Sessizlik işgali teşviktir
Avrupa Parlamentosu’nda Efrîn’de Türk devleti ve çetelerinin işgalini konu alan konferans düzenlendi. Türk devletinin büyük bir yıkım gerçekleştirdiğini belirten katılımcılar, DAİŞ taktiklerinin sürdüğünü söyledi. Türk işgali sonucunda çok sayıda çocuğun yaşamını yitirdiği de vurgulandı.
ERKAN GÜLBAHÇE
BRÜKSEL
Türk devletinin Ortadoğu’daki işgal politikası ve Kürtlerin çözüm vizyonu, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen konferansta masaya yatırıldı. Efrîn Kantonu Konseyi Eşbaşkanı Hêvî Mustafa, konferansta tüm dünyaya seslendi: „Bebeklerin de içinde olduğu 570 sivil öldürüldü. Temel ihtiyaçları karşılanmadığı için çocuklarımız ölmeye devam ediyor. Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı dünyayı sesini çıkarmaya çağırıyoruz.“
Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC), Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Brüksel Kürt Enstitüsü, Kürt Akademisyenler Ağı (KURD-AKAD) öncülüğünde organize edilen konferansı, Avrupa Birleşik Solu/Kuzey Yeşiller (GUE/NGL), Yeşiller ve Sosyalist-Demokrat İlerici İttifak (S&D) da destekledi. Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştilen konferansa çok sayıda Kürt ve Avrupalı siyasetçi, akademisyen ve hukukçu katıldı.
İlk oturumda açılış konuşmalarını Norveçli EUTCC Başkanı Karieane Westrheim, Almanya’dan GUE/NGL Grubu Başkanı Gabi Zimmer, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı’ndan İsveçli Bodil Valero ve Kıbrıs’tan S&D grubu üyesi Costas Mavrides yaptı.
Efrîn’de etnik temizlik var
EUTCC Başkanı Westrheim, Efrîn’deki Türk işgaline dikkat çekerek, evlerinden göç etmek zorunda bırakılan onbinlerce kişinin durumuna işaret etti. NATO’nun ikinci büyük ordusunun aylarca bölgede saldırıda bulunduğunu söyleyen Westrheim, “Burada etnik temizlik görüyoruz, sömürgecilik görüyoruz, zorla göçertme görüyoruz. Ama Kürtler asla boyun eğmeyecek ve cesur direnişleri devam edecek” dedi.
Akademisyenlerin görevlerine vurgu yapan Westrheim, „Dünyanın akademisyenlere, entellektüellere, kendilerini ifade etmekten korkmayan insanlara ihtiyacı var. Beyin gücümüzü kullanmalıyız ve bunu kullanarak, faşizmin bütün biçimlerine karşı koymalı, Ortadoğu’daki demokratik krize bir çözüm bulmalıyız“ diye konuştu.
Tek demokratik yapı Rojava
Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı’ndan Bodil Valero, Suriye savaşından kaçanlara Kürtlerin destek sunduğunu belirterek, „Kürtler onları korudu. İnsani yardım göndermek istedik ancak Türkiye’nin girişimleri ile bu yardımlar engellendi. Buna rağmen Kürtler, göçmenleri korumaya devam etti. Kürtler seküler ve herkesi kucaklayan bir model kurdu“ belirmesinde bulundu.
