TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ise  ''Uludere'de ne olduğunu anlamak, Afyon'daki patlamanın arka planını, sebeplerini öğrenmek, sorumlularını bilmek ister vatandaş... Susmak da istemez. Ne darbe dönemlerindeki gibi atanmışların, ne de kendi oyuyla seçilenlerin onu susturmasını hiç istemez'' diye konuştu.
Yücaoğlu, YİK Toplantısı'nda son gelişmelerin Kürt sorununun iç dinamiklerini olumsuz etkilediğini ve zor olan çözüm yollarını daha da zorlaştığını belirterek, TÜSİAD olarak, çözümün hala demoratikleşme ekseni üzerinde olduğu düşüncesinde olduklarını kaydetti. Bu konudaki somut adımların yeni Anayasa'da ortaya çıkması gerektiğine inandıklarını aktaran Yücaoğlu, şöyle devam etti: ''Temel insan haklarının, Avrupa standartlarındaki kültürel hakların, Anayasa ile güvence altına alınması, bunun ötesine geçen siyasi taleplerin ise meşru siyasi arenada siyaset kuralları içerisinde tartışmasına olanak sağlayacak en geniş ifade özgürlüğünün temin edilmesi, yıllardır yaşadığımız bu sorunun çözümü için asgari bir zemin oluşacaktır. Ülkemizin dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında hak ettiği yeri alması için evrensel haklar temeli üzerine inşa edilmiş demokratik, hukuk devleti olma isteği içerisindeyiz. AB'nin demokrasi standartları bizim Anayasamız için referans olmaya devam ediyor. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin kuvvetler ayrığını prensibine göre düzenlendiği bir Anayasa'da ayrıca, herkesin özgürce, baskı hissetmeden yaşadığı şeffaf bir demokrasinin gerektirdiği yasalar zincirine kavuşmamız lazım. Bu değişimlerle Kürt sorununun da çözüm arayışının net bir çerçeve içinde cereyan edeceğini düşünüyoruz.''
Dünyadaki ekonomik durum ve Türkiye'deki olumsuz gidişata dikkat çeken Yücaoğlu, ''Düşen büyüme nedeniyle kamu gelirlerinin azalacağı bu dönemde kamu harcamalarına dikkat edilmesi ve cari açığın kalıcı bir şekilde düşmesi için yapısal tedbirler almaya devam etmemiz gerekiyor. Büyüme reflekslerinizi kaybetmeden sıcak dış ve iç politika ortamında 2013'e tedbirli olarak hazırlanmanızı tavsiye ediyorum'' dedi.


Boyner: Rahatsızız, kaygılıyız
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ise siyaset alanının kutuplaşma içine çekilmesinden rahatsız olduklarını dile getirerek, partilerin birbirleriyle konuşmak bir yana birbirlerine bile konuşmadıkları bir tavrı benimsemelerinden kaygılı olduklarını ifade etti.
TÜSİAD Başkanı Boyner, şöyle devam etti: ''Buyurganlığın bir kez daha ülkemizdeki idare anlayışına hakim olmasından ürküyoruz. Bizler vatandaşız. Devletimiz bizim için var. Ya da öyle olmalı. 21. Yüzyılda, modern, gelişmiş bir toplumun bireyi devletle ilişkilerini haklar ve özgürlükler üzerinden kurar. Olayları sorgular, haklarını arar; kendisine önemli olayların akabinde düzgün, anlaşılır, şeffaf açıklamalar yapılmasını bekler. Ocaklara ateş düştüğünde bunda kimin sorumluluğu varsa öğrenmek, o sorumluların layık oldukları cezayı aldıklarından emin olmak ister.''

Uludere'de ne oldu?

Devletin vatandaşına saygısının bir ölçüsünün de vatandaşa karşı işlenmiş suçların, kabahatlerin, yanlışların en kısa sürede ortaya çıkarılması olduğunu kaydeden Ümit Boyner, ''Uludere'de ne olduğunu anlamak, Afyon'daki patlamanın arka planını, sebeplerini öğrenmek, bunların sorumlularını bilmek ister vatandaş. Susmak da istemez. Ne darbe dönemlerindeki gibi atanmışların, ne de kendi oyuyla seçilenlerin onu susturmasını hiç istemez'' diye konuştu.
21. yüzyılın demokratik ülkelerinde devlet görevlilerinin kendi aralarındaki dayanışma nedeniyle vatandaşın haklarının çiğnenmesinin düşünülemeyeceğini de söyleyen Boyner, yargıya olan güvenin azalmasına yol açacak adaletsizlikler geçiştirilemeyeceğini ve demokratik bir devletin, bu tür zaafların ve olumsuzlukların üzerine giderek güçleneceğini kaydetti.

Böyle yürümez, yürüyemez
TÜSİAD Başkanı Boyner, ''Vatandaşların taleplerinin sindirilmesi kabul edilemez. Sindirmek zorunda bırakıldığı, sessiz kalmaya zorlandığı takdirde ise devletle toplum ilişkisi vatandaşlık kavramıyla tanımlanmıyor demektir. Demokrasilerde işler böyle yürümez, yürüyemez. Biz bunu kabul edemeyiz...'' ifadelerini kullandı.
Boyner, şöyle devam etti: ''Devletin meşru siyaset alanlarını herşeye karşın daraltmamasını, 1990'larda başvurulan ve toplumumuza ağır bir maliyet ödeten yöntemlerden kaçınılmasını, hukuk içinde kalınmasını istiyoruz… Terörizmin toplumda yarattığı öfkeyi bir nefret dili üretmenin bahanesi olarak görenlerin ve güvenlik eksenli politikaları, sorunları çözmenin yegane yöntemi diye sunanların da topluma ve ülkeye kötülük yaptıklarına inanıyorum. Bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını, bunca deneyimden sonra gayet iyi biliyoruz. Kanımızca Türkiye'nin, şu sıralarda çok sık dile getirildiği gibi, 1990'ların iklimine, zihniyetine ve çözdüğünden daha fazla sorun üreten yöntemlerine dönmeye tahammülü yoktur.''
Bu koşullarda, Türkiye'nin bir nevi ''Sırat Köprüsü'nden'' Meclis Başkanı'nın çağrısına iktidarı ve muhalefetiyle siyaset alanından gelen tepkilerin, kutuplaştırıcı atmosferin etkisini açıklıkla ortaya koyduğunu ifade eden TÜSİAD Başkanı, bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda hep Kürt meselesinde demokratik bir mutabakatın oluşturulmasından yana olduklarını vurguladıklarını, aynı çağrıları bir kez daha yinelediklerini ve bu meseleyi tüm diğer demokratikleşme meseleleriyle birlikte özgürce konuşmak istediklerini belirtti.

İSTANBUL