Çalıştayda Êzîdî halkının fiziki soykırım ardından şimdi de ‘beyaz katliam’a maruz kaldığı vurgulandı. Katliamda sorumluluğu bulunan tüm devlet, kişi ve örgütlerden hesap sorulması isteyen kadınlar, “Tüm kadın örgütleri YJŞ’yi Şengal’in resmi savunma gücü olarak kabul etmelidir” dedi. DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği soykırımın 5’inci yıldönümünde “Şengalli kadınların onurunu savunmak, kadın varlığını savunmaktır” sloganıyla Şengalli Kadınlar Çalıştayı gerçekleştirildi. Qamişlo’da düzenlenen çalıştaya Kuzey ve Doğu Suriye’den 125 kadın, Şengal’den gelen kadın heyeti, Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) savaşçıları katıldı. Çalıştay’da Şengal saldırılarına karşı mücadelede kadınların rolü ve örgütlenmesi, geçen 5 yılda yürütülen çalışmalar ve karşılaşılan engeller tartışıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Kongreya Star Sözcüsü Evîn Sewaîd, Êzîdî soykırımını kınayarak, “Şengalli kadınların en kirli suçlara ve acılara maruz kaldığı bugün, tüm dünya için kara bir gündür” dedi. Sewaîd, YPJ’nin birçok Êzîdî kadını kurtardığını ve yaşananların tekrarlanmaması adına Şengalli kadınların örgütlenerek askeri güç oluşturduğuna dikkat çekti. Efrîn işgali, Şengal’in devamı Çalıştayın ilk oturumunda DAİŞ çetelerinin Êzîdî kadınlara yönelik saldırısı ve DAİŞ çetelerine karşı örgütlenen kadınların verdiği mücadele tartışıldı. Oturumu Jineoloji Akademisi Üyesi Rûmet Heval yönetti. Konuşmalarda Türk devletinin Efrîn’e yönelik saldırısının Şengal’e yönelik saldırıların devamı olduğuna vurgu yapıldı. Değerlendirmelerin ardından katılımcılar, Êzîdî inancı ve kültürünün korunmasına dönük öneri ve değerlendirmeler sundu. Daha sonra DAİŞ çetelerinin Şengal’de işlediği insanlık suçlarını anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. İnsanlık için kara bir leke İkinci oturumda ise YPJ ve YJŞ temsilcileri söz aldı. YJŞ Komutanı Yazda Şengal, sunumunda, çalıştayın Êzîdî halkı için önemini belirttikten sonra şöyle devam etti: “3 Ağustos 2014, Êzîdîler için karanlık bir gündür. Şengal katliamında sadece Êzidî kadınlar değil tüm dünya kadınları hedef alındı. DAİŞ çeteleri Êzîdî inancı ve kültürünü hedef aldı. Katliam, kaçırma ve tecavüz gibi suçlar insanlık tarihi için kara bir lekedir” dedi. Irak ve Güney Kürdistan hükümetlerinin sorumluluklarını yerine getirmediği için Êzîdîlerin vahşi katliama maruz kaldığını hatırlatan Şengal, KDP’nin Êzîdîleri göç etmeye zorlayan politikalarını kınadı. Direniş cesaret verdi YPJ Resmi Sözcüsü Nesrîn Abdullah ise Şengalli kadınların maruz kaldığı vahşete tanık olduklarını belirterek, YPJ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de DAİŞ çetelerine karşı sürdürdüğü mücadelede binlerce Êzîdî kadın ve çocuğu özgürleştirdiğini hatırlattı. Yaşananların intikamının alındığını vurgulayan Abdullah, kadın direnişinin tüm dünya kadınlarına cesaret verdiğini ve dikkatleri üzerine çektiğini söyledi. Öz savunmaya ihtiyaç var Kadınların öz savunmaya ihtiyacı olduğunu ifade eden Abdullah, “Kapitalist sistemler Ortadoğu’nun kadim kültürünü yok etmeyi amaçladığı için bizler de öz savunmaya ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası alanda gerçekleştirilen birçok toplantı ve görüşmelerde insan hakları çağrıları yapılmasına rağmen hiçbir örgüt Şengal soykırımını tanımadı” şeklinde konuştu. Abdullah, uluslararası insan hakları örgütleri ve kamuoyuna Şengal soykırımını tanımaları çağrısında bulundu. Çalıştayın üçüncü oturumu, Kongreya Star Koordinasyonu üyesi Foza Yûsif, Kadın Adalet Meclisi yöneticisi Aynûr Paşa ve Süryani Kadınlar Birliği üyesi Sofiya Yûsif’ın değerlendirmeleri ardından sona erdi. Şimdi de ‘beyaz katliam’ Foza Yûsif, tüm dünya devletlerinin Êzîdîleri göçe zorladığına dikkat çekerek, “Bu devletler, niye Êzîdîleri kendi topraklarında korumuyor ya da göç etmek zorunda kalan Êzidîlerin kutsal topraklarına dönüşünün önünü açmıyor” diye sordu. Yûsif, bu politikayı ‘beyaz katliam’ olarak değerlendirdi.  ANHA/QAMIŞLO

Öne çıkan öneriler

Kadın Adalet Meclisi üyesi Aynûr Paşa, çalıştayda somutlaşan önerileri şöyle sıraladı:
  • Şengal soykırımında sorumluluğu bulunan tüm devlet, kişi ve güçlerden hesap sorulmalı.
  • Tüm hukuk örgütleri ile kadın hareket ve örgütlenmeleri, DAİŞ çetelerinin yargılanması amacıyla Kuzey ve Doğu Suriye’de uluslararası bir mahkemenin kurulması için BM ve Uluslararası Koalisyona baskı uygulamalıdır. Ayrıca bu örgütler, DAİŞ terörüne maruz kalan kadınlara maddi ve manevi destek sunmalıdır.
  • Teröre destek veren ülkeler, terör saldırılarına maruz kalan kadınlar karşısında sorumluluğunu yerine getirmeye mecbur bırakılmalıdır.
  • Babası yabancı uyruklu DAİŞ çetesi ve annesi Êzîdî olan birçok çocuk bulunuyor. DAİŞ çetelerinin vatandaşı olduğu ülkeler, çocuğu Êzîdî anneye vermeli, çocuğa ve annesine gerekli desteği sunmalıdır.
  • Tüm kadın örgüt ve hareketleri, Şengal Kadın Birlikleri’ni (YJŞ) Şengal’in resmi savunma gücü olarak kabul etmelidir.