Türk devleti engellemeye çalıştı
GUE/NGL Grubu Başkanı Gabi Zimmer ise HDP’nin tekrar parlamentoya girmesinin sevindirici ve ümit verici olduğunu belirtti. Defalarca görüştüğü Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasına tepki gösteren Zimmer, konferansın da Türkiye tarafından engellenmeye çalışıldığını söyledi. Türk elçisinin kendisine mektup göndererek, ’Terörist bir organizasyon’ olarak tanımladığı konferansa katılmamasını istediğini belirten Zimmer, „Ben sizin yanınızdayım. Yanınızda olduğumu göstermek için buradayım. AB’nin, Türkiye’nin Kürtlere yapmış olduğu zulme karşı sesini yükseltmesi gerekiyor. Eğer daimi bir barış istiyorsak Kürtlerin sesini her yere ulaştırmalıyız“ ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin Efrîn işgaline son vermesi yönünde karar aldığını hatırlatan Zimmer, şöyle devam etti: „Zeytin dalı barışın sembolü ama Türkiye tarafından savaş amaçlı kullanıldı. Türkiye’nin Efrîn işgali uluslararası kuralları ihlal ediyor. NATO bu işgale karşı sesini çıkarmadı. Yeterince bir direnç vermedi oysa Efrîn işgali NATO’nun birinci ve dördüncü maddelerine göre suç teşkil ediyor. Alman silahları, Kürtlere karşı kullanılıyor. Bunu her yerde görüyoruz. Biz sol grup olarak baskılarımızı daha da artıracağız.“
Mavrides: Kıbrıs işgali bana hatırlatılıyor
AP Türk Karma Komisyonu S&D Grubu Üyesi Costas Mavrides Rojava’ya yaptıkları yardım nedeniyle Türkiye tarafından ‘terörist’ olmakla itham edildiklerini söyleyerek, „Oysa DAİŞ’e, El Nusra’ya ve diğer ekstrem örgütlere yardım eden Türkiye’dir“ dedi. Efrîn işgali ile Kıbrıs işgali arasında benzerlik kuran Mavrides, „Türkiye Efrîn’e girdiğinde irkildim. Geçmişime gittim. 1974’te sözde ‘Barış Harekatı’ ismini verdikleri Kıbrıs işgali gibi bugün de ‘Zeytin Dalı’ adı altında Efrîn işgal ediliyor. Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmasını Avrupa gündemine koyduk, dayatacağız” ifadelerini kullandı.
Kürtlerle dayanışma mesajı da veren Mavrides, „Kürdistan’da çiçekler açtığı sürece sizinle birlikte olacak, biz de insanlık namına mücadelemizi sürdüreceğiz“ diye konuştu.
Konuşmaların ardından Efrîn işgalini anlatan, Türkiye’nin Efrîn’de yaptığı katliamı anlatan video gösterimi yapıldı.
Dünya sessizliğe son vermeli
„Türkiye’nin sömürgecilik emelleri ve Efrîn işgali“ adlı oturuma, Efrîn Kantonu Konseyi Eşbaşkanı Hêvî Mustafa skype yoluyla katıldı. Efrîn’deki durumu anlatan Mustafa, „Bebeklerinde içinde olduğu 570 sivil öldürüldü. İşgalden kaçanlar çok zor bir yaşam sürdürüyorlar. En temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar. İlaç ve sağlık sorunları çok ciddi boyutlarda. Kamplarda yaşıyorlar. İnsan hakları kurumlarına, Avrupa Parlamentosu’na ve Avrupa devletlerine yardım çağrısı yapıyoruz. Temel ihtiyaçları karşılanmadığı için çocuklarımız ölüyor. Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı dünyayı sesini çıkarmaya çağırıyoruz“ dedi.
Efrîn’in demografisinin değiştirildiğini ifade eden Mustafa, „Erdoğan terörü Suriye’deki krizin çözülmesini istemiyor. Sessizlik Türkiye’ye, yeni işgaller için imkan sunuyor. Bugün Efrîn’dir ama yarın bu terörü dünyanın her yanına taşıyacak“ şeklinde konuştu.
Şehba’dakiler zor durumda
Avusturya-Viyana Üniversitesi’nden akademisyen Thomas Schmidinger de Efrîn işgali ve öncesindeki durumu anlattı. Rojava’ya giderek incelemelerde bulunan Schmidinger şöyle konuştu: „Efrîn’de göç edenlerin büyük bölümü Şehba’da kalıyor. Küçük bir bölüm de diğer kantonlar göç etti. Şehba’dan yaşayanlar çok zor durumda. Şehba’da hiçbir uluslararası kurum yok. Tüm ihtiyaçlar Kürt Heyva Sor’u tarafından karşılanıyor. Efrîn’de kalan insanlar hakkında hiçbir bilgimiz yok. Türkiye, uluslararası basını Efrîn’e bırakmıyor.
