
Amed’deki sivil toplum örgütleri, açlık grevinde kritik bir aşamaya gelindiğini belirterek, Türk Hükümeti ve kamuoyuna, “Ölüme çeyrek kaldı, birşeyler yapın” çağrısında bulundu. İstanbul Tabip Odası(İTO) Yönetim Kurulu üyesi Fethi Bozçalı, birinci ayını dolduran açlık grevine karşı Adalet Bakanlığını uyardı. Açlık grevindeki tutsakların tek kişilik hücrelere konulması, şeker verilmemesine sert tepki gösteren Dr. Bozçalı, “Şeker vermemek, resmen öldürmektir” dedi. BDP de “Yüzlerce yüreğin cansız ve soğuk bedenleri ile karşılaşmak istemiyorsak daha fazla çaba sarf etmeliyiz” çağrısında bulundu.
Cezaevlerinde yaklaşık 400 tutsak ölüm orucunda. 31’inci güne giren açlık grevine katılan tutsaklarda sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Açlık grevine 12 Eylül’de başlayan ilk grup içinde yer alan Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 10 tutsağın durumunun kötüleştiği ve kanama görüldüğü bildirildi. Tutsaklardan Gülistan Abdo, Gülan Kılıçoğlu, Emel Gültekin, Dilşah Kocakaya, Rızgar Turhan, Burhan Eviz, Tevfik Özdemir, Erdi Çelik, Abdurrahman Budak, Lokman Karaşi’nde mide bulantısı, düşük ve yüksek tansiyon, burun kanaması, göz karartısı, yüksek ateş ve üşüme, baş dönmesi gibi rahatsızlıklar baş göstermeye başladı. Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla, Silivri ve İzmir Şakran Cezaevi’nde tutsaklar tek kişilik hücrelere konularak, en temel ihtiyaçları olan su ve şeker verilmeyerek direnişleri kırılmaya çalışılıyor.
Gidişat kaygı veriyor
Tehlikeli bir gidişat içinde olunduğu uyarısında bulunan İTO Yönetim Kurulu üyesi Bozçalı, geçmiş açlık grevi deneyimlerinden ders çıkartılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin bu konuda sicilinin bozuk olduğuna işaret eden Dr. Bozçalı, geçmiş yıllarda yaşanan ölüm oruçları ve açlık grevlerinde yaşanan ölümlerin, sakatlanmaların hala hafızalarda olduğuna vurgu yaptı. Açlık grevi sürecinin başladığı andan itibaren vücudu tüketmeye başlayacağını belirten Bozçalı, “Hangi günde biterse bitsin bir kayıp oluşturacaktır. Daha kolay bir ortamda bu grevin yapılması sağlanmalıdır. Hiçbir şekilde baskı yapılmaması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Açlık grevine tutsakların özgür iradeleriyle katıldığını, bir protesto yöntemi olarak gerçekleştirildiğini ifade eden Dr. Bozçalı, “Biz doktorlar ve sağlık çalışanları bu karara saygı göstermek zorundayız. Cezaevi yönetimlerinin açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık ortamlarını, protesto ettikleri ortamı daha özenli, itibarlı hale getirmeleri gerekir” dedi. Greve katılan tutsaklara yönelik tecrit ve yalnızlaştırmanın daha büyük tahribatlara yol açacağının altını çizen Dr. Bozçalı, Organizma bir bütündür ruh sağlığı etkilenirse, diğer sistemler de etkilenir. Yani tecrit söz konusu olunca bir bütün olarak olumsuz sonuçlar daha çok artıyor. Bu konuda Adalet Bakanlığı’nın dikkatli davranması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Bozçalı, grevdeki tutuklu ve hükümlülere şeker verilmemesi gibi durumlara ilişkin de uyarılar yaparak “Açlık grevindeki mahkuma şeker vermemek onu resmen öldürmek demektir. İnsan haklarına aykırıdır” diye konuştu.
Adım adım tüketiyor
Dr. Bozçalı, açlık grevinin tutsaklara adım adım ölüme götüreceği, risk grubunda olanlarda etkilerin daha hızlı görüleceği uyarısında bulunarak şunları belirtti: “Genelde 48 saat içinde metabolizma değişiklik arz eder. Kas gruplarının erimeye başlamasının ardından en son hayati organlara kadar tüketici bir noktaya kadar gider. Karaciğer, böbrek, pankreas gibi organların yavaş yavaş iflas eder. En son en önemli yaşam organı olan beyin de etkilenir. Enerji tüketimi olmaması sebebi ile beyinde protein eksikliği başta olmak üzere bir tüketim başlar. Yavaş yavaş vücut koruyucu refleksini ve direncini yitirir ve geriye dönüşsüz noktalara gider. Uzun süren açlık grevleri ve ölüm oruçlarında, Korsakof gibi geri dönüşü olmayan haslalıklar görülür. Kimi zaman 50-60 güne kadar bu süreçler sürebilir. Özellikle vitamin ihtiyacı karşılanmadığı için ciddi olarak kalıcı beyinsel hasarlar oluşuyor. İflas sistemi hayati organlara ilerleyen bir seyir gösteriyor. Açlık grevi gerçekten tüketicidir.”
TALEPLER
Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde süresiz dönüşümsüz açlık grevine devam eden PKK ve PAJK’lı tutsakların talepleri:
1- Önderliğimizin özgürlük, sağlık ve güvenlik koşulları bir an önce ve koşulsuz bir biçimde sağlanmalıdır.
2- Anadilimiz üzerindeki ırkçı ve inkârcı uygulamalar ve yaklaşımlara son verilerek, mahkemeler başta olmak üzere, eğitim ve kullanımının önündeki tüm engeller bir an önce kaldırılmalıdır.
SEVDİYE ERGÜRBÜZ / DİHA/İSTANBUL