
AKP’nin sokaktaki polis terörünü yasalaştırdığı İç Güvenlik Yasası’nın devamı olarak Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yaptığı değişiklikler, savaş politikasına karşı toplumsal muhalefeti bastırmayı amaçlıyor. Avukat Ercan Kanar, “Hitler faşizminin AKP biçimli uyarlamasına tanık oluyoruz” dediği yasanın devlet şiddetinin daha iyi organize edilmesini hedeflediğini belirtti. Kanar, yasadaki değişiklikle demokratik eylemleri tertip komitelerine de ihbarcılık dayatıldığının altını çizerek, “Düzenleme komitesi adeta polisin bir birimi haline getirilmiş. Tamamen tutanak tutarak polise gerekli bilgiyi verecek. Mesela yürüyüşte ve toplantıda kim aykırı slogan atmış o slogan atanın ismini bildirecek. Yani tetikçi ve ihbarcı bir güç olarak orada görev yapacak” dedi.
Hitler faşizminin uyarlanması
Ceza hukukçusu Ercan Kanar, yaşananların 90’larla kıyaslandığını ancak, durumun 1990’lardan da vahim bir hale dönüştüğünü vurgulayarak, şunları söyledi: “Tamamen 33-34 Hitler faşizminin AKP biçimli uyarlamasına tanık oluyoruz. Ama kuşkusuz bunu uzun vadede kalıcı kılamazlar. Mutlaka toplumsal muhalefet, daha da yoğunlaşan bir özgürlük mücadelesiyle bunu engelleyecektir. Zaten 7 Haziran’da da bunun işareti görülmüştü. Sadece parlamenter mücadele ile de olmayacaktır bu. Sivil toplumun itaatsizlik eylemleri ile parlamento dışı alanlarda da halkın söz ve karara katılımla iradesinin ifade olarak gösteri olarak dışa vurulmasıyla da dile getirilecektir.”
Şiddeti organize etmek için
Şu ana kadar 8 bölgede ilan edilen “özel güvenlik bölgelerinin” bir nevi OHAL uygulaması olduğunu kaydeden Kanar, durumun “Güvenlik Yasası” ile vali ve kaymakamlara verilen yetkinin hoyratça kullanış biçimi olduğunu söyledi. Kanar, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun, “İç Güvenlik Yasası“na uyarlanmasının ise mevcut durumda zaten kullanılması imkansız hale getirilen “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı”nı, tümden ortadan kaldırdığını belirtti. Kanar, yönetmelik için “Devlet şiddetini organize eden, toplanmamayı, gösteri yapmamayı ifade etmemeyi düzenleyen, toplumu suskunlaştıran, robot haline getirmek isteyen bir yasa denilebilir” nitelendirmesinde bulundu.
İhtara ihtiyaç duymadan
Yönetmeliğin “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı”nı kullanmak isteyenlere çok katı maddeler getirdiğine işaret eden Kanar, bunlardan ilkinin “Açık ve yakın tehlike halinde” süresiz bir şekilde gösteriyi ve mitingi yasaklayabilme durumu olduğunu söyledi. “Açık ve yakın tehlike” durumunun ise yine vali ve kaymakamın keyfi tutumuna bırakıldığının altını çizen Kanar, yönetmelikte yapılan bir diğer değişikliğin de kolluk güçlerine ihtar dahi yapmadan zor kullanma yetkisinin verilmesi olduğunu kaydetti.
Tertip komitesine ihbarcılık görevi!
Yönetmelikte, demokrasi iddiası olan hiçbir dünya ülkesinde görülmeyecek bir uygulamanın daha hayata geçirildiğine ifade eden Kanar, bunun da toplantı ve gösteriyi düzenleyecek düzenleme kuruluna verilen görevler olduğunu söyledi. Kanar, “Düzenleme Kurulu, toplantı ve gösterinin amacını kimlerin konuşma yapacağını, hangi afişi, hangi pankartı kimlerin taşıyacağını bir liste halinde toplantı ve yürüyüşten önce mülki amirliğe bildirecek. Halbuki Anayasa’nın ilgili maddesinde herkes izin almadan barışçıl bir şekilde toplantı ve gösteri yapabileceği yönünde düzenleme var. Yönetmelikte bir madde düzenlemişler ki toplantıyı ve gösteriyi düzenleme komitesi adeta polisin bir birimi haline getirilmiş. Tamamen tutanak tutarak polise gerekli bilgiyi verecek. Mesela yürüyüşte ve toplantıda kim aykırı slogan atmış o slogan atanın ismini bildirecek. Yani tetikçi ve ihbarcı bir güç olarak orada görev yapacak” diye konuştu.
İzmir polisi: Konjonktür değişti!
Ercan Kanar’ın özetlediği tablonun örneği İzmir’de yaşandı. HDP Bayraklı İlçe Örgütü’nün AKP’nin savaş politikalarını protesto etmek amacıyla Bayraklı Yamanlar Mahallesi’nde yapacağı yüyüyüş polis tarafından engellendi. Sistemin değiştiğini vurgulayan polis, “Artık konjonktür değişti, yürütmeyiz” diyerek yürüyüşe izin vermedi.
DİHA/İSTANBUL