Ama orada yaşayan insanlardan aldığımız haberlere göre Efrîn’de kalanlara şeriat dayatılıyor ve uymayanlar cezalandırılıyor. DAİŞ’in Êzîdîlere dayattığını bugün Türk devleti Efrîn’de halka dayatıyor. Efrîn’deki işgalin Türk ortakları radikal cihatçı gruplardır. Efrîn, Suriye’de en büyük Êzîdî nüfusunu barındırıyor. Êzîdîler, DAİŞ tarafından cezalandırılmış ve tapınakları yok edildi. Ha keza, Efrîn’de bir grup Alevi yaşıyor. Bu Aleviler, Efrîn’de kalarak kendilerini gizliyor. İşgalden önce Hristiyanlar vardı. Ama işgalden sonra bunlar Efrîn’den kaçtı. Efrîn’de acilen bir araştırma yapılması gerekiyor. Bu konuda Avrupa Birliği bir baskı uygulamalı.“
Batı işgale göz yumuyor
Konuşmacılardan gazeteci Ferda Çetin, Efrîn’deki işgal ve uluslararası hukuk üzerine değerlendirmelerde bulundu. BM sözleşmelerine göre de işgalin “egemenlik ihlali” olduğunu ifade eden Çetin, “Bu müdahale o kadar açık ve görünür ki, çok tartışmaya da gerek yok” dedi. Türkiye’nin Güney Kürdistan’da 30 kilometre ilerleyerek askeri karakollar kurduğunu ifade eden Çetin “Batı ve BM buna göz yumuyor ve Türkiye’nin önünü bir şekilde açıyor” diye konuştu.
Türkiye’nin başından itibaren Kuzey Suriye Federasyonu ve Efrîn kantonundan gelen barış ve diyalog girişimlerini reddettiğini söyleyen Çetin, Türkiye’nin bu cesareti ABD ve Rusya’dan aldığına dikkat çekti. Cenevre’deki toplantılara Uruguay, DAİŞ ve El Kaide bağlantılı grupların da katıldığını ancak Kürtlerin dahil edilmediğini söyleyen Çetin, Batılı güçlerin neden Kürtlerin yer almadığına halen de cevap vermediğine işaret etti. Çetin, bu çözümsüzlükten ABD, AB ve Rusya’nın sorumlu olduğunu belirtti.
Mücadele edenleri desteklemeliyiz
Suriyeli yazar Al Rashi Alaa Eldin de üçüncü yolu tercih eden Kürtlerin geliştirdikleri politikalar ile güçlü bir noktaya geldiğini vurguladı. Eldin, Rojava’da Kürtlere vahşet uygulandığını ifade ederek, „Adalet yolunda mücadele edenleri desteklememiz gerekiyor“ diye konuştu.
Almanya’nın Bochum kentindeki Kürt Araştırmalar Merkezi’nden Nawaf Halil de „Efrîn’de insanlar barış içinde yaşıyordu. Ama Türkiye’nin işgali ile kaosa sürüklendi. Şu anda Efrîn’e hiçbir yardım gitmiyor. Türkiye gidecek yardımları engelleyerek durumu yaşanmaz haline getirdi. Efrîn işgali bir etnik temizlik hareketidir“ ifadelerini kullandı.
Efrîn’e giden bir Kürt heyet de konferansta izlenimlerini şöyle aktardı: „Efrîn’in Türkler tarafında imha edildiğini gördük. Evleri, su tesisatları yok edilmiş. Efrîn’de hayat yok edilmek istenmiş. DAİŞ’in taktikleri uygulanıyor. Binlerce yıllık kültürel miras yok edildi.