Suriye’de 18 aydır süren şiddet olaylarına ilişkin ilk kez bir Devlet Başkanı Beşar Esad’ın dışından bir yetkili açıklama yapıyor. Baas rejiminin Sünni kökenli Dışişleri Bakanı Velid Muallim, ülkede bulunan İngiliz Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk’e konuştu. 70 yaşındaki Muallim, eskiden iki yıl öncesine kadar Esad rejimiyle arası iyi olan Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ı Suriye’deki şiddetten sorumlu tuttu. 2011 yılının Mart ayında başlayan gösterilerin yasama, reforma ve yeni anayasa gibi meşru taleplerle başladığını hatırlatarak, „Fakat dış unsurlar bu talepleri kullanarak halkın barışçıl gündemlerini çaldı. Ülkedeki şiddetin kaynağının yüzde 60’ı dışarıdan, ABD etkisi altındaki Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan geliyor“ dedi.
İki yıl öncesini hatırlattı
Muhaliflere verilen desteklerin askeri girişimlerin bir parçası olduğunu söyleyen Muallim, iki yıl öncesine kadar Devlet Başkanı Beşar Esad ile ABD’nin taşeronu konumundaki Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katar Emir Şeyh Hamid bin Halife el-Tani’nin çok yakın arkadaş olduklarını anımsattı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, iki yıl öncesine kadar Suriye Devlet Başkanı Esad’dan bahsederken ‘kardeşim Esad’ diyordu. Muallim iki yıl içerisinde bu ülkelerle savaş durumuna gelme nedeni olarak da İran, Hizbullah ve HAMAS olan ilişkilerini gösterdi. Bu ülkelerin ABD’nin güdümünde olduğunu söyleyen Muallim Batılı temsilcilerin kendilerine krizin arkasındaki en önemli sebebin İran, Hizbullah ve HAMAS’la kurulan ilişkiler olduğunu söylediğini belirterek, „Bu konuda anlaşmamız durumunda ABD’nin krizin çözümü konusunda yardımcı olacağını söylediler. Fakat kimse bize, tamamı olmasa da çoğu Körfez ülkesinin İran’la çok önemli ilişkileri varken, Suriye’nin İran’la ilişki kurmasının neden yasak olduğunu söylemedi“ diye konuştu.
‘Kimyasal silah yok’ iddası
Independent muhabiri Fisk, ABD’nin ‘kırmızı çizgimizdir’ dediği kimyasal silahları da sordu. Baas rejiminin kimyasal silahları olmadığını savunan Muallim, „Suriye’nin kimyasal silahları olsaydı bunu asla kendi halkına karşı kullanmazdı. Biz daha önce İdlip ve Humus’ta şimdi de Halep ve Şam banliyölerinde yani Suriye şehirlerinde silahlı guruplarla savaşıyoruz ve bizim sorumluluğumuz halkımızı korumaktır“ şeklinde konuştu.
Konuşmasında bütün Suriyelilerin Suriye’nin yeni geleceği için çalışması gerektiğini belirten Muallim, Suriye düştüğü takdirde komşu ülkelerin de düşeceğine dikkat çekti.
ŞAM