Türk devleti ve uluslararası ittifaklarının baskısına teslim olan Danimarka’nın Kopenhag Eyalet Mahkemesi eliyle Mezopotamya Brodcasting’e ait televizyonların lisans haklarını iptal ederek, 10 milyon Kronluk para cezasıyla ülke tarihinde bir rekora imza atmasına tepki gösterildi. Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD), Avrupa Sürgünler Platformu, Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu (FEYKA), Almanya Demokratik Güç Birliği Platformu, Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) ile Almanya Sol Parti Barış ve Uluslararası Politika Komisyonu Eşbaşkanı Ali Atalan yazalı açıklama yaparak, kararı kınadı. DTK ve BDP de Kürt halkını özgür basın geleneğine sahip çıkmaya çağırdı.

Kararı protesto eden Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD), yazılı açıklamasında, 3 Kürt yayın kuruluşuna yönelik kararın, başta Danimarka Anayasası’nın oldukça duyarlı olduğu basın ve ifade özgürlüğüne bir darbe olduğunu vurguladı. Açıklamada, demokrasi, hukuk, insan hak ve özgürlükleri açısından bir skandal olarak nitelenen kararla, bir kez daha Kürt halkının ulusal varlığının hedef alındığı belirtildi. Başta Avrupalı, Batılı iktidar ve sermaya güçlerinin Kürt sorununun oluşumu ve gelişimindeki belirleyici rolüne dikkat çekilen açıklamada, bundan önce onlarca benzeri örneği bulunan son kararın da, aynı güçlerin Kürt sorunundaki çözümsüzlük siyasetinde ısrarlarının sonucu olduğu bildirildi. Güney ve Batı Kürdistan’daki Kürt kazanımlarıyla birlikte Kuzey’de de bu yönlü gelişmelerin yaşandığı bir döneme denk gelen kararın, Kürtlerin öncülük ettiği barışçıl-demokratik çözüm sürecini sabote etme amaçlı olduğu kaydedilen açıklamada, bu şekilde savaşı, şiddeti, çözümsüzlüğü kışkırtmanın, ahlaksızlık ve vicdansızlık olduğu tespiti yapıldı.
Daha önceki antidemokratik uygulamalar karşısında olduğu gibi, Kürt halkının, ulusal, toplumsal, siyasal ve kültürel kimliğini her koşul altında daha da güçlü sahipleneceği mesajını veren KON-KURD, Avrupa’daki bütün Kürtleri ve demokrasi güçlerinin yaygın ve etkili şekilde tepki göstermeye çağırdı.  

‘Düşünce özgürlüğüne müdahaledir’

Avrupa Sürgünler Platformu da Danimarka’nın üç Kürt televizyonu hakkında verdiği kapatma kararını yazılı bir açıklamayla kınadı. Platformun yaptığı açıklamada, Roj, MMC ve Nuçe TV’nin sadece Kürtlerin değil, onbinlerce sürgünün ve Türkiye’deki bütün halkların sesi olduğunu belirtti. Açıklamada “Karar düşünce özgürlüğüne müdahaledir” ifadesi yer aldı.
Açıklamada, Avrupa Parlamentosu’nun, karar karşısındaki sessizliği de eleştirildi ve şu ifadeler kullanıldı: “Barışçıl ve sivil itaatsizlik olarak görülen Gezi Parkı eylemlerine AKP’nin uyguladığı ‘orantısız gücü’ eleştiren Avrupa Parlamentosu, 13 Haziran günü bu tutumu kınayan bir karar almıştı. Kararda, tutuklu gazetecilerin durumuna da dikkat çekilmiş ve AKP’den düşünce özgürlüğü ve barışçıl gösterilerin önündeki engelleri kaldırmasını istemişti. Ne ki, AP’nin eleştirdiği olayların bir benzeri, AP’de grubu bulunan bir başka ülkede, Danimarka’da yaşanıyor.”
Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu (FEYKA) da karara tepki gösteren sivil toplum örgütleri içinde yer aldı. FEYKA Başkanı Mehmet Ülker, “Danimarka’nın Kürt halkına yönelik bu tutumunu Fransa Kürt Dernekleri Federasyonu kınıyoruz” dedi. 2009 yılında Danimarkalı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri olması ardından Danimarka’da Kürtlere yönelik baskıların arttığına işaret eden Ülker “Danimarka Kürt televizyonuna verdiği lisanslarla Kürt halkının sempatisini kazanmıştı. Ancak bunu çıkarları için pazarlayarak NATO Genel Sekterliğini aldıktan sonra, Kürt halkının zor emeklerle elde ettiği televizyonları kapatması ve ağır para cezası vermesi kabul edilemez” tepkisinde bulundu. Ülker, kendilerine bağlı derneklerin, demokratik tepkilerini dile getireceğini de sözlerine ekledi.

‘Kürtlere gözdağı verilmek isteniyor’

Kopenhag Eyalet Mahkemesi’nin kararına yazılı basın açıklamasıyla tepki gösteren Almanya Güç Birliği Platformu, skandal karar ile Paris’te katledilen 3 kadın Kürt siyasetçi olayının benzer özellikler taşıdığı yorumunda bulundu. Açıklamada, “Roj TV davasının açıldığı günden itibaren politik bir dava olduğu, AKP hükümetinin, Kürt halkının sesini kısmak, toplumdan gerçekleri saklamak amacıyla yürüttüğü bir politika olduğunu bellidir. Yine alınan bu kararın Avrupa’nın ‘demokratik değerler’ yerine ‘çıkarlarını‘ tercih ettiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu karar Fransa’da öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez davası gibi politiktir. Alınan bu karar ile Kürt hareketine gözdağı verilmek istenmektedir. Türk devletinin Danimarka üzerinden yaptığı baskılarla çıkan bu karar kabul edilemez. Bu anlamıyla bizler her zaman Roj TV, MMC TV ve Nuçe TV’nin yanında olacağız. Özgür basın susturulamaz” denildi.

‘AKP samimi olmadığını gösteriyor’

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yönetim Kurulu da yaptığı açıklamada, kararı “Demokrasiye vurulmuş bir darbe” olarak niteledi. Kararın arkasında AKP hükümetinin bulunduğu dile getirilen açıklamada, bir yandan barış süreci bir yandan da böylesi bir kararın ortaya çıkmasının AKP’nin Kürt sorununun çözümü konusunda samimi olmadığını kanıtladığı savunuldu.  Açıklamada, “Türkiye devletinin, Danimarka üzerinden yaptığı baskılarla çıkan bu karar kabul edilemez. Bu karar düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir. Alınan kararın Kürt sorununda yaşanan süreçle bağlantılı olduğu açıktır. DİDF olarak bütün barış ve demokrasi güçlerini Nuçe, MMC ve Roj TV ile dayanışmaya çağırıyor, bu kararı alanların derhal bu yanlıştan dönmelerini talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

‘Karar savaş kışkırtıcılığıdır’

Almanya Sol Parti Barış ve Uluslararası Politika Komisyonu Eşbaşkanı Ali Atalan da, kararın anti-demokratik olduğu kadar, barış sürecine, basın özgürlüğüne ve aynı zamanda demokrasiye açık bir saldırı olduğunu vurguladı.
Yazılı bir açıklama yapan Atalan şunları söyledi: “Barış ve demokratik çözüm sürecinin devreye konulduğu, bütün etkin aktörlerin destek verdiği yeni demokratik-politik açılımın başlatıldığı bir dönemde, Danimarka mahkemesinin kararı hayli anlamlıdır. Bu kararla nesnel olarak savaş kışkırtıcılığı yapılıyor. Barış, adalet, eşitlik ve özgürlük içinde ortak yaşam için ısrar eden Kürt Özgürlük Hareketi’ne bu düşmanca yönelim hiçbir şekilde anlaşılmaz ve kabul edilemez. Gayri hukuki bu karara, demokratik kamuoyu sessiz kalmamalıdır.”

Saygısızca bir karar

Kopenhag Eyalet Mahkemesi’nin Danimarka demokrasi tarihine kara leke olarak geçecek ve hukuku ayaklar altına alan skandal bir kararın altına imza attığını kaydeden DTK, “Geçmişte MED TV ve MEDYA TV’de de örneği görüldüğü gibi bu karar Kürt halkının kimliğine, kültürüne karşı varlığına karşı alınmış saygısızca bir karardır. Bu karar basın özgürlüğüne ve halkın Kürt Halkının haber alma özgürlüğüne vurulan bir darbedir” dedi. Kararın zamanlamasına dikkat çekerek, demokratik çözüm sürecinde böyle bir kararın alınmasının tesadüf olamayacağı ifade eden DTK, “Kuşkusuz Türkiye’nin de anti Kürt politikaları doğrultusunda yürütmüş olduğu girişimler ve sürdürdüğü baskı bu kararın alınmasında etkilidir. Fakat Kürt sorununa Avrupa devletlerinin yanlış bakış açısı bu kararın özünü oluşturmaktadır. Bu kararda da gördüğümüz bu bakış açısı ve pratikler çözümsüzlüğe hizmet etmektedir. Bu karar aynı zamanda demokrasi ve insan hakları kavramının ne kadar taraflı algılandığını da göstermektedir.  Bu süreçte AB ve uluslar arası kuruluşlar iyi niyetli girişimlerle sürece yardımcı olmalıdır” diye belirtti.
DTK, Danimarka’yı kararı temyiz sürecinde düzeltmeye, başta Avrupa’da yaşayan olmak üzere Kürt halkını Nûçe, MMC ve Roj TV şahsında özgür basın geleneğine sahiplenmeye çağırdı.

 BDP: Özgür basın susturulamaz

BDP Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Danimarka demokrasi tarihine kara leke olarak geçecek ve Avrupa Birliği hukukunu ayaklar altına alan skandal bir kararın altına imza atmıştır” denildi. Söz konusu kuruluşların, Kürt halkının, Ortadoğu halklarının yıllardır en zor koşullar altında sürgünde mücadele yürüten sesi, soluğu; özgür basının sürgündeki temsilcisi olduğu vurgulanan açıklamada, şu çağrı yapıldı: “Kopenhag kriterlerinin oluşumuna ev sahipliği yapan Danimarka’nın bu kararı kendi demokrasi değerleriyle de ters düşmektedir. Bu kararla Avrupa Birliği’nin demokrasi ve hukuk normları ayaklar altına alınmıştır.Bu hukuk dışı kararı kınıyor ve Danimarka hükümetini demokrasi tarihine kara leke olarak geçen bu hukuksuzluktan vazgeçmeye, Kürt halkının değerlerine karşı saygılı olmaya çağırıyoruz.”
Kürt halkının özgür sesinin asla bu türden hukukdışı yollarla kesilemeyeceği, susturulamayacağı da belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Nûçe Tv, MMC ve Roj TV yalnız değildir. Özgür basın mücadelelerini sonuna kadar destekliyor ve yanlarında olduğumuzu, karara karşı diplomatik, demokratik bütün tepkilerimizi ortaya koyacağımızı belirtiyoruz.”

Roboskîli aileler sahip çıktı

Roj TV sayesinde dünyaya duyurulan ve Türk devletinin örtbas/çarpıtma çabaları deşifre edilen Roboskî Katliamı‘nın mağdurları da Danimarka Hükümeti’ne dilekçe gönderdi. Roboskîli aileler, “Bu kararı kabul etmediğimizi ve derhal bu yanlış karardan vazgeçilmesini talep ediyoruz” dedi.

Memnun olan da var!Türk Dışişleri Bakanlığı, MMC, Nuçe TV ve Roj TV’nin yayın lisanslarının iptal edilmesini “memnuniyetle karşıladıklarını” bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı, Kopenhag Eyalet Mahkemesi’nin, Mezopotamya Brodcasting’e ait televizyon kanallarının hepsinin yayın lisansını iptal etmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlığın internet sitesinde yer alan açıklamada, ROJ TV’nin “PKK iltisaklı” bir kanal olduğunu ileri sürüldü. Açıklamada, “29 Ekim 2012 tarihinde başlayıp, 14 Haziran 2013 tarihinde görülen 36. duruşma ile tamamlanan ve neticesi bugün (3 Temmuz 2013) açıklanan temyiz davasında, Doğu Yüksek Mahkemesi’nin, Kopenhag Şehir Mahkemesi tarafından verilen kararı onaylarken para cezasını ağırlaştırmasını ve ROJ TV ile ana şirketine 2003 yılında verilen lisanstan doğan televizyon yayını yapma hakkını süresiz olarak geri almasını memnuniyetle karşılıyoruz” denildi. Bu kararın emsal teşkil etmesini isteyen Dışişleri Bakanlığı, başta AB üyesi ülkeler olmak üzere, uluslararası toplum ve medya sektörüne de “ROJ TV benzeri girişimlerini engellemelerini bekliyoruz” dedi.

Sesimiz kısılamaz!

Tutuklu Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması talebiyle Urfa’nın Suruç, Viranşehir, Mardin’in Derik, Amed’in Kayapınar, Van’ın Çelebibağı ilçelerinde gerçekleştirilen Kara Perşembe eylemlerinde, 3 televizyon kanalınının yayın lisansının iptal edilmesi protesto edildi. Viranşehir İlçe Başkanı Servet Kılıç, “Avrupa adeta bir skandala imza atarak, Roj TV, Nûçe Tv ve MMC kanalını kapatarak, Kürt halkının sesini kısmaya çalışmıştır. Biz kendilerine demokrat diyen ve bu faşizan uygulamaları yapan Avrupa ülkelerini de kınıyoruz ve diyoruz ki, Kürt halkının sesini kısamazsınız” dedi. Diğer yerlerde yapılan eylemlerde ise kararın Avrupa açısından “utanç” olduğu belirtilerek, kınandı. 


Zürih’te protesto gösterisi

Danimarka’nın Kürt TV’lerini kapatma kararı ile Türk devlet terörü Zürih’te protesto edildi.
İsviçre Kürt Dernekleri Federasyonu (FEKAR) tarafından yapılan çağrı üzerine Zürih Merkez Tren İstasyonu önünde buluşan yaklaşık 150 kişi, Türk Konsolosluğu’na yürüdü. Konsolosluk önünde eylemlerini miting yaparak sürdüren topluluk, daha sonra eyleme ilişkin bir açıklama yaptı. Polisin yoğun önlem aldığı eylemde yapılan konuşmada, AKP’nin halklara karşı baskıcı, antidemokratik uygulamalar geliştirerek, barış ve çözüm sürecini baltalamak istediği belirtildi. Açıklamanın ardından Danimarka Konsolosluğu’na yürüyüş yapıldı. Konsolosluk önünde solaganlar atan eylemciler, yaklaşık 20 dakika sonra yetkililerle görüştü. Konsolosluk yetkilileri, Kürt basınına yönelik uygulama nedeniyle kendilerinin de şaşkın olduğunu, protestoyu ileteceklerini belirtti.

HABER MERKEZİ