İHD Şubesi’nde dün 7 sayfalık raporu açıklayan Şube Başkanı Raci Bilici, Amed’de sıkıyönetim rejimlerinde görülebilecek bir atmosferin yaşandığını söyledi.

10 bini aşan polis
Bilici, raporda şu tespit ve gözlemleri aktardı:
“Kent, dışarıdan getirilenlerle birlikte sayısı 10 bini aşan polis gücüyle tamamen ablukaya alınmış, şehre girişler yasaklanmış, her mahalle, her cadde, her sokak polisler tarafından adeta işgal edilmiştir. Miting saati yaklaştığında, şehir resmen savaş alanına çevrilmiş, hareket halindeki herkese yönelim ve saldırı gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda onlarca kişi gözaltına alınırken, yüzleri bulan kişi de yaralanmıştır. Yaralananların başında ise polisin direk hedefi haline getirilen halkın seçilmiş temsilcileri olan milletvekilleri ve belediye başkanları olmuştur.”

Polis 10 yerde saldırdı
Miting alanına gitmek isteyen seçim otobüsünün geçişine izin verilmediğini belirten Raci Bilici, şöyle devam etti: “Araçtan inerek yürüyüşle alana gitmek isteyen BDP’li seçilmişler ve beraberindekiler, Bayındırlık Caddesi üzerinde tekrar polisin engeline takılmış, yürümekte ısrar eden BDP’liler polisin şiddetine maruz kaldığı görülmüştür. Engelleme ardından BDP il binasından kentin çeşitli noktalarına dağılarak, halkla birlikte İstasyon Meydanı’na yürümek isteyen BDP’lilere ve halka 10 ayrı noktada müdahalede bulunulmuştur. En büyük müdahalenin yaşandığı Ofis Semti’nde polis adeta sıkıyönetim ilan ederek, tüm vatandaşların hareket serbestisini kısıtlamış, gruplar halinde dolaşanlara gaz bombaları, tazyikli su ve coplarla müdahale etmiştir.”

Polis araç yaktı

Bilici, Gevran Caddesi’nde göstericiler tarafından yakıldığı iddia edilen aracın atılan gaz bombalarından yandığını söyledi ve şöyle devam etti: “Aracın polisin attığı gaz fişeği sonucu yandığı bizzat bizler tarafından tespit edilmiş, kayıt altına alınmıştır. Polisin Sanat Sokağı‘nda bulunan cami içine dahi girerek, burada gençleri tartakladığı ve gözaltına aldığı tespit edilmiştir. Gözaltı işlemlerinden basın mensupları da nasibini alarak, DİHA muhabirleri Mahsum Sağlık ve Mehmet Begün Ekinciler Caddesi üzerinde bürolarına giderken polis tarafından gözaltına alınmıştır.”


Buldan ve Akat hedef alındı
BDP Grup Başkanvekili ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan İstasyon Meydanı’na girdiği sırada polisin attığı gaz bombasının ayağına isabet etmesi sonucu ağır yaralandığını anımsatan Bilici, rapordan şunları aktardı: “Kendisi ile yaptığımız görüşmede, Buldan; polisin kendisini hedef alarak direk ateş ettiğini ve gaz bombasının ayağına isabet ettiğini beyan etmiştir. Buldan’ın gaz fişeğinin ayağına isabet etmesi nedeniyle, sağ bacağının ciddi zarar gördüğü ve kemiklerde kırılmalar yaşandığı belirtilmiştir.
Sur İlçesi’nden alana gitmek isteyen ve aralarında BDP Milletvekilleri Ayla Akat, Sırrı Sakık ve İdris Baluken’in bulunduğu gruba da, polis sert müdahalede bulunmuş, müdahale sırasında milletvekili Ayla Akat Ata, direkt hedef alınarak, tazyikli suya maruz bırakılmış ve yaralanmıştır. DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ile BDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, BDP’li vekiller ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in de aralarında bulunduğu kitleye polis sert müdahalede bulunurken, seçilmiş vekil ve belediye başkanlarından bir çoğunun sert müdahale sonucu yaralandığı görülmüştür. Yapılan müdahalelerde ayrıca Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, BDP Diyarbakır İl Başkanı Zübeyde Zümrüt de polisin uyguladığı şiddet nedeniyle çeşitli şekillerde yaralanarak hastanelere kaldırıldıkları gözlemlenmiştir.”

Camilere de gaz bombası atıldı

Bilici, olaylar sırasında polisin helikopter ve zırhlı araçlardan gaz attığını, orantısız gücü daha da ileriye taşıyarak, yer yer gerçek mermi kullanıp, toplananları dağıtmaya çalıştığını söyledi. Bilici, devam etti: “Polisin gazdan ve tazyikli suyundan korunmak için camilere giren yurttaşlara cami içerisinde müdahalesini sürdürmesi ve camilerin içine gaz bombası atmıştır. Ofis Sanat Sokağı‘ndaki Abdulcelil Camii ile İstasyon Meydanı‘ndaki camiye polis sert müdahalede bulunarak, buralarda ;bulunan vatandaşlara şiddet uyguladığı görülmüştür. Yaşanan tüm bu olaylar neticesinde çok sayıda kişi polisin şiddeti sonucu yaralanırken, onlarca kişi de gözaltına alınmıştır. Kameralara yansıyan görüntülerden birinde de polisin caminin avlusunda oturan genç bir kadını elleriyle taciz ettiği, daha sonra onu gözaltına aldığı tespit edilmiştir.

