Louis Deibler, 1694 yılından bu yana cellat yetiştiren bir aileden geliyordu. Babası Württemberg’den 1815 yılında Fransa’ya göç etmiş ve Fransız bir kadınla evlenip Ain’de küçük bir cafe açmıştı. Deibler ailesinin ününü duyan dönemin Dijon celladı Antoine Louis Stanislas Desmourest 1823 yılında Baba Joseph Diebler’i yanına çırak olarak aldı.
Joseph Diebler, Desmourest’in de yardımlarıyla önce Saintes’te cellatlık yapmaya başladı. 1853’te Rennes’te cellatlığa devam eden Joseph, 1863’te işini bıraktı ve 1874 yılında ise öldü.
Louis Deibler de babasına yardım ederek cellatlığa başladı. 1853 yılında Cezayir’de yardımcı cellat olarak çalışan Deibler, baş celladın kızı Zoe Rasseneux’la evlendi. Bu evliliğinden daha sonra kendisinin yerine geçecek ünlü cellat Anatole Deibler doğdu. Deibler, 1863’te babasının işten el çekmesiyle Rennes’te cellatlığa başladı.
1871 Ocak ayında Adalet Bakanı Adolphe Cremieux tarafından yayınlanan bir genelgeyle Fransa çapında bir baş cellat atandı. Baş celladın yanında iki cellat olacak ve tüm ülkedeki idam cezalarının infazını bu cellatlar yapacaktı. Louis Deibler o sene birinci yardımcı cellat olarak seçildi. 1879’da da baş cellat oldu.
Deibler 1897’de bir idam sırasında üstüne kan sıçramasının ardından hemotofobi (kan görme korkusu) bozukluğuna yakalandı. Aralık 1898’de “Fransız karın deşeni” Joseph Vacher’in infazını gerçekleştirdikten sonra cellatlığı bıraktı.
* * *
19 yüzyılın son dönemlerindeki anarşist hareketin en tartışmalı figürlerinden biridir Ravachol. Hollandalı bir baba ile Fransız bir annenin çocuğu olarak 1859’da dünyaya gelen Ravachol fakirlik içinde büyüdü. Babasının kendilerini terk etmesinin ardından Ravachol küçük yaşta çalışmaya başladı. Önce bir boya atölyesinde küçük bir iş buldu ancak kısa bir süre sonra kovuldu. Son yaptığı iş ise Saint Etienne’de Pazar günleri dans balolarında akordeon çalmaktı.
Ravachol bir anarşist militan olmadan önce Fransa çapında Rochetaille Kontesi’nin cesedinin çalınmasıyla ün kazanmıştı. Mülkiyetin ahlaksız bir davranış olduğunu düşünen Ravachol daha sonra ihtiyar bir zengin olan Jacques Brunel’i öldürüp 15 bin frankını çaldı. Bu paranın hepsini de tutuklanan anarşistlerin ailelerine dağıttı.
Ravachol’un anarşist görüşlerinin şekillendiği dönem militan anarşistlerin intikam söylemlerinin en yoğun olduğu bir dönemdi. Jerez’de anarşist dört lider boğazları demir bir halka ile yavaş yavaş sıkılarak henüz öldürülmüştü. İspanya ve Fransa’da anarşist ayaklanmalar, toplantılar katliamlarla bastırılmakta Rusya’da ise anarşistlere yönelik başlatılan cadı avı sürdürülmekteydi. Anarşistler arasında devlet yetkililerine, burjuvaziye karşı radikal eylemler geliştirilmesi yönündeki fikirler çok popülerdi. Ravachol bombalamaların en ateşli savunucularından biriydi.
İlk saldırı 14 Şubat 1892’de Paris’in güneyindeki Soisy-sous-Etiolles’teki cephaneliğe yönelik olarak gerçekleştirildi. Ravachol’un yanında o gün “Bisküvi” lakaplı Charles Achilles Simon ile kambur Theodule Meunier vardı. Büyük miktarda patlayıcı çalan ekip Paris’i sarsacak olan günlerin hazırlığını yapıyordu. Polis yüzlerce anarşist evini bastı ama patlayıcıların izine Sagan prensesinin kır evinin önünde iki hafta sonra yaşanacak büyük patlamanın öncesinde rastlayamadı. Prenses İspanya doğumluydu ve Paris’in jet sosyetesinin en popüler isimlerinden biriydi.
Ravachol’un ilk bombası ise Clichy’deki göstericileri yargılayan hakim Benoit’in evinin karşısında yaşandı. Saint Germain bulvarında büyük panik yaratan patlamada birkaç kişi yaralandı. Dört gün sonra 15 Mart’ta bu kez Belediye binasının yakınındaki Lobau birliğini hedef aldı. Lobau birliği hem Clichy gösterilerine müdahale eden hem de Paris Komününde katliamlar gerçekleştiren askerlerin mensup olduğu bir birlikti.
Ravachol’un son bombasının hedefi ise Clichy davasının savcısıydı. Bir çantanın içine gizlenmiş olan saatli bomba büyük bir gürültüyle patladığında Paris’te tam bir korku iklimi hakim oldu. Şehirde bazı binaların altına tünellerin kazılıp patlayıcılar yerleştirildiği, sosyetik mekanların bombalanacağı gibi söylentiler nedeniyle zenginlerin yaşamı adeta tamamen durdu.
Ravachol cesur bir radikal anarşiste göre biraz fazla geveze olmanın bedelini ağır ödedi. Magenta Bulvarındaki Cafe Very’de yemek yiyen Ravachol’u dinleyen Lherot adlı bir garson onu ihbar etti. Cafenin çıkışında Ravachol yedi Fransız polisi tarafından yakalandı.
Yüzlerce kilo patlayıcının nerede saklandığı konusunda Ravachol polise hiçbir bilgi vermedi. O yakalandıktan iki gün sonra Ravachol’un yakalandığı Cafe Very bombalandı. Patlamada cafenin sahibi ve bir müşteri hayatını kaybetti.
Anarşistlerin intikam saldırıları o kadar yoğundu ki mahkeme jürisi Ravachol’u idama mahkum edemedi. Ancak Montbrison’daki bir mahkeme Ravachol’u Jacques Brunel’in öldürülmesinden idama mahkum etti. Ravachol’un son sözleri ise “Yaşasın Anarşi” oldu.
Deibler de en az onun kadar soğukkanlıydı. Ravachol kafasını giyotine uzattığında da Deibler bıçağı serbest bırakırken de sanki gündelik bir iş yapıyorlardı.
Paris’te zenginleri evlerine hapseden, onları korkuyla kuşatmaya alan bir figür olarak Ravachol alt tabakadan gizli bir sempati topladı. Anarşist bir ikon haline gelen Ravachol üzerine şarkılar söylendi:
“Burjuvalara ölüm / yaşasın patlamanın sesi”
Ravachol’un sağ kolu “Bisküvi” Charles ise Salut Adalarındaki çalışma kampına gönderildi. Burada bir isyan sırasında çıktığı hindistan cevizi ağacından inmeyen Charles “Yaşasın Anarşi” diye bağırdığı sırada bir muhafız tarafından vurularak öldürüldü.
Diebler ise 1904’te yatağında öldü. Öldüğünde ülkedeki baş cellat oğlu Anatole Deibler’di. O da 395 kişiyi idam ettikten sonra Rennes’e bir idama giderken kalp krizi geçirip öldü. İdam edilecek olan mahkum bu sayede bir gün daha fazla yaşadı.