
Serhat, Kürt Özgürlük Hareketi açısından tarihi ve güncel olarak kritik öneme sahip bölgelerden biri. Kuşkusuz ki, Türk devletinin de özel politikalar geliştirdiği bir coğrafya... Serhatlılar, devletin bir yandan “kaba baskısına”, şiddetine maruz kalırken diğer yandan ise asimilasyon, imha, toplumsal dejenerasyon politikalarıyla karşılaşıyor. Bölge, devlet politikalarına direnişin de önemli merkezlerinden biri olageldi. Ağrı İsyanı, bütün Kürdistanlıların hafızasında bir özgürlük çığlığı olarak özel yerini korumayı sürdürüyor.
Serhat, son yerel seçimlerde AKP’nin seçim hileleri, oyunları açısından da çok konuşuldu. Ağrı‘da Kürt Özgürlük Hareketi’nin seçim zaferini hazmedemeyen AKP, sandıkta eşi benzeri görülmemiş oyunlara başvurdu. Oylar defalarca sayıldı, yırtık oy çuvallarının fotoğrafları basına yansıdı, gerilim tırmandırıldı ama nafile! Daha önceki seçimlerden ders alan Kürtler, hilelere pabuç bırakmadı, iradesini büyük bir direngenlikle savunmayı bildi. 7 Haziran Seçimleri öncesinde ise AKP, bu kez başka bir oyunla Serhatlıların, Kürdistanlıların ve Türkiye halklarının karşısına çıktı: Tendürek Dağı‘nda askerler, “operasyona” gönderildi. Operasyonun detayları açığa çıktıkça yapılanın, “seçim ayarlı“ bir provokasyon olduğu, ülkenin değişik kentlerine asker cenazeleri gönderilmek suretiyle HDP’nin yarattığı atmosferin sabote edilmek istendiği ayyuka çıktı. Fakat provokasyon tutmamıştı; zira Kürdistanlılar ve Kürt Özgürlük Hareketi, büyük bir bilinç, sorumluluk ve hassasiyetle provokasyonu görmüş, “Size insanlığı öğreteceğiz” tavrıyla ise boşa çıkarmayı da aşarak tersine çevirmişti! AKP’nin oyunu, kendisini vurmuş; halklar, AKP’nin kirli yüzünü biraz daha net görebilir hale gelmişti.
Serhat’ın hem devlet hem de Kürdistanlılar açısından önemi ortada. Bu önemden hareketle bölgeyi, PKK Yürütme Komitesi Üyesi Evîndar Ararat ile konuştuk. Ararat, Serhatlıları olası provokasyonlara ve oy hırsızlığına karşı tetikte olmaya çağırdı ve ekledi: “Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımız özellikle seçim günü tüm işini bırakmalı; hasta, yaşlı demeden herkes sandığa gitmeli ve gerekirse gidemeyecek durumda olanlar, sırtlarda sandığa götürülmelidir. Serhatlı kadınlar ve gençler, onurlu Kürt duruşunu göstererek Serhat’ta geçen yılları katbekat aşan düzeyde oyla barajı aştırmalıdır.”
Devletin bir önceki seçimde Serhat’a yönelik baskıları ve seçimi yenileme dayatmaları olmuştu. Bugün de aynı özel yönelim sürüyor mu?
Türk devletinin Serhat’a yönelik geçmişten beri uyguladığı özel politikalar vardır. Devlet, Serhat’ın tarihsel olarak bir isyan geleneğine, yurtseverlik bilincine ve haksızlığa karşı direnme bilincine sahip olduğunu bildiği için baskılarla ve özel savaş politikalarıyla yıldırmayı bir devlet politikası olarak her zaman devrede tutmuştur. Özellikle AKP hükümeti, bir yandan özel savaş uygulamaları, baskı ve tutuklama, yasaklamalarla devletin otoritesini dayatmayı, bir yandan da asimilasyonla ulusal bilinçten uzaklaştırmayı esas aldı. AKP, özellikle Serhat halkının dini hassasiyetlerini istismar ederek kazanmayı amaçladı. Yoksulluk ve işsizlikle terbiye etmeye çalıştı. Serhat’ın hiçbir yerine ne sosyal yatırım ne de ekonomik yatırım yapıldı. Devlet, gençleri ucuz iş gücü olarak metropollere sürmeyi temel politika haline getirdi. 90’larda Kürdistan’ın diğer yerlerinde olduğu gibi Serhat’ta da köy boşaltmalarla halkımızı kendi topraklarını terk ederek metropollere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda bıraktı. Yani yıllardır AKP hükümeti, Serhat halkının direnişçi, ulusal değerlerine bağlı ve örgütlü duruşundan korktuğundan dolayı halkımızın iradesini kırmak için her türlü özel savaş politikaları ve sistematik saldırılarını aralıksız devam ettirmiştir, hala da sürdürmektedir.
