GÜL GÜZEL/GÖPPINGEN

Şikefta, Ilısu Barajı tamamlandığında sular altında kalacak 112 köyden beri. 1940’lı yıllardan bu yana devlete karşı mücadele eden bir köy. 12 Eylül sürecinde köyün tüm erkekleri Diyarbakır Zindanı’na atılır, işkenceden geçirilir. 90’lı yıllar ise köy bu kez koruculuk dayatmasına maruz kalır. Şimdi Ilısu barajına karşı direnen Şikefta’lıların mücadelesi belgesel oldu.
Yönetmen Nedim Hazar Bora’nın "Tigris Rebbellen/Diclenin Asileri" isimli belgeseli Almanya’nın 12 kentinde gösterildi. Heinrich Böll Vakfı’nın organizesiyle gerçekleştirilen filmin gösterimi, Bremen, Münster, Oberhausen, Göttingen, Mainz, Hannover, Halle, Lüneburg, Rostock, Augsburg, Göppingen, Berlin kentlerinde yapıldı. Vakfın finansörlüğünü de yaptığı filme Uluslararası İnsan Hakları Örgütü destek veriyor.
Yaklaşık 18 ayda çekilen film, 380 kişinin yaşadığı, önce feodal ağalara, sonra devletin koruculuk baskısına maruz kalan şimdi de Ilısu Barajı’nın tehdidi altındaki Hasankeyfe bağlı Şikefta/Suçeken köyünün mücadelesi konu alan bir belgesel. 1940’lı yıllardan itibaren Şikefta’nın tarihine tanıklık edenlerin anlatımlarına yer verilen belgeselin ilk sahnesini HDP’nin büyük bir başarı gösterdiği 7 Haziran 2015 kutlamaları ve Kobanê’yi sahiplenme eylemlerinin görüntüleriyle başlıyor. 

Köyde sadece kadınlar kaldı
Şikefta, 1940’lı yıllarda aşiret ağaları, 80’li yıllarda ise devletin baskıları, tutuklama ve katliamlarıyla tanışıyor. Darbeyle köyün erkeklerinin çoğu tutuklanıp Diyarbakır zindanına atılıyor, işkenceden geçiriliyor. 1990’lara kadar Şikefta’da sadece kadınlar ve çocuklar yaşar. 
Kadınlar bu süreci şöyle anlatıyor: "Erkekler cezaevlerinde tutukluydular ama biz de burada onlardan beterdik. Tek başımıza çocuklarla, hayvanlarımızla yaşama tutunmamız gerekiyordu. Bir de onların bulunduğu cezaevlerine ziyaretlerine gitmemiz vardı ki! Türkçe bilmiyorduk; ama Kürtçe de yasak olduğu için bazen sadece oğlum Mehmet nasılsın diyebiliyorduk."

Koruculuk dayatması
Köyün erkekleri tutuklanmıştı. Çünkü devlet köylülere "ya korucu olacaksınız ya da köyünüzü yakıp, yıkarız" diyerek tehdit ediyordu. Bunu kabul etmedikleri için Dicle’de balık avlamaları, köyün dışına çıkmaları yasaktı. 
Diğer bir köylü yaşadıklarını anlatırken, "Devlet bizi hiç sevmedi. Çünkü biz Kürtüz. Çünkü koruculuğu kabul etmedik. O yüzden bize her türlü zulmü reva gördü. Vatandaşını sevmeyen bir devleti, vatandaşı niye sevsin ki?’’ diyor.

Yiyecek kutusuna yerleştirilen bomba
Eskiden mağaralarda yaşayan daha sonra Şikefta’da ev yapıp köye yerleşen insanlar ihtiyaçlarını sağlayamadığı için 30 kilometre uzaklıktaki Batman’daki akrabaları onlara minibüslerle yiyecek paketleri gönderir. Ancak köyü terk etmeyen köylüleri cezalandırmak isteyen devlet birimleri, ‘yiyecek paketi’ diye İzzet adlı köylünün evine bir paket yollar. Paket açıldığında yaşanan patlama sonucu aileden 7 kişi ölüyor, 2 kişi de ağır yaralanır. Ancak köylüler ne köylerini terkederler ne de mücadelelerinden vazgeçerler.

Köyün yakılmasını önlediler
Filmin başından sonuna kadar köyün yaşlıları ve Diyarbakır cezaevinde işkencelere maruz kalan Mecit ve İzzet amcalar, köyde ağaların ve devletin uyguladığı baskı ve zulmü anlatıyor. Köyün yakılmamış olmasında bu iki mücadelecinin bütün partilere, köylerinin devlet tarafından boşaltılıp yakılmak istediğini sürekli yazıp yardım istemesinin rolü büyük.

Şimdiki canavar Ilısu Barajı 
Bütün bu direnişlerle ayakta durmayı başaran Şikeftalılar şimdi de Ilısu Barajına karşı mücadele ediyorlar. Baraja 60 km uzak olan Şikefta köyü, baraj yapıldığında diğer 112 köy ile birlikte baraj sularının altında kalacak. Film, Şikeftalıların Dicle nehri üzerinde Ilısu barajına karşı yaptıkları eylemin görüntüleriyle sona eriyor. 

Yönetmen de seyirciyle buluştu 
Dicle’nin Asileri filmi gösterildiği her kentte Yönetmen Nedim Hazar Bora da seyircilerle buluştu. Göppingen şehrindeki gösterimde Bora, "Aslında köylerinden göç ettirilen yaklaşık 4,5 milyon Kürdün yaşadığı İstanbul’da Kürtlerin metropol hayatını içeren bir film yapmak istiyordum" diyerek, köy projelerinde çalışan eşinin önerisiyle Şikefta’ya gittiğini söylüyor.
Bora, 1960 İstanbul doğumlu bir Türk. 1980 yılında Almanya’ya gelen Bora, radyo ve televizyonlar için çoğunlukla Almanca belgesel filmler yapıyor.