Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde MKP, DHKP-C, TKP/ML, MLKP tutsakları adına DİHA Haber Ajansı‘na mektup yazan tutuklu Muhabbet Kurt, hasta tutsaklar konusunda herkesi duyarlı olmaya çağırdı. Kurt yazdığı mektupta, hapishanelerin büyük kitlelerin vermiş olduğu demokrasi mücadelesine karşı baskı aracına dönüştürüldüğüne işaret ederek, “Toplumu sindirme, susturma, baskı altına alma aracı olarak kullanılmaktadır. Tutsak olmanın yanı sıra hapishanelerde sürecen tecrit-tredmana bağlı politikalar, hak gaspları birer cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır” dedi. Hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Kurt, her gün kimi gazete sayfalarında gözlerinin değdiği, kulaklarının aşina olduğu vakalar ile karşılaştıklarını dile getirdi. Bu sorunun sadece duyarlı bir kesimle sınırlı kaldığına dikkat çeken Kurt, “Amacımız hasta tutsaklar meselesini toplumun en geniş kesimlerine yaymak ve sahip çıkılmasını sağlamaktır” dedi.


100 tutsak ölüm sınırında

Geçen yıllarda tutsakların devletin düzenlediği katliamlarla öldürüldüğüne işaret eden Kurt, bugün AKP’nin yönetimindeki hapishanelerde hasta olan tutsakların tedavilerinin geciktirildiğini, engellendiğini, hastane geliş gidişlerinde ring işkencesi yapıldığını, sağlıklı, hijyenik ve insani koşullarda tedavi edilmediğini belirterek, “Devletin amacı hasta tutsakları tedavi etmek değil, adım adım ölüme göndermektir” dedi. Tecrit koşullarında ağır hastaların tedaviye olumlu yanıt veremeyeceğinin altını çizen Kurt, “Coğrafyamızın farklı hapishanelerinde 412 hasta tutsak bulunmaktadır. 100’e yakını ölüm sınırında. Abdullah Kolay, Kandıra hapishanesinde kalp krizi geçirdi. 10 saat sonra müdahale edildi. Ve bu yüzden kalbi yüzde 35 kapasite ile çalışmaktadır. Hala hapishanede. Kemal Avcı mide kanseri. Midesinin dörtte üçü alındı, hala hapishanede. Avni Uçar, Halil Güneş, Fatma Tokmak. Bu arkadaşlar hasta tutsaklardan sadece bir kaçı. Yakın zamanda Metris Cezaevi’nde bekletilen hasta tutsaklara ilişkin çeşitli haberler yansıtıldı. Adli Tıp Kurumu ‘hapishanede tedavileri yapılabilir” raporu vermiştir. Mengele artığı ölüm mangalarından oluşan Adli Tıp Kurumu’nun bilimsel hiçbir niteliği kalmamıştır. AKP hükümetinin siyasi amaçlarının tamamlayıcısı olarak çalışmaktadır. Olası ölümlerden Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu ve bir bütün olarak AKP hükümeti sorumludur. Buradan çağrı yapıyoruz; tutsakları serbest bırakın!” dedi.

Hasta tutsaklara özgürlük!

Kurt, “Dilimiz, düşüncemiz, kimliğimiz ne olursa olsun hasta tutsaklar konusu insanlık sorunudur. Her kesimin duyarlılık göstermesi gerektiğini düşünüyoruz. Gelin hep beraber duvarlar arkasında ölüme terk edilen arkadaşlarımızı faşizmin elinden alalım. Dışarıdan içeriye siz dostlarımızın umut kapısını aralayacağına olan inancımızla Sincan’daki siyasi kadın tutsaklar olarak tüm halkımıza çağrımızdır: Hasta tutsakların özgür koşullarda tedavi edilmeleri için sesimize kulak verin. Hasta tutsaklara özgürlük” dedi.

DİHA/ANKARA