AKP’nin özel bir yönelimi var mı peki?
AKP hükümeti ise özellikle her seçim sürecinde Serhat halkından duyduğu bu korkuyu çok fazla açığa vurmaktadır. Serhat halkımızın Özgürlük Hareketi’ne yürekten nasıl inandığını, onurlu, direngen duruşunu ve kendi bağrından çıkan partiye oy vereceğini bildiğinden seçim süreçlerinde her zaman hileye, oyuna başvurmuştur. Çünkü bu oyun ve hilelere başvurmazsa Serhat’ta asla kazanamayacağını, Serhat halkının AKP’ye tek bir oy bile vermeyeceğini biliyor. 7 Haziran seçimlerinde de hile ve oyunlara başvurulacağını halkımız bilmektedir. Geçtiğimiz süreçteki yerel seçimlerde Sırrı Sakık belediye başkanlığını kazandığı halde AKP itiraz etmişti. BDP’ye kaybettirmek için oyları çalmaya çalıştı. Hala hatırlarımızdadır: Ağrı halkı ısrarla oylarına sahip çıktı, AKP polisinin tüm saldırılarına rağmen oylarını korumak için isyan etti, mücadele etti. Analarımızın nasıl polis tarafından coplandığını, yerlerde sürüklendiklerini halkımız unutmadı. Ancak AKP’nin hilelerini Ağrı halkı boşa çıkardı ve tüm oyunlara rağmen Sırrı Sakık şahsında Serhat halkı kazandı. Halkımız direne direne, oyuna sahip çıkarak onurlu duruşunu gösterdi. Bu seçimlerde de aynı onurlu, direnişçi, iradesine sahip çıkan duruşunu devam ettirecektir. Her türlü oyuna, hileye ve provokasyona karşı halkımız duyarlıdır, dikkatlidir, nasıl davranacağını bilmektedir. Serhat halkımızın siyasal bilinçlenmesi, örgütlenme düzeyi her oyunu bozacaktır. Bu seçimlerdeki Diyadin-Tendürek provokasyonunu da bu duruşu ve sağduyusuyla boşa çıkarmayı başarmış, AKP hükümetinin kirli yüzünü herkese göstermiştir.
Seçim atmosferinin henüz başında Ağrı‘da bir provokasyon da devreye konuldu, biliyorsunuz; askerler, operasyona gönderildi, PKK’nin ve Kürt halkının hassasiyeti provokasyonu boşa çıkardı. Bunun seçimlerle ilişkisi var mıydı?
Ağrı provokasyonunda görüldüğü gibi AKP, Erdoğan’ın sultanlık hayallerini gerçekleştirmek için 7 Haziran seçimlerinde de benzer hilelere ve provokasyonlara başvurmaktadır. HDP şahsında somutlaşan özgür yaşam projesinin; kardeşlik, barış, demokrasi ve eşitliği sağlayacak olan Demokratik Ulus projesinin Kürdistan ve Türkiye halkında yarattığı coşkulu havayı bozmak için her türlü kirli siyasete ve anti propagandalara başvurmaktan çekinmemektedir. Birçok il ve ilçede HDP bürolarına, mitinglerine saldırılar gerçekleştirdiler. Bu saldırıların AKP’ye bağlı kirli güçler tarafından gerçekleştirildiğini herkes biliyor. Bizzat AKP polislerinin bu saldırıları gerçekleştirenleri nasıl himaye ettiğini, sessiz kaldığını, izlediğini, yapanlara bundan dolayı hesap sormadıklarını tüm dünya izliyor ve biliyor. Halkımız da bunun farkındadır. Bunun en somut örneği Diyadin-Tendürek’teki provokasyon girişimiydi. AKP’nin emir eri olan valinin talimatıyla askerleri gerilla alanına sürerek çatışma çıkartmayı ve Türkiye’nin değişik illerine asker cenazesi göndererek HDP etrafında toplanan demokrasi, özgürlük, kardeşlik havasını sabote etmeyi, HDP’yi savaş isteyen parti olarak lanse etmeyi hedefledi AKP. Ancak Ağrı halkımızın duyarlı ve cesur duruşu ile gerillanın temkinli tutumu bu provokasyonu boşa çıkardı.