Yaralılar gözaltına alındı
Ofis Semti’nde gaz bombaları ve tazyikli suyla yapılan müdahale sırasında başına gaz bombası isabet eden bir yurttaşın yaralı halde gözaltına alındığı gözlemlenmiştir. Yaralanan birçok vatandaşı hastanelere taşıyan ambulanslar polis tarafından durdurularak, yaralılar gözaltına alınmak istenirken Devlet Hastanesi’nde yaptığımız incelemede, buraya getirilen yaralıların büyük kısmının tedavileri yapıldıktan sonra polis tarafından gözaltına alındığı görülmüştür.”

Hastanede ölesiye dövüldü
Bilici, bazı kişilerin hastaneye getirildikleri sırada şiddete maruz kaldığını ifade etti. Bilici, hastanede müşahede altında tutulan yaralı halde getirilen Remzi Akkaya’nın acil serviste sivil polisler tarafından polis odasına alınarak öldüresiye dövüldüğünü, Devlet Hastanesi’nde yaralı olarak başvuran 30 sivilin ismine ulaşıldığını belirterek, “Valilik tarafından yapılan açıklamada, olaylarda 76 kişinin yaralandığı, bunlardan 23’ünün polis olduğu belirtilmiştir. Ancak edindiğimiz izlenim ve gözleme göre, bu sayının daha fazla olduğu, birçok vatandaşın gözaltına alınma korkusuyla hastanelere başvurmadığı tespit edilmiştir” dedi.
Suda kimyasal madde
Bilici, polisin sıktığı basınçlı suda insan vücudunu ciddi oranda etkileyen kimyasal zehirli bir maddenin olduğunu, suyun deriye teması ile birlikte vücutta kızarıklık ve şişliklere neden olduğunu, bu durumun bazı yaralılara müdahale eden doktorlarca bizzat tespit edilip aktarıldığını bildirdi.

Polis kin ve nefretle saldırdı
Olayların başlıca sorumlusunun Diyarbakır Valisi ve emniyet güçleri olduğuna dikkat çeken İHD Başkanı Raci Bilici, şunları söyledi: “Tamamen barışçıl ve demokratik taleplerin dile getirileceğine kanaat getirdiğimiz mitingin yasaklanmış olması, ülke demokrasisine vurulmuş ağır bir darbedir. Yasaklamanın ardından fiili olarak gerçekleşen engellemeler ve yapılan müdahaleler ise, ülkeyi yönetenlerin bölgemizde 30 yılı aşkındır süren Kürt meselesine nasıl yaklaştıklarının açık bir göstergesidir. Gerçekleşen bu olaylarda, polisin bir kez daha merkezi hükümetin güç desteğini de arkasına alarak, orantısız güç kullandığı, vatandaşlara yaklaşımında düşmanca tavırlar içerisinde olduğu, gerçekleştirdiği müdahalelerde büyük bir kin ve nefretle göstericilere saldırdığı ve zaman zaman kastı aşan direk hedef alarak müdahalede bulunduğu gözlem ve tespit edilmiştir. Sonuç olarak, uygulanan bu yasak ve gerçekleşen olaylar, ülkemizin insan hakları konusunda ne kadar geri durumda olduğunu bize bir kez daha göstermiştir. Bu durumun çözülmesi aciliyet gerektiren Kürt meselesine katkıda bulunmayacağı aşikardır. Bizler insan hakları savunucuları olarak, her defasında dile getirdiğimiz gibi tekrar etmekte yarar görüyoruz; bu sorun yönetenlerin şu an yürüttüğü güvenlikçi politikalarla çözülmeyecektir. Bu sorunun tek çözüm yolu, sorunun muhataplarıyla gerçekleştirilecek diyalog ve müzakereden geçmektedir. Bunun için başta AKP hükümeti olmak üzere, ülkeyi yönetenlerin bir an önce diyalog kapılarını açmaları gerekmektedir.”


Yasaklanan mitinge soruşturma!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, BDP’nin 14 Temmuz’da İstasyon Meydanı’nda yapmak istediği ancak valiliğin izin vermediği mitinge soruşturma açtı. BDP Eşbaşkanları ile milletvekillerine, belediye başkanlarına ve halka yapılan şiddeti görmeyen savcılık, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nden olayların görüntü dökümünü istedi. Emniyet’ten olaylar sırasında video kaydı yapan tüm ekiplerin görüntüleri Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne teslim etmesi çağrısı yapıldı.

AMED