25 Kasım 1969 günü Beatles grubundan John Lennon’un şoförü Les Anthony, İngiltere Kraliyet Sarayı’nın verdiği en prestijli ödül olan Britanya İmparatorluğu Nişanını –rivayete göre- bir kesekağıdının içinde Buckingham Sarayı'nın önüne getirerek kapıdaki muhafızlara teslim etti. Kesekağıdının içinde ayrıca Lennon tarafından Kraliçe Elizabeth II ve Başbakan Harold Wilson’a hitaben yazılmış kısa bir not vardı.

1965 yılında İngiliz müzik tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı grubu olan Beatles, dünyada en popüler dönemini yaşıyordu. Küresel bir fenomen haline gelen grubun başarısı üzerine Kraliyet Sarayı, Beatles üyelerine Commonwealth ülkelerinin en yüksek onuru olan "Britanya İmparatorluğu Nişanı" vermeyi kararlaştırdı. Nişan büyük bir törenle grup üyelerine verildiğinde ne My Lai Katliamı gerçekleşmiş ne de Nijerya-Biafra savaşı başlamıştı.
O tarihte Fransa da Cezayir Savaşı sırasında yeşermiş ve 60'lardaki entelektüel akımla oldukça güçlenmiş bir savaş karşıtı hareket vardı. ABD’de ise Vietnam Savaşı'na yönelik yürütülen savaş karşıtı hareket adım adım gelişiyordu. Yakın çevresi tarafından şiddet karşıtlığıyla bilinen John Lennon, Kraliyet Nişanı'nı aldığı gün Brian Epstein tarafından ikna edildiğini söylese de aslında radikal bir tavır alacak düzeyde politik bir kimliği yoktu.
Bu nişan Lennon için pek de önemli değildi. Zira törenin hemen ardından teyzesi Mimi’ye saklaması için verdi. Mimi Teyze 1969 yılına kadar televizyon sehpasının üzerine koyduğu nişanı ziyaretçilerine gösterip yeğeni ile gurur duyduğunu söylerdi. Lennon 1969’da nişanı geri istediği zaman Mimi Teyze’den Kraliyet Sarayı'nı ve İngiltere’yi protesto edeceğini sakladı.
1969’da ABD ve Avrupa’da Vietnam Savaşı'na karşı hareketler doruk noktasına ulaşmıştı. Lennon’un yakın çevresi bu hareketlerin liderleri arasındaydı ve ünlü sanatçı Beatles’la üzerine yapışan sevimli yaratıcı çocuktan, politik bir sanatçı kimliğine geçişinin en radikal hamlesini yapmaya karar verdi. Aslında bu eylem Lennon’u sürekli olarak devletten nişan alan ve kurulu düzenin bir adamı olarak eleştirenlere karşıydı. Bunların arasında hayat arkadaşı Yoko Ono da vardı.
Nişanın iadesi aslında Vietnam Savaşı'na karşı bir hareketti. İngiliz hükümeti Vietnam Savaşı'nda direkt olarak yer almasa da Beyaz Saray’ın politikalarını destekliyor ve diğer Batılı ülkelerin aksine İngiltere’den işlenen savaş suçlarıyla ilgili sesler yükselmiyordu.
Ancak İngiltere’de başka bir gündem vardı: Nijerya-Biafra Savaşı. 1967 yılında Nijerya’nın güneyinde Biafra Cumhuriyeti'nin ilan edilmesiyle ülkede bir iç savaş başlamıştı. İngiltere bu savaşta Nijerya’nın yanında yer aldı ve Biafra Cumhuriyeti'nin ortadan kaldırılıp Nijerya tarafından yeniden topraklarına katılmasında etkili oldu.
Savaş sürecinde Nijerya ordusu tarafından işlenen savaş suçlarının yanı sıra fakir ülkede açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti. İngiltere’de savaş karşıtı hareket, çatışmaya ülkelerinin müdahil olmasını sert bir şekilde eleştiriyordu.
Lennon savaşın bitmesine birkaç ay kala Vietnam Savaşı'nın yanı sıra Nijerya-Biafra Savaşını da protesto eylemine dahil etti. Lennon nişanıyla beraber gönderdiği mektupta, Nijerya’ya verilen destek nedeniyle İngiliz olmaktan utandığını ifade edecek ve ABD’ye Vietnam Savaşı konusunda verilen desteği ikinci plana atacaktı.

***
Bir rivayete göre, Lennon nişanı kahverengi bir kesekağıdı içinde Buckingham Sarayı'na göndermişti. Bunun sembolik bir başka anlamı daha vardı.
Lennon’un birkaç sene önceki bir albümü kapağında çıplaklık barındırdığı için yasaklanmıştı. Bunun üzerine albüm kahverengi küçük kesekağıtları içinde satılmaya başlandı. Lennon ve Ono bunu protesto etmek için üzerlerine kesekağıdı geçirerek sokağa çıktı.
Lennon’un Kraliçe’ye gönderdiği mektubun altındaki imza da dikkat çekiciydi: Çantadaki John Lennon.

***
Lennon aynı yıl Kanada’nın Toronto şehrinde Tommy Smothers, Timothy Leary, Petula Clark, Dick Gregory ve Murray the K’nin de aralarında bulunduğu küçük bir grupla ilk oda konserini gerçekleştirecek ve ünlü "Give Peace a Chance – Barışa Bir Şans Verin" şarkısını seslendirecekti. Şarkı kısa sürede uluslararası savaş karşıtı hareketin marşı haline geldi ve Washington’da 1969 yılının Ekim ayında toplanan yarım milyonu aşkın kişi tarafından hep bir ağızdan söylenecekti.
1971 yılında Lennon ve Ono, New York’a taşındıktan sonra savaş karşıtı radikal eylemciler Abbie Hoffman ve Jerry Rubin ile yakın arkadaş oldular ve barış hareketinin savaş karşıtlarının tüm eylemlerine katılmaya başladılar. Hatta bu nedenle Lennon’un 1975 yılında sınırdışı edilmesi istendi ancak reddedildi. Yıllar sonra FBI’ın Lennon hakkında oldukça kapsamlı bir dosya hazırladığı ortaya çıkacaktı.
John Lennon 8 Aralık 1980'de Yoko Ono ile birlikte yeni şarkıları Walking On Thin Ice’ın kayıtlarını tamamlayıp eve dönerken, tam da evinin önünde Mark David Chapman tarafından vurularak öldürüldü. Bir gurup hayrana imza dağıttıktan sonra Chapman’ın uzattığı albümün kapağını imzaladı ve tam gitmeye hazırlanırken fanatik hayranı tarafından altı adım uzaktan vuruldu. Mark David Chapman onu vurmadan önce arkasından bay Lennon diye seslenmişti. M.D.Chapman’ın neden böyle bir şey yaptığı, daha doğrusu John Lennon’ı vurmaktaki amacının ne olduğu dair hala mantıklı bir yanıt bulunabilmiş değil. Üretilen komplo teorileri Mark David Chapman’ın bir suikastta rol oynadığı yönünde. Ama yapılan tüm test ve araştırmalarda Chapman’ın akıl hastası fanatik bir hayrandan başka bir şey olmadığını ortaya konuyor. Mark David Chapman’ın verdiği ifade de kendisinin bir hiç olduğunu ve ancak John Lennon’ı vurarak biri haline gelebileceğini söyledi. John Lennon’ı vurduktan sonra bina kapıcısının ne yaptığını sanıyorsun diye sorması üzerine, olabildiğince sakin bir sesle, ''John Lennon’ı vurdum, hepsi bu'' demişti. Kaçmaya ya da başka bir delilik yapmaya kalkmadan oturup polisin gelmesini beklemişti.

Hayal Et
Cennetin olmadığını hayal et
Eğer denersen bu kolay
Altımızda cehennem yok
Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var
Hayal et bütün insanların
Bugün için yaşadığını...
Hiç ülke olmadığını hayal et
Bunu yapmak zor değil
Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok
Ve din de yok
Hayal et bütün insanların
Hayatı barış içinde yaşadığını
Mülkiyetin olmadığını hayal et
Yapabilir misin merak ediyorum
Açlığa veya açgözlülüğe gerek yok
İnsanların kardeşliği
Hayal et bütün insanların
Tüm dünyayı paylaştığını
Benim bir hayalci olduğumu söyleyebilirsin
Ama tek ben değilim
Umarım bir gün sen de bize katılırsın
Ve dünya yekvücut olarak yaşar.