Bu olay kadına yönelik şiddetin ne ilkidir, ne de maalesef sonuncusu olacaktır" denilerek, AKP hükümetinin iktidara geldiği günden bugüne kadın katliamlarının ve kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 artış gösterdiği belirtildi. Açıklamada, "Kürt halkının yıllardır verdiği haklı mücadelesi karşısında kirli savaş politikalarını kadın üzerinden de yürüterek sonuç almaya çalışan AKP hükümeti, iktidara geldiği günden beri kadına yönelik gerek çıkardığı yasal düzenlemeler, gerekse kadını ev içine hapseden uygulamalarıyla erkek egemen sistemi üreten, besleyen ve güçlendiren bir tutum izlemiştir. Kendi basın alanını yaratan AKP hükümeti, bu kadın kırımı politikalarını kamuoyundan da gizleyerek kadına şiddet haberlerinin çok önemsiz, kısa ve görmezlikten gelinebilir bir şekilde işlenmesini sağlamaktadır" denildi. 


Aile 'intihar' diyor!
Daha önce de kız çocuklarına tecavüz skandalıyla gündeme gelen Sêrt'te, aynı gün içerisinde iki kız çocuğuna yönelik vahşetin Türkiye'nin kadın konusundaki fotoğrafı niteliğinde olduğuna vurgu yapılan açıklamada şunlar belirtildi: "Sêrt'te yaşanan yozlaşma ve kırım kadınlar açısından kıyameti koparma gerekçesidir. 15 yaşındaki L.B. av tüfeğiyle vurularak katledilirken, 13 yaşındaki S.O. boğazı kesilmiş bir vaziyette bulundu. S.O. henüz hayati tehlikeyi atlatamamış ve yaşam savaşı vermektedir. Ailesi bunun bir 'intihar girişimi' olduğunu söylese de biz kadınlar, kadınların 'intihar' süsü verilerek nasıl katledildiğini çok iyi biliyoruz. BDP Kadın Meclisi olarak henüz 13 ve 15 yaşında olan bu iki kız çocuğuna yönelik vahşeti nefretle kınıyoruz. Alanlarda tepkimizi ortaya koymaya devam edeceğiz. Şimdiye kadar katledilen bütün kadınların davalarının takipçisi olduğumuz gibi, bu iki davanın da takipçisi olacağız." 

DİHA/ANKARA