Dersimli Cemal Süreya’nın bir şiirinde geçen, “her ölüm erken ölümdür” mısrası belki de en çok cezaevlerindeki ölümlerin erkenliğini ve trajedisini ortaya koymakta. Hasta yoldaşlarımız cezaevlerinde birer birer şehit düşüp, yıllarca özlem duydukları memleketlerine ne yazık ki, ancak tabutlarda ulaşabiliyorlar. Ali Çekin, Ramazan Özalp, A. Samet Çelik, Aram Akyüz, Lütfi Taş, Yaşar Dere, Kasım Demir ve en son bulunduğumuz Bandırma 1 nolu T Tipi Cezaevi’nde Kuling Sevilgen yoldaşımız şehit düştü. Bu bir insanlık trajedisidir ve hasta mahpusların serbest bırakılması için kendisine insanım diyen herkesin harekete geçirmelidir.

Yakın bir zamanda serbest bırakılmamaları halinde, ölebilecek yüzlerce hasta tutsak bulunuyor. O nedenle kim ne yapabilecekse bir an önce yapmalı. İHD, TİHV, TUHAD-FED gibi insan hakları kuruluşları tarafından raporlaştırıldığı gibi, şu anda tüm cezaevlerinde en az 600 arkadaşımız ağır hastadır. Yakın bir zamanda infazları -hastalıklarının tedavisi için- ertelenmedikçe, neler olacağını şehit düşen Kuling Sevilgen şahsında bir kez daha gördük. Hiç olmazsa bu şehadet zindanda bir son olsun ve ağır hasta olan diğer yoldaşlarımızın kurtarılması için acil bir çağrı olarak algılansın!

Siirt’in Şawira köyünde 1967 yılında dünyaya gelen Kuling Sevilgen yoldaş, otantik Botan bölgesinin yurtsever ortamında büyüdü. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bölgeye giden ilk öncü birlikleriyle ilişkilendi ve kısa sürede Büyük Komutan Agit (Mahsum Korkmaz) emrinde yurtseverlik görevlerini yerine getirmeye başladı. 15 Ağustos 1984 günü gerçekleşen Eruh-Şemdinli baskınından dönen birlikleri ilk karşılayanlardandı. Agit yoldaşın ve onun birliğinin “ilk kurşun” sevincini, coşkusunu onlarla birlikte yaşadı. Kuling heval, şehit düştüğü 12 Mart 2015 gününe kadar da, o coşkusundan ve heyecanından en küçük bir şey bile kaybetmedi.

Agit yoldaştan ve o tarihi günlerden her bahsettiğinde sevinçten ve heyecandan gözlerinden yaş akardı. Köydeki aktif faaliyetlerinden dolayı sömürgeci sistem epeyce onların üzerine gitmişti. Defalarca gözaltına alınıp, ağır işkencelerden geçirildi. En sonunda köyleri boşaltıldı. Eşi ve yedi küçük çocuğuyla birlikte Mersin’e göç etmek zorunda kaldı. Ancak devlet güçleri, onu ve ailesini orada da rahat bırakmadı. Kardeşi İzzettin Sevilgen 1992 yılında tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. (Kendisi halen Şırnak T Tipi Cezaevi’nde bulunmaktadır) Kuling heval, bu tarihten 1999 yılına kadar -arandığı için- kaçak yaşamak zorunda kaldı.

Önderliğin esir düşürüldüğü 15 Şubat 1999’dan dört gün sonra yakalandı. Yakalanmasına ve gözaltındayken gördüğü işkenceye değil, Önderliğin esaretine üzülürdü. Bir kardeşi de faili meçhul şeklinde katledilen Kuling Sevilgen yoldaşın kalbi sonunda bu hasretlere dayanamadı. Spor sahasında 12 Mart 2015 günü kalp krizi geçirdi. Yanında bulunan arkadaşları kalp masajı yapıp doktor çağırdılar. Ancak revirde doktor yoktu. Bunun üzerine başka cezaevinden ve hastaneden doktor çağırıldı. 

Ambulans gelip, hastaneye götürülünceye kadar Kuling Sevilgen, yaşamını yitirdi. Zaten şimdiye kadar cezaevlerinde kalp krizi geçiren hiçbir yoldaşımız kurtarılamadı. Çünkü cezaevi revirinde doktor bulunmuyor. Son yıllarda cezaevlerinde yaşanan birçok şehadetin sebebi, özellikle de kalp krizi durumunda, bu geç müdahaledir. Kuling hevalin şehadeti de bu ihmalden oldu. Ailenin ve tüm halkımızın başı sağ olsun. 

Şehit namırın!


 Bandırma 1nolu T Tipi Cezaevi