Her gün AKP’nin, özelde Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi, HDP’nin barajı aşması korkusu ve kabusuyla nasıl çılgınlaştığını, ancak HDP’nin Erdoğan’ın sultanlık hayallerini engelleyebileceğini, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve barış ortamının korunmasının güvencesi haline geldiğini ifade eden herkese tehditler savurmakta, saldırmaktadır. Adeta sonunun geleceğini görmenin büyük korkusuyla kontrolden çıkan bir Erdoğan ve AKP karşımızdadır. Eleştiren, AKP’nin, Erdoğan’ın kirli yüzünü deşifre eden gazateciler başta olmak üzere herkese adeta savaş açılmaktadır. DAİŞ ile nasıl ortak hareket ettiklerini, Rojava Devrimi’ne saldırtmak için nasıl silah yardımı yaptıklarını herkes görüyor. AKP’nin kazanması durumunda Türkiye’nin nasıl bir karanlık geleceğe sürüklendiğini de artık herkes görmektedir. İşte bundan dolayı özellikle Erdoğan tüm kontrolünü kaybetmiş durumdadır. Herkese ateş püskürmekte, önüne geleni açık tehdit etmektedir. HDP’ye yönelik kirli bir propaganda yürütmekte ve saldırıların hedefi olarak göstermekten çekinmemektedir. Bundan dolayı seçim gününe kadar en önemlisi de seçim sandıklarına müdahale açısından her türlü oyuna, hileye, provokasyona başvurmaktan çekinmeyeceği açıktır. Bundan hareketle seçim sonuçlarının açıklanmasına kadar da bu tür provokasyonlara başvurma ihtimallerini halkımız göz ardı etmemelidir. Sağduyuyu, dikkati, örgütlü duruşu ihmal etmemeli, partisine, siyasi iradesine sahip çıkmalıdır. Seçim sandıklarını kesinlikle korumak için çok örgütlü hareket etmeli ve birlik halinde olmalıdır.
Halen provokasyon ihtimali var, diyorsunuz. O halde, olası provokasyonları boşa çıkarmak için bundan sonra nasıl bir tutum alınmalı?
Kuşkusuz en önemli hile ve oyun her seçimde olduğu gibi sandıklara karşı gelişecektir. Serhat halkımız da HDP etrafında örgütlenen herkes gibi barajı aşmaya ve 8 Haziran’da HDP’nin zaferini kendi başarısı olarak kutlamaya kilitlenmiş durumdadır. Her yerdeki gibi Serhat’ın tüm şehirlerinde yapılan HDP mitinglerindeki coşkulu, kararlı ve başarıya inanmış on binler, yüz binler şimdiden bu zaferi müjdelemektedir. Ancak AKP’nin kirli oyunlarına karşı oyların tümü sayılıncaya ve kesinleşmiş sonuçlar açıklanıncaya kadar halkımız asla rehavete kapılmamalı, oyların kullanımından sayımına ve sonuçların açıklanmasına kadar seçim sandıklarının korunması için oylarına sahip çıkmalıdır. Kesin sonuçlar açıklanmayıncaya kadar hiç kimse evine gitmemeli, sayımı takip etmelidir. Herhangi bir hile, oyun ve hırsızlık durumunda örgütlü hareket etmeli ve tavrını ortaya koymalıdır. Oylarının çalınmasına izin vermemelidir. Tahrik ve provokasyonlara karşı halkımız ve gençlerimiz disiplinli, örgütlü ve duyarlı olmalıdır.
