Çocuklarının katledildiğini duymuş
Şengal’in Gir Zer köyünden olan 55 yaşındaki Xunaw Êno Huro ise, ailesiyle birlikte Şengal loflarına (virajlı yol) vardıkları sırada DAİŞ’e esir düşüyor. Eşi ve 3 oğlu ile birlikte esir düşen Huro, Tilafer’e götürülerek, burada ailesinden koparılıyor. Baduş Hapishanesi’nde esir düşmüş yüzlerce Êzîdî kadın ile birlikte haftalarca tutuluyor. Burada tanıdıkları ile de karşılaşırken, hapishaneden çıkarıldıktan sonra Mûsil merkeze götürülüyor. 9 ay boyunca köle gibi çalıştırıldıklarını söyleyen Huro, sonrasındaysa DAİŞ’le yapılan ve detaylarını bilmedikleri bir anlaşma kapsamında eşiyle birlikte Kerkük’e getirilip, serbest bırakılıyor. Çocuklarından hiçbir haber alamayan Huro, aldığı bazı duyumlara göre onların katledildiğini belirtiyor.