"Keleğim yana gider,
Döner de Van'a gider
Felek evin yıkılsın
Yolum virana gider”
(Van halk ezgisi)

Her deprem büyük bir acı ve isyan doğurur ve birçok gizi açığa vurur; binaların demirini, betonunu, evlerin içini, eşyaları, insanları, hikayelerini olduğu gibi inşaat kalitesini, büyük rant piyasasını, ranta kurban edilen canları, yardım ve enkaz kaldırma çalışmalarından yansıyan ayrımcılığı, insanların acılarına sevinen ırkçılığı, devletin insana verdiği değeri okursunuz satır satır.
Ve her depremden açığa çıkardığı gizlerle bağlantılı sorular dökülür ortaya. Ancak deprem gibi depremle gelen ölümün de Allah vergisi olduğuna inandırılan toplum, işi ‘inşallah’a ve  ‘kader’e bırakır çoğu kere. Boyun eğişi dilinde bir ezgi olur.
"Akşam oldu yakamadım gazımı,
Doya doya sevemedim kuzumu
Kadir Mevlam böyle yazmış yazımı”
der, ağlar.
Ancak Van depremi yarattığı yıkım kadar, ırkçı ve ayrımcı zihniyetin sivilinden resmisine nasıl boy verdiğini göstermesi bakımından da oldukça dikkat çekici sonuçlar ve iktidarın cevaplaması gereken aşağıdaki soruları ortaya çıkardı.
-  Bu yıl tüm illerde uygulamaya konulan yapı denetimi, deprem kuşağında bir ülkede neden baştan beri yoktu? Neden 2001 yılında tüm illerde değil de, sadece 19 ilde konuldu uygulamaya ve neden bu 19 il içinde bölge illeri yoktu?
-  "Kardeşlik", "büyük dayanışma” demekle televizyon ekranlarından, internet sitelerinden yükselen ırkçı söylemler, deprem bölgelerine giden "yardım” kolilerinden çıkan taş ve bayraklar gizlenebilir mi? İktidar güçlerinin bu çırpınışı niyetlerini gizleme telaşıdır diyebilir miyiz?
-  Bu kış koşullarında neden yeterli çadır, battaniye, yiyecek sağlanmıyor?
-  Hastaneler de hasar gördüğü için zaten yetersiz olan sağlık hizmetleri, salgın hastalıklar söz konusu olduğunda ne olacak?
-  İçişleri Bakanı, Vali ve diğer yetkililer eksiklileri kabul ediyorlar. Peki neden gidermiyorlar?
-  Valilik neden belediye ile ortak çalışma yürütmediği gibi belediyenin yardım çalışmasına engel oluyor?
-  Enkaz kaldırma çalışmaları neden geç başladı ve neden yavaş ilerliyor?
-  Halen çadır sağlanamayan bunca insana bir ay içinde konteynır evler verileceğini söyleyen İçişleri Bakanı’na inanmak mümkün mü?
- İl genelinde okul ve hastanelerin neredeyse tamamının yıkılmış ya da hasarlı olması nasıl açıklanabilir?
Bir yanda enkaz altındaki yüzlerce kişinin bilinmeyen akıbeti karşısında yakınlarının yaşadığı acılar, öte yanda depremden sağ kurtulanların yaşamla ölüm arasındaki çetin mücadelesi bir çocuğun dilinden ulaşıyor bizlere, "depremden kurtulduk ama soğuk öldürecek bizi” diyor.
Depremde Vanlılar enkaz altında, devlet vebal altında kaldı. Depremle gelen ölümün kader olmadığı gerçeği karşısında sorumlulardan hesap sorulması da, gerçek ve uzun soluklu bir dayanışmanın örgütlenmesi de yine acil ve yine iş bizlere düşüyor.