
İMC TV'nin yayınları 4 Ekim günü durduruldu, stüdyolarının kapıları mühürlendi. Bilgisayarlarından mikrofonlarına birçok malzemesine el konuldu.
İMC TV Genel Koordinatörü Eyüp Burç, o gün gelen gazetecilere kanalı anlattığında özellikle şu tanımı yaptı: "İMC TV tüm ezilenlerin, ötekileştirenlerin, konu edilmeyenlerin sesi..."
Evet, tüm haber merkezleri kendilerini 'gerçeğin peşinde' gösterir ve 'görülmeyeni gösterdiğini' iddia eder. Ama esasen bunları dert edinen kim? Herkesin sesi olmayan meyletmiş olan ve bu nedenle susturulmak, gizlenmek istenen kim? Buna bir bakalım...
Kapanmamış olsaydı, bu 21 Aralık'ta İMC TV'deki 5 yılımı bitirmiş olacaktım. Çoğu insanda kapanmasının ardından söylenenler 'o kadar da değil' hissi yaratabilir ama çalışanlar için İMC TV tam da 'o kadardı.' Birbirimizi yiyip seslerimizi yükselttiğimiz zamanlarımız da var. Ancak her kavganın ardından 'Kavga iyidir, geliştirir' dediğimiz de doğru.
Küçük ailemiz
Kurduğumuz küçük ailemiz dağıtıldı. Ama bunun ötesinde koca bir plazanın küçük bir köşesinde 'patronsuz', başımızda 'daha daha daha' diyen yöneticiler olmadan kurduğumuz iş yerimiz kapatıldı. Kimi arkadaşlarımızın hayranlıkla izlediği çalışma sistemimiz bozuldu. Biz emeğin saatlerle hesaplandığı, birilerinin parmak salladığı, haberlerin tersyüz edildiği, başlıkların değiştirildiği bir kanal değildik. İşte tam da bu yüzden 'bozulmalıydık!'
Dilek ve Halime
Peki kanalda bu sistemi kuran insanlar ne göstermek istiyordu? Görülmeyeni... Öteki'yi... Sesi duyulmayanı...
Roboskî'de 28 Aralık 2011 günü insanlar bombalanırken televizyon kanalları, katliamın üzerinden 12 saat geçtikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin açıklaması ile haber yapabildi. İMC TV, katliamı duyuran ilk televizyondu. O günden bu zamana İMC TV, Roboskîli ailelerin sesi oldu.
İMC TV, Kobanê yayınlarını aralıksız sürdürdü. Sınırda IŞİD üyelerinin geçişini kayıtlarıyla herkese ulaştırdı. Gezi Direnişi'nin her dakikasını herkes, İMC ekranlarından izledi. Soma Katliamı'nda arkadaşlarımız Dilek ve Halime neler yaşandığını günlerce herkese anlattı.
Refik vurulurken
Kimsenin giremediği Cizre'de Saadet ve Refik vardı. Kamera kayıttayken Refik vuruldu. Olanlardan İMC ekranlarından haberdar olduk.
Bu kanalda saat 12:30'da Türkiye'nin ekonomisi ile ilgili 'beklentiler' çalışanlar açısından haberleştirildi.
Yeşil Bülten sadece 'çevreciyim' diyenlerle değil toprağı için mücadele edenlerle yapıldı. Cerattepe'de eylemde olan vatandaşlarla Yedikule'de "Bostanlarımızı istiyoruz" diyen herkes İMC TV'deydi. Adı duyulmamış raporlar, mahkeme kararları, av yasakları, bölgede yanan ormanlar bu ekrandaydı.
Saat 19:00’da sanat programı, birilerinin 'erişilmez' hayatlarını gözümüze sokmadı. Her dilde müziğin peşinde koştu, kısıtlı bütçelerle yüreklere dokunanların haberlerini yaptı.
Jesca Nankabirva'nın izini sürdü
Mor Bülten, her gün kadın katliamlarının yaşandığı Türkiye'de kapalı kapıların ardından kadınların sesi olmaya çalıştı. Sildiği camdan düşerek 'öldü' denilen, adı açıklanmayan Jesca Nankabirva'nın izini sürdü. Ölüm nedeni 'intihar' olarak geçen genç kadınların katledildiğini söylemekten usanmadı. Babası tarafından eşcinsel olduğu için öldürülen Ahmet Yıldız'ın 3 dakika süren duruşmalarını takip etti. İstanbul'da oturdukları Meis Sitesi'nde evleri yakılan trans kadınlara mikrofonlarını uzattı.
Dünyanın gözünü ayırmadığı Kobanêli kadınlara ulaştı. Kimseler 8 Mart'ta 'Kadınlar neden alanda?' sorusunu sormazken Mor Bülten, kadınların her eylemini büyükşehirlerden köylere kadar ekranına taşıdı. Siyaset yapmak isteyen kadınlar Mor Bülten'de konuştu. Adaylar, Meclis'ten seslenenler, bu ekranda yerini aldı.
Herkesin sesi
Maltepe'de direnen kadınlar, herkesin görüp de adını sormadığı Avon işçileri, atölyelerde üç kuruşa çalışan kadınlar... Sonrası da var. Suriye'den kaçıp geldikleri kamplarda tacize maruz kalanlar, zulümden kurtulan Ezîdî kadınların yaşadıkları ve dahası... 7 gün boyunca cansız bedeni bir kaldırımda bekletilen Taybet İnan'dan karnında bebeği ile vurulan kadınlara, Özgecan'dan Karaman'daki çocuklara, öldürülen, şiddet gören, taciz, tecavüz, istismar edilen, barış isteyen, kayıplarını arayan herkesin sesi oldu Mor Bülten.
Bu kanal tüm bunlarla birlikte tüm dillerin, dinlerin, ırkların sesi oldu. Türkiye'nin doğusundan batısına ya da batısından doğusuna aranan çözümün, barış taleplerinin, birlikte yaşamanın koşulsuzluğunun, tüm halkların sesi oldu. İMC TV, tarafsız haberciliği ile gerçekleri tüm çıplaklığıyla gazeteciliğin tüm değerlerine bağlı kalarak ses olmaya çalıştı. Ve bu, yazılanlardan daha fazlasıydı. İşte bu yüzden İMC TV'nin ekranı karartılarak aslında herkesin sesi kesilmek istendi.
* Kapatılan İMC TV'de yayınlanan Mor Bülten programının editörü ve sunucusu.