
AKP'nin gerilla silah bıraksın dayatmalarıyla teslim olma ya da çatışma seçenekleri dışında başka bir yol olmadığını ortaya koyduğunu kaydeden Eşbaşkanlık, "Çözümsüzlük ve teslimiyet kabul edilmeyeceğine göre, Kürt halkının önüne direnmekten başka bir yol bırakılmamaktadır" dedi.
Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Suruç Katliamı yapılmadan önce dün sabah saatlerinde uzun bir açıklamayla 'diyalog süreci'nden Dolmabahçe Mutabakatı'na kadarki dönemi ve Türk tarafının tutumunu anlattı.
AKP hükümetinin sanki seçim olmamış gibi hala eski politikayı sürdürüp Kürt sorununun çözümünü gündemine almadığını kaydeden Eşbaşkanlık, nitekim Erdoğan'ın bir daha 'Dolmabahçe Mutabakatı yok' diyerek zihniyetini ve politikalarını ortaya koyduğunu belirtti.
Gündem silahsızlanma değil
AKP hükümeti ve Erdoğan'ın yeniden gerillanın silahsızlanması ve sınır dışına çekilmesini gündeme getirerek, