AKP’nin iktidarının tarihte kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, taciz, tecavüz ve istismarın önünü açan politikalarıyla anılacağını belirten avukat İlke Işık, “Kadınlar yargıya güvenmiyor ama yanındaki kadınlarla yol yürüyüp erkek yargıyla ve bu siyasal iktidarın kadın düşmanı politikaları ile hesaplaşıyor” dedi.

HABİBE EREN / JINNEWS/ANKARA

Kadın ve çocuğa yönelik şiddet ve katliam haberleri gündemdeki yerini koruyor. Jinnews’in Mayıs ayı içerisinde derlediği şiddet çetelesine göre en az 27 kadın, 14 çocuk katledilirken, 27 çocuk istismara maruz bırakıldı. Kadın ve çocuğa yönelik şiddetin tırmanmasında AKP iktidarının 17 yıllık politikalarının rolüne dikkat çeken avukat İlke Işık,“17 yıldır ısrarla kadına haddini bildiren, kadına yerini tarif eden, aile içindeki sınırlara sıkıştıran ve başka bir rol asla tanımlamayan, kadın ve erkeğin eşit olmadığını savunan bir kurgu üzerinden yürütülen bir politika var” dedi.

Her yandan saldırıyor

AKP iktidarının ilk zamanlarında kadına yönelik şiddetin artmaya başladığını, bu verinin kadınları harekete geçirdiğini söyleyen İlke şöyle konuştu: “Kendi Adalet Bakanları yüzde bin 400 rakamını verdi. Giderek artan bir şiddet vardı, kadınlar öldürülüyordu. Kadın hareketinin çabalarıyla görünür olmuştu. O dönem, ‘münferit’ dediler, ‘kadınlar öldürülür, her yerde oluyor’ dediler. Kadın hareketinin ısrarlı çabaları sonucu AKP döneminde kadına yönelik şiddetin sistematik olduğunu, kadın cinayetlerinin giderek artan bir tablo ile bu ülkenin gerçeğine dönüştüğünü gördük. Bunu dört bir yandan sürdürüyorlar. Bir yerde bir üniversite hocası bir şey söylüyor. Bir yerde gazeteci bir şey söylüyor, bir yerde bakanları, Cumhurbaşkanı söylüyor. Dört bir yandan bunu tüm ülkeye sirayet ettirmeye çalışıyorlar.”

Failler fütursuzlaştı

Sürekli kadın ve erkeğin eşit olmadığını, kadının çalışmaması gerektiğini, “kadının yeri ailedir, boşanmak iffetsizliktir, boşansa da nafaka almamalı” söylemleri ve anlayışıyla hareket edildiğini ve bu argümanların da ülkenin her yerine sirayet ettirilmeye çalışıldığını vurgulayan Işık, “Evdeki eş şiddet uygulamakta beis görmüyor. Çocukları istismar eden adamlar daha fütursuzlar ve daha rahatlar. Çünkü bu durum olağanlaştırıldı, bunu hayatın her yerine nüfus ettirerek politikalarını sürdürüyorlar” dedi.

Yargı hükümetin düşüncesinde

Sistemin en temel özelliklerinden birisinin yargının erilliği olduğunu belirten İlke, “AKP, tarihte bunlarla anılacak” dedi. AKP’nin bir dönem Medeni Kanunu’nda, Ceza Kanunu’nda şiddete karşı 6284 diye tanınan yasada değişiklikler yaptığını anımsatan Işık, “Bu yasal düzenlemeleri de ‘reform’ adı altında ‘büyük işler yapıyoruz’ diye lanse ettiler. Yargı sisteminin özüne, erkekliğine asla dokunmadılar tam tersi körüklediler. Bugün bahsettiğimiz siyasal iktidarın düşünce yapısındaki hakimler, yargıçlar bu kararları veriyor” ifadelerini kullandı.

Kadınlar yargıya güvenle gitmiyor

Ceza mahkemelerindeki hakimlerin ya da bir kadının şikayetini dinleyen savcının bağımsız olmadığına dikkat çeken Işık, devamla; “Başımıza bir şey geldiğinde şiddete, tacize, tecavüze uğradığımızda ya da çok yakınımızdaki arkadaşımız öldürüldüğünde yargıya güvenle gidecek bir durumuz yok. Çünkü çok iyi biliyoruz ki başımıza böyle bir şey gelirse biz sorgulanacağız, biz yargılanacağız. O savcılar ve hakimler bize ‘neden üstünde bu kıyafet vardı’, ‘içki mi içtin’ diye soracak” diye konuştu.

Güvenseydi Nevin, öldürmezdi

Geçen haftalarda müebbet hapis cezası Yargıtay’da onaylanan Nevin Yıldırım’ın bu açıdan çok çarpıcı bir örnek olduğunu dile getiren avukat Işık, “Nevin, o köyde tek başına olduğunu biliyordu, çünkü o köy Nevin’i suçluyordu. Nevin ‘giderim Yalvaç’ın savcısına, savcı beni elinden kurtarır, hayatımı sürdürebilirim’ diyebilseydi adamı öldürmek zorunda kalmayacaktı. Hayatını kurtarabilmek için kadınların erkekleri öldürmek durumunda kaldığı kocaman bir gerçeklikle karşı karşıyayız” diye konuştu.

‘Neden katlanmadın’ cezası

Kadınları korumayan ve onlara bütün erkekliği ile yaklaşan yargının Nevin davasında çok sert bir hesaplaşmaya gittiğini vurgulayan Işık, “Nevin’in bunu yapmasına neden olan yargının ve siyasal iktidarın kendisidir ama onu korumak bir yana, büyük bir hesaplaşmaya gidiyor. ‘Şiddete nasıl karşılık verirsin’ üzerinden erkek yargının çok ağır bir hesap sorması aslında. ‘Çekecektin, katlanacaktın ve o adamı öldürmeyecektin’ diye çok büyük harflerle ve kocaman sözlerle söylemiş oldu.”

 

İstismarların sorumlusu iktidar

Işık, çocuk istismarının da kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzle doğru orantılı olarak artış gösterdiğine dikkat çekti.

İstismarın, “hastalar, sapıklar, bir grup manyak” diye açıklanabilecek bir yanının olmadığına dikkat çeken Işık,  “Tecavüz sonucu doğan çocukları bir ‘aile’ olarak tarif ettiler ve bu ‘aileleri kurtarmak’ ve cezaevinden adamları çıkarmak için bir yasa yapmaya çalıştılar. Yasa kadınlara çarptı ama şimdi devam ediyorlar. Çocuk yaşta hamile bırakılmış kadınlara ‘bir aile kurmak zorundasınız’ diyorlar ve başka şans tanımıyorlar. Adamları çıkararak, bunları aile diye tarif ederek toplum içerisinde ‘kabul edilebilir’ bir duruma getirmeye çalışıyorlar.  ‘Çocuk yaşta insanlar evlenebilir, hamile kalabilir, çocuk doğurabilir. Biz de bu aileleri koruruz ve itibar veririz, meşru bir yere getiririz’ diyorlar. Bununla birlikte doğal olarak çocuk istismarı artıyor. Erkek, ‘çocuk hamile kalsa ben evlenirim kimse de beni ayıplamaz’ diyecek. Bunun sorumlusu siyasal iktidarın politikalarıdır” dedi.

 

Kadınlar iktidarla hesaplaşıyor 

Kadınlar açısından büyük bir dayanışmanın da yaşandığını ifade eden İlke, Şule Çet’in dosyasının da kadın dayanışması ile açılmış bir dosya olduğunu hatırlattı ve “Kadınlar yargıya güvenmiyor ama yanındaki kadınlarla yol yürüyüp erkek yargıyla ve bu siyasal iktidarın kadın düşmanı politikaları ile hesaplaşıyor” dedi.