Hareketiniz Serhat’a özel önem veriyor. Neden? Bunun tarihsel ve güncel sebepleri neler?
Serhat, Kürt halkının zulme, baskıya, inkar ve imhaya karşı başkaldırı ve isyan duruşunda önemli bir yere sahiptir. Ağrı İsyanı ve Geliyê Zîlan Direnişi, bunun en somut örneği olarak tarihe mal olmuştur. Serhat halkı ulusal onuruna, kimliğine, değerlerine ve bağımsız iradi duruşuna her dönemde sahip çıkmıştır. Tüm baskı, inkar, imha, asimilasyon politikaları ve her türlü saldırı ve zulme karşı Kürt ulusal kimliğini, kültürünü, dilini ve direniş geleneğini bugüne kadar korumuştur. Bundan dolayı Kürt Özgürlük Hareketi’nin ilk örgütlendiği alanların başında gelmiştir. Ağrı halkı, İhsan Nuri Paşa’nın direniş mirasını özgürlük mücadelesi içerisine gönderdiği yüzlerce kahraman evladıyla bugüne taşımayı bilmiştir. Ağrı Dağı’nın boyun eğmeyen asi duruşunu, Ahmedi Xani’nin eşsiz edebiyatıyla tarihsel belleğini oluşturan Kürt ulusal bilincini, Ağrı İsyanı’nın direniş ruhunu Özgürlük Hareketi’yle devam ettirmektedir. Bugün bu ruh ve tarihsel bellekle beslenen Serhat’ın kadınları ve gençleri bu tarihsel mücadele mirasını ve isyan duruşunu zafere götürmekteki kararlılığını HDP’nin mitinglerinde ortaya koymaktadır. Serhat halkı, kadını, gençliği, yaşlısıyla özgürlük mücadelesiyle bütünleşmiş, bunu siyasi mücadelesinde ve toplumsal örgütlenmesinde de her geçen gün daha fazla güçlendirmektedir. Bu alanda genç kadınların katılımı ise ayrı bir moral ve renklilik katmaktadır. Genç kadınların kendi iradeleriyle bu seçimlere katılımı toplumun iradesini daha da güçlendirmektedir.
AKP, Kürtlerden aldığı oyları sürece borçlu. Şimdiyse hem süreçle hem de Kürt halkına genel yaklaşımla ilgili başka bir dönemi yaşıyoruz. Birçok kesim yaşananları, AKP’nin gerçek niyetinin, özünün deşifre olması olarak yorumluyor. Ne düşünüyorsunuz?
7 Haziran seçimlerinde Türkiye’de ciddi bir ayrışma ve netleşme yaşanmaktadır. Demokrasi, barış, kardeşlik, ekonomik refah, toplumsal adaletten yana olanlar, bu seçim sürecinde HDP etrafında örgütlenmekte, seslerini daha cesurca duyurmakta ve zulme, baskıya, katliama, kısacası faşizme karşı ortak mücadelede bir araya gelmektedir. AKP şahsında ise karanlık güçler, kan ve gözyaşından beslenen, halkın emeklerinin sömürüsünden güç toplayanlar ise bunun karşısında kaybetmenin korkusuyla her geçen gün daha fazla pervasızlaşmakta, korktukça dibe vurmakta ve karanlık yüzlerini daha fazla deşifre etmektedir.
Şimdiye kadar “Kürt sorununun çözümünü biz getireceğiz” yalanı üzerinden Kürt halkını kandırmaya çalışırken artık bunu bile sürdüremez hale geldiler. Erdoğan, çözüm sürecini bir kenara bırakmanın yanında “Kürt yoktur” deme noktasına gelmiştir. Bu, gerçekliklerinin dışa vurumudur. Şimdiye kadar “Kürt sorununu ancak biz çözeriz” yalanına sığınırken HDP’nin yükselişiyle beraber artık bu yalanı bile sürdüremez hale geldiler. Çünkü artık iktidarı kaybetme, adeta ölüm-kalım savaşı haline dönüştürdüğü seçimleri kaybetme durumuyla karşı karşıya kalınca ne yapacağını bilemez hale geldi.
Erdoğan, Türkiye’yi, sultanlık hayalleriyle karanlık günlere mahkum etmeye çalışmaktadır. Erdoğan, kendisine destek verenlerin dışındaki herkesi düşman ilan etmektedir. Antidemokratik bir sistemi Türkiye’ye dayatmaktadır. Kürtler üzerindeki inkar-imha siyasetini ve planlarını artık itiraf etmiştir. Kadın ve gençler üzerindeki şiddet ve saldırıları zaten bilinen bir durumdur. Kadını, erkeğe hizmetle ve çocuk yapma göreviyle sınırlandıran bir devlet politikasını esas alan AKP Hükümeti ve Erdoğan’ın mantığı, tüm halkımız, özellikle de kadınlar tarafından bilinmektedir. Polise, “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapın” diyen, Gezi Parkı eylemlerinde katledilen Berkin Elvan’ın annesini mitingte yuhalatan, Roboskî’de 34 Kürt gencini tonlarca bomba yağdırarak katleden pilotları ve Genelkurmay’ı kutlayan Erdoğan’ın sesi, sanırım halkımızın hala hafızasındadır.
AKP, özelde de Erdoğan’ın Kürt halkına, kadın ve gençlerine nasıl bir köle yaşamı reva gördüğünü, inkar-imhayı halkımıza dayattığını, Türkiye halklarını birbirine nasıl düşman etmeye çalıştığını herkes görüyor. Tüm dünya Kobanê’deki direnişi hayranlıkla izlerken Erdoğan’ın “Kobanê düştü, düşecek” sözünü kimse unutmamıştır, unutamaz. Bu kadar kana susamış, geleceğini Kürtlerin katliamı üzerinden inşa eden, DAİŞ gibi canilere vahşi katliamları için her türlü desteği veren AKP’ye dur demek için Serhat halkımız HDP’ye oy verecek.
Peki, son seçim öncesi son dönemece girildi. Önümüzdeki birkaç güne dair çağrılarınız var mı?
Demokratik, adil, barışçıl, özgür bir gelecek ve toplumsal yaşam için herkes gibi Serhat halkımız da HDP’ye oy verecektir. Her oyun çok tarihi bir rolü vardır. “Damlaya damlaya göl olur, her göl deryaya akar ve dalga dalga Kürdistan’a, Türkiye ve Ortadoğu’ya demokrasi, özgürlük, kardeşlik getirir” demeli ve öyle coşkuyla, ısrarla son ana kadar HDP’ye oy kazandırmak için çalışmalıdır. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımız özellikle seçim günü tüm işini bırakmalı; hasta, yaşlı demeden herkes sandığa gitmeli ve gerekirse gidemeyecek durumda olanlar, sırtlarda sandığa götürülmelidir. Serhatlı kadınlar ve gençler, onurlu Kürt duruşunu göstererek Serhat’ta geçen yılları katbekat aşan düzeyde oyla barajı aştırmalıdır. Serhat’taki mitinglere akan coşkulu kitlesel katılım, tek bir fire vermeden sandığa yansımalıdır. Hem bunun sağlanmasında hem de sandıkların, oyların korunmasında kadınlar ve gençler tarihsel sorumluluklarını yerine getirmelidir. Serhatlı kadınlar, gençler ve tüm halkımızın bunu başaracak siyasal bilinç, örgütlü duruş ve direniş ruhunun her dönemden daha güçlü olduğuna inanıyorum. 8 Haziran’da Serhat’ta HDP’nin zaferiyle, barajı aşarak, Erdoğan’ın saltanatına ve AKP’nin iktidar hayallerine tarihi tokatı halkımızın indireceğine, demokrasi, barış, kardeşlik ve özgür geleceğe yürümenin müjdesini Ortadoğu halklarına vereceğine güveniyorum. Bu seçimin başarısında emeği geçen herkesi, özelde analarımızı, kadın ve gençlerimizi şimdiden kutluyor, mücadelelerinde başarılar diliyorum.
DEVRİM AMED/ANF/KANDİL