Nurettin Soysal’ın anısına...
Biliyorum sesimi duymuyor olsan da yine de seninle sohbet etmek istiyorum. Vefat ettiğini gazeteler yazmıştı... İnanamadım vefat ettiğine! Bir rüyadır belki dedim kendi kendime... Ama nafileydi kendimi avutmam. Oysa gerçek odur ki, rahmete kavuşmuşsun. Allah’tan rahmet diliyorum. Üzerine nur yağsın. İsmin de nurdan geliyordu. Tıpkı ismin gibi nurluca rahmete eriştin.
Yıldızlara kavuştun. Yüreğimizin yıldızısın artık sevgili Deza! Gökyüzü şahidindir. Toprak aldı gövdeni sonsuzluğa-ebediyete...
Gökyüzü masmaviydi o gün, tıpkı gözlerini mavisi gibi. Derin, boğu ve vakur. Uçuşuyorlardı üstümüzde parçalı bulutlar. Sanki gözlerini alıp getirmişlerdi bize, son defa bakman için. Bakakala bakışındı bizde hep. Biz ise gitmez olduk senden...
Sevgili Deza, ölümün yüzü karadır... Çok soğuktur ve buz parçası gibi katıdır. Dondurur insanın yüreğini acıdan! Her ölüme erken ölüm dense de, insanın, sevdiklerinin ölümü çok daha erken ölümdür insana. Ne yazık ki, insan sevdiği insanın ölümü karşısında çaresizdir. Çaresi yoktur acımasız ölümün. Olsaydı insan her şey yapardı ölmüş sevdikleri için.
Sevgili Deza, sesimizi duymasan da, biliyorsun, ölüm de yaşamın en ağır bedelidir. Ölümle yaşamın birlikte zıt anlamları vardır. Biri diğerisiz anlamı olmaz. Olsaydı o zaman her iki kavramın ismi de değişik olurdu. Ve anlamları farklılaşırdı. Hani hayatta her şey ikilim halindedir ya. Öyledir işte zalim ölümde...
Hepimiz için de böyledir. Ölüm-ölüm diyoruz da, ne kadar ölümün farkındalığının farkındayız, tartışma konusudur. Yaşarken yaşamın da, insanın da çok fazla değerini bilmiyoruz. Farkındalığın farkında hissederek yaşamıyor olmamızdandır. Sevgili Deza, sen gittin gideli, yokluğunda bin parçadır tüm anılarımız. Her anıyı canlandırıyorum zihnimde; doluyor acın yüreğimde. Vuruyor mahpushane, içimde. Yaşam biraz daha çekilmez olmuş...
Gidiyoruz duvar, dönüyoruz yine duvar. Bizler, onlar, diğerleri derken yine de devam ediyor yaşam. Ama buruk ve kırılgan...
Şimdi yanımda olmanı çok istiyordum. Sana takılmayı ve seni kızdırmayı da, çok istiyordum. En çok bana kızdığın halini özlemişim.
Hangi anımdan başlayarak yazayım ki!..
Güzel arkadaşım, sen rahat uyu. Toprağın bol olsun. Mekanın cennet olsun. İnşallah.
Ahhh Dezam...