Serhat OVAYOLU
Erdoğan ve Bahçeli faşist ortaklığı bir gün içinde kendilerinin kolay kazanacağı hesabı ile seçim kararı aldılar. Seçim kararı görünüşte 1 gün içerisinde alınmış olabilir ancak Erdoğan’ın seçim çalışmalarına AKP genel başkanı olarak çok önce başladığı aşikar. Kadınlar kolu kongrelerinden (ki kadın değil) tut gençlik kolu kongrelerine (ki genç de değil) sürekli katılımı ile, bunları birer küçük miting gibi düzenleyerek, açtığı yerleri bir daha açarak ve bunları her kanalda yayınlatarak seçim çalışmalarına başlamıştı. Ancak o ya da bu şekilde bir seçim kararı alındı. Erdoğan ve Bahçeli faşist, milliyetçi diktası şeçim nasıl olsa çantada keklik, zaten muhalefet hazırlıksız ön görüşü ile aldıkları bu karardan bugün ne kadar pişmanlar bilemeyiz ama muhalefet partilerinin hazırlıksız olmadıkları aşikar. Ancak arkada Erdoğan faşist yönetimi ultra ırkçı MHP ile birlikte kaybetseler dahi iktidarı bırakmama hazırlıkları yapıyorlar.
Seçim kararı aldıkları günün ertesi, Kürt Özgürlük Hareketinden tutun da demokrasi mücadelesi veren diğer tüm siyasi partiler ve hareketlere kadar bütün demokrasi seçime ne kadar motive olduklarına dair ilk açıklamalarını yaptılar. Gerçek halk temsilcisi HDP’yi içine almayarak aslında adı ile çelişen „millet“ ittifakı ya da sıfır baraj ittifakı partileri de bu motivasyondan payını almış görünüyor. Ancak Erdoğan ve teşnesi Bahçeli seçimin artık çantada keklik olmadığını görmüş olacaklar ki bu zamanı dolmuş meclisi harıl harıl çalıştırarak seçim rüşvetlerini ve bazı diğer kanunları el indir kaldır yöntemi ile geçiriyorlar. Kara paraların sorgusuz sualsiz gelmesini sağlayacak varlık „barışı“ (halklara barış yok ama paraya var) kanunu, üniversitelerin bölünmesi kanunu (ki bölünme sadece ve sadece hükümet ortakları olan MHP kadrolarına yer açmak için) gibi kanunlar art arda meclisten geçiyor. Ama bunların en tehlikeli olanı ise cumhurbaşkanı yemin edene kadar geçen sürede bakanlar kurulunun istediği kararı kanun hükmünde kararnameler ile çıkarması, yasa yapmasının önünü açan düzenleme. Anayasada cumhurbaşkanı seçildikten sonra şu kadar sürede yemin eder diye bir düzenleme olmadığı için Erdoğan, çoğunluğu sağlayamadığı bir Meclisi pek ala by-pass etme yetkisini almış oldu. Eğer cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Meclis çoğunluğu olmadığı takdirde Erdoğan yemin etmez. Bu işin yasal ayağı. Bir de kayıp silahlar ayağı var ki o da büyük tehlike arz ediyor.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra kaybolan silahların sayısı 100 binler ile ifade ediliyor. Her ne kadar kendisi de bu devlet geleneğinin bir temsilci de olsa Meral Akşener bazı milis güçlerinin eğitildiği kamplar olduğunu dile getirdi. Ama sanırım devletin derinlerinden bu konuyu fazla kurcalama diyen bir ses geldi ki sonrasında sustu. Bu kayıp silahlar ve milis eğitim kamplarına birlikte düşününce Erdoğan’ın seçimi kaybetse dahi iktidarı kolay bırakmayacağını söylemek abartı olmaz. Erdoğan 7 Haziran sonrası kaybettiği seçimi kazanmak için Kürt şehirlerini yıkmaktan, binlerce insanı öldürmekten, bu seçim için de Efrîn’i işgal etmekten geri durmadı. Sırf iktidarını korumak için Sur, Cizre, Şırnak, Nusaybin, İdil Erdoğan tarafından yıkıldı, Efrîn Erdoğan’ın çeteleri tarafından yağmalandı, bir dolu sivil ordu bombardımanında öldü ya da ÖSO çeteleri tarafından işkence ile katledildi. Ölen Kürt, yakılan Kürt şehirleri olduğu için memleketin batısı oralı olmadı ama bu 100 bin silah ve eğitilen silahlı çete güruhları Erdoğan seçimi kaybeder ise yeni hedef olarak batı şehirlerini seçer. Kürtlerin öz savunma gücü var peki AKP karşıtı olan Kürtler dışında kalanların neyi var?
Ama anlaşılıyor ki Erdoğan gidici ha seçimle ha sokak hareketleri ile ama gidici. Aldığı önlemlerden anlaşılan gidici olduğunu kendisinin de fark etmiş olduğu. Farz edelim ki Erdoğan diktası hırsızlıkla seçimi kazandı ve hem cumhurbaşkanlığı hem de meclis çoğunluğunu aldı. Ama toplumun her kesiminden yükselen bu umut sandığa gömülmek bir yana seçim sonrasında Erdoğan’ın ülkeyi terk etmek zorunda bırakan Gezi Parkı eylemlerine benzer bir sokak hareketini başlatabilir. Ama 100 bin kayıp silah ve Erdoğan çeteleri ile bu işin sonu ne olur bunu bize zaman gösterecek.