Fransa’da güvenlik önlemleri son bir haftada olağanüstü bir boyuta ulaşmıştı. Bu güvenlik sendromuna kaynaklık eden ise Paris La Defence semtinde bulunan büyük iş merkezi içerisinde geçtiğimiz Cumartesi bir askerin bıçaklı saldırıya uğramasıydı. Olayın üzerinden bir hafta geçmeden Paris Savcısı François Molins basının karşısına geçti. “Saldırgan yakalandı.”
Paris Savcısı François Molins’i Kürtler Ocak ayında tanımıştı. Molins’e göre Alexandre isimli zanlının 4 yıldır “radikal İslamcı ve cihatçı” örgütlerle bağlantı olduğu belirlenmiş. Alexandre adlı gencin entarisinden, DNA örneğine, her şey toplam dört gün gibi bir kısa sürede ele geçmiş ve Savcı Molins, “radikal İslamcı ve cihatçı” bir örgüt bağlantısını bile çözmüş. Bu haberi basın yayın organlarından okuyan herkesin “bravo Fransız polisine” diyesi geliyor! Savcının alt birimi anında tüm bağlantıları çözmüş, arkasındaki güç olan örgütün ismine bile ulaşmış!
François Molins ismini Paris’te katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın dosyasından hatırlıyoruz. Olaydan 15 gün sonra Ömer Güney adlı cinayet zanlısının tutuklandığı gün Molins basın karşısına geçmişti. Savcı Molins’e sormak gerekir, Alexandre adlı gencin 4 gün içerisinde arkasındaki örgütsel güce ulaşacak bir istihbarat yeteneğine sahip Fransız polisi neden hala Ömer Güney’e bu katliamı gerçekleştirme emrini veren gücü bulamıyor? Ya da 4 gün içerisinde DNA, video ve benzeri tüm bulgular bir askerin yaralanması olayı sonrasında kısa bir sürede toplanırken üç yiğit Kürt kadının katliamından sonra neden hemen toplanamadı?
İçişleri Bakanı Manuel Valls yazılı bir açıklama yaparak, “titiz bir çalışma gösteren” terörle mücadele birimlerini kutluyor. Terörle mücadele birimlerini kutlayan Valls’a Kürtler son 5 aydır günlük olarak kart gönderiyor, mektup yolluyor, sorular soruyor... “adalet istiyoruz” diyorlar. İlgili bakanlıktan hiç bir yanıt alınamıyor. Valls polis ekiplerini tebrik ederken, Kürt halkı ise Valls’i sosyalist bir iktidarın içişleri bakanıyken üç devrimcinin katledilmesi sonrası dosyaya yaklaşımından ve yaşanan sessizlikten kendisini dolayı tebrik ediyor!
Kürdistan Enformasyon Bürosu önündeki “adalet nöbeti” eylemleri her Çarşamba sürüyor. Yaşlı, genç, çocuk, kadınlardan oluşan kitle her hafta 147 nolu kapının önünde biraraya geliyor. Üç devrimci kadının fotoğraflarını her hafta kapının üzerine asıyorlar. Daha 15’ine ulaşmamış Kürt gençleri kapının üstüne “Rojbin, Sakine, Leyla” isimlerini kazıyor. Öfkeleri dillerinde... Yaşlı kadınlar bilmedikleri bir dilde, slogan atmaya çalışıyor. Kürtlerde bu katliam konusunda Fransız devletinin titiz bir çalışma yürütmesini beklediklerini her fırsatta dillendiriyor. Küçük bir bıçak darbesi alan bir asker için alarma geçen Fransız devletinin hassasiyetini Kürtler sözkonusu olduğu zamanda bekliyorlar...
Kürtler beklentilerine yanıt bulamadıkları için bu Çarşamba günü yaptıkları eylemde 12 Haziran günü Kürdistan Enformasyon Bürosu önünde saat 13,00’de toplanıp Adalet Bakanlığı‘na yürüyeceklerini deklere ettiler. Şuana kadar İçişleri, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı adreslerinin üzerinde bulunduğu kartlar gönderilmiş. Avrupa’nın birçok ülkesinde yürütülen kampanya kapsamında 50 binin üzerinde karpostal ilgili bakanlıklara gönderilmiş. Kürt kadınları, “biz susarsak katliam unutulur, katiller bulunmaz! Biz güçlendikçe, aydınlık ve adalet büyür” diyerek Kürt toplumunu 12 Haziran’a güçlü katılmaya çağırıyor.
Kürtler her zaman olduğu gibi barışın, adaletin sağlanması için meşru demokratik taleplerini yinelemekten vazgeçmiyor. Fransız savcıları, bakanları ise Kürtler sözkonusu olduğundan suskunluklarını koruyor. Er ya da geç bu katliam aydınlatılacak ama bu Fransızların çabasından çok Kürtlerin talepleri arkasında duran örgütlü gücüyle olacak! Bu nedenle Kürt kadınların çağrısına cevap olmak, bu sessizliğe verilecek en büyük yanıt!
SESSİZLİK!
Fransa Gündemi