Anlamsız şiddet, sorunları içerisinde barındırır ve sorunun kendisi haline gelir. Şiddete son vermek, kangrenleşmiş sorunların çözümünde temel halka olmalıdır. Kürt sorunundaki orantısız çatışma düzeyi, şiddet içeriğini fazlasıyla yaşamıştır. Barış süreci, toplumun tüm düzey ve derinliklerde en temel amaç haline gelmelidir. Ağırlık olarak şiddet yaklaşımları, objektif olarak toplumsal sorunların çözümünü derinleştirerek sahte bir rant ekonomisi ve politik yapı üretiyor, dolayısıyla en gerici sorunlara yol açabiliyor. Mevcut durum aşılmazsa sonuç çıkmaz ve tekrarda derinleşme yaşanır. Bu yüzden, mütevazi ve gerçekçi bir barış seçeneği tek yol olarak karşımızda duruyor.
Toplumun iç dinamiklerinde engeller mevcuttur. Yılların şiddetine rağmen, empati barışa giden tek yoldur. Ancak eski iktidarlar ile şimdiki iktidarın aynı zihniyette olması düşündürücüdür. Kürt halkı üzerinde jenosit ve tecrit hep uygulandı. Buna rağmen Kürtler demokrasinin baharını yaşama ve yaşatma isteğinden hiç taviz vermediler. Faşizm zihniyetine karşı demokratik siyasal mücadelede ve Türkiyeli veya Ortadoğu halklarının kardeşliği mücadelesinde halkların empati kurma mecburiyeti söz konusu olmalıdır.
Kürtler bugüne dek yapılan bütün katliamlara rağmen barış ve kardeşlik için elinden gelen tüm çabayı sarf etmişlerdir. Kürtler ve diğer kardeş etnik yapılar her şeye rağmen bu tekçi zihniyeti bitirecektir. Ama her şeye rağmen Kürtler ve diğer tüm dost etnisiteler barış ve kardeşlik için mücadele edecektir. Her zaman halkların kardeşliği kazanacaktır. Sistem içerisinde bulunan faşistlerin yapacakları hiçbir provokasyon etkili olamayacaktır. Mazlumların, Denizlerin, Ferhatların verdiği mücadele ve kardeşlik için bedenlerini veren tüm devrimcilerin haykırışları duyulacak, barış ve kardeşlik kazanacaktır.
Şu andaki sürece bakıldığında barışın ne kadar derinlerde olduğu görülecektir. AKP hükümetinin yeni stratejisine baktığımızda, sözde uzlaşma yolu özde inkar olduğu anlaşılacaktır. Arada “barış için her şeyi yapacağım” diyorlar. İyi ama barışı tutuklayarak, katliam yaparak mı yapacaksın? BDP ve Barzani ile görüşüp yapacakmış. Şimdi barış yapmak istiyorlarsa, ilk önce Kürt halkının talepleri karşılanmalı. Özgürlük Hareketi’nin talepleri göz önüne alınmalı. Demokratik çözüm için operasyonların acilen durdurulması, Kürt halkının temel taleplerinden birisidir. Kürt halkının statüsünün tanınması ve bu yoldaki görüşmelerin yapılabilmesi için Öcalan’ın yaşam koşullarının iyileştirilmesi olmadan tek bir adım dahi atılamaz.
Sayın Barzani’yle konuşup, PKK’nin silah bırakmasını isteyeceklermiş! Oysa 30 yıldır dağlarda mücadele edenler, kimin muhatap olduğunu defalarca belirttiler. Onlar, liderleri Öcalan’ı işaret ediyorlar. Kiminle savaşıyorsan, onunla barış yaparsın. Eğer bu konuda samimi iseler, tüm dünyadaki örneklerinde yaşandığı gibi, savaştığın tarafın lideriyle şu ya da bu şekilde konuşursun ve bu görüşmeler için muhatabının koşullarını iyileştirirsin. Kürt halkının taleplerini karşılamayan hiç bir adım, barışı getirmez. İşte bu yüzden, içi boş barış söylemlerine Kürtlerin ve Kürt dostlarının karnı toktur.

Antep H Tipi Cezaevi