Serap Eser, Türk devleti tarafından katledilmiş genç bir kadın. Kasım 2009’da, Küçükçekmece’de molotofkokteyli atılan bir otobüste vücudunun çeşitli yerleri yandı. Yaklaşık bir ay komada kaldıktan sonra feci bir şekilde hayata veda etti.
Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Serap Eser'in MİT tarafından yakıldığını söyledi. Serap’ı öldüren adam mahkemede, “2008 yılından bu yana MİT’e ve emniyete çalışıyorum” dedi. Yani hem polisin hem MİT’in elemanı.
Mahkeme, MİT ve emniyete yazı yazarak sanığın ifadelerinin doğru olup olmadığını sordu. Emniyet yanıt vermedi. MİT ise “Söz konusu şahıs, birçok eylemde haber elemanı olarak kullanılmıştır” cevabını verdi.
Dönemin "Terörle Mücadele Şube Müdürü" otobüse molotofu atan kişinin MİT elemanı olduğunu, sorgusuna MİT’in müdahale etmesinden sonra konuşmama hakkını kullandığını söyledi.
İdris Naim Şahin’in açıklamalarından sonra Serap’ın ailesi MİT’ten şikayetçi oldu.
Serap’ın yaşlarında onlarca genç "PKK üyesi" diye gözaltına alınıp katil ilan edildi. İki kişi müebbet, diğerleri ise senelerce hapis cezasına çarptırıldılar. Erdoğan, KCK operasyonlarını "işte görüyorsunuz Serap’ı yaktılar’’ argümanı üzerine kurdu. Devlet binlerce insana "düşman hukuku" uygulayarak hapse tıkadı.
Serap’ın devlet tarafından öldürüldüğü ortaya çıkarken, AKP iktidarı ise Avrupa Konseyi’ne bağlı İnsan Hakları Gözlemevi’ne "Serap’ı PKK yaktı’’ diye rapor gönderdi.
Avrupa Birliği Şubat 2014’te yayınladığı "terör listesi"nde PKK’yi 67 saldırıdan sorumlu tutmuştu. Bu listede, Ankara’da ele geçirilen devlete ait 580 kiloluk bomba yüklü araçtan, Serap Eser’in yakılmasına kadar devletin işlediği suçlardan Kürt hareketi sorumlu tutulmuştu.
"Terör listesine" karşı KCK Yürütme Konseyi üyeleri Murat Karayılan ve Duran Kalkan adına Hollandalı avukatlar 1 Mayıs 2014’te Lüksemburg’taki Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.
Listeye karşı Avrupalı ve Kürt hukukçular bir süredir çalışma yürütüyorlar. Devletin PKK’ye yıktığı olaylar hakkında tek tek araştırma yapıyorlar.
En son avukatlar Adalet Divanı’na Serap Eser Dosyası’nı sundu. Dosya, İdris Naim Şahin’in ifadeleri, mahkemedeki tutanaklar ve Serap’ın devlet tarafından nasıl yakıldığı bir bir anlatılıyor.
Adalet Divanı’na sunulan başka bir belge ise eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun yazdığı "İn" isimli kitap. Sabri Uzun kitabında Ankara’daki bomba yüklü aracın devlete ait olduğunu ve bunun PKK’yle alaksının olmadığını söylüyor.
Türk devletinin "terör" iddiaları tek tek çürütülürken, Avrupa Birliği bir kez daha Şubat 2015’te güncellediği "terör listesi"nde PKK konusunda yeni bir yaklaşım sergiledi.
Ne Serap’ın dosyası, ne de Ankara’daki bomba yüklü araç listede vardı. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Gözlem Komisyonu’na sunduğu dosyaları çok da ciddiye almayan Avrupa Birliği bu kez yeni argümanlar öne sürüyordu.
AB, PKK’nin "terör listesi"nde yer almasını AB üyesi olmayan ABD’nin yanısıra İngiltere ve Almanya’nın gerekçeleri ile Fransa’da Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nin (AKKKM) kapatılmasındaki nedenlere bağlamıştı.
AB, İngiltere ve ABD'nin PKK'yi bir "terör örgütü" olarak kabul etmesini PKK’nin listede kalması için yeterli bir neden olduğunu savunuyor. Bunun dışında bir izahat yok. En azından AB’nin Türk devletinin iddialarına itibar etmemesi yeni bir durum.
Yine AB’nin AKKKM davasına dikkat çekmesi de önemli bir gelişme. Çünkü Fransız yargısı, PKK ile Türk devleti arasında bir savaş olduğunu ve şiddetin çift taraflı olduğunu ifade ediyor. Zaten davanın başlangıcında da mahkeme heyeti AKKKM davasının siyasi olduğuna dikkat çekmişti.
PKK'nin avukatları ise Avrupa Birliği Konseyi'nin PKK’nin listede kalması için öne sürdüğü gerekçelerin uluslararası hukuka ve AB yönetmenliklerine aykırı olduğunu dikkat çekiyor.
PKK tarafından Avrupa Adalet Divanı’nda açılan davanın 2016’nın ilk aylarında başlaması bekleniyor.
Kürt hareketi hem dünyanın en barbar yapılanması IŞİD’le savaşıyor hem demokratik zeminde siyaset yapıyor. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere uluslararası kurumlar zaten uzun süredir PKK’yi siyasi muhatap olarak görüyor. Bu saatten sonra PKK’yi "terör örgütleri listesi"nde tutmak anlamsızdır. Liste artık çökmüştür, bir geçerliliği kalmamıştır.