Konuşmacılar Türkiye, Kürdistan ve dünyanın çeşitli coğrafyalarından kadınların kadın olmalarından kaynaklı yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara karşı mücadelenin nasıl olması gerektiği noktasında görüşlerini sundu. İlk konuşmacı Hülya Gülbahar, Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde 138. sırada yer aldığını belirtti. Türkiye’nin bu durumuyla endekste 83.sırada yer alan Birleşik Arap Emirlikleri’nin bile gerisine düşmesinin dikkat çekici bir durum olduğunu, şiddetin giderek tırmandığını da sözlerine ekledi.
Dünya çapında harcanan emeğin yüzde 60’nın kadınların emeği olduğunu, ama buna karşın yalnızca yüzde 1’lik bir mülkiyet haklarına sahip olduklarına dikkat çeken Hülya Gülbahar, bunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temelini oluşturan temel neden olduğunu ifade etti. Gülbahar, ayrıca aile içi şiddetin direkt olarak kadına yönelik bir şiddet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü en çok kadının etkilendiğini belirtti. belirtti.
‘Önemli gelişmeler sağlandı’
Ardından söz alan Hamide Kurt ise Kürt Kadın Hareketi olarak Kürdistan’da kadının toplumsal durumuna karşı mücadele için önemli kampanyalar örgütlediklerini, bu kampanyalar sonucunda da dikkate değer yol katettiklerini belirtti. Kurt, kadınların kendi emeğine sahip çıkma, örgütlenme hususlarında önemli bir çaba içinde olduklarına vurgu yaptı. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan Özlem Gökdemir ise, hangi partiden, hangi kurumdan, hangi ideolojik yapıdan olunursa olunsun, kadın sorununun ortak olduğunu söyleyerek göçmen kadınların, göçmenliğin getirdiği sorunlar yanında, şiddet gördüğünü, bunun da kadın açısından çok vahim bir durum olduğunu dile getirdi. Medya ve iletişim araçlarınında topluma kadının toplumsal durumunu kanıksatıcı bir rol oynadığının da görülmesi gerektiğini belirten Gökdemir, bunun özellikle dizi ve çeşitli programlarla topluma kanıksatıldığını ifade etti. Son olarak ATİK -Yeni Kadın adına konuşan Zeynep Şakar ise sanayi devrimiyle birlikte kadın ve çocuk emeğinin ucuz emek olarak görüldüğünü ve bunun bir sonucu olarak ta direnişler içerisinde yer aldıklarını belirtti. Tarihi yazanların erkekler olmasından dolayı kadınların mücadelesinin hiçbir şekilde tarihte yer bulmadığına değinen Şakar, kadınların mücadelesinin görünür olabilmesinin tek yolunun örgütlü ve güçlü mücadeleden geçtiğinin altını çizdi. Sempozyum dinleyicilerin görüş ve sorularının ardından sona erdi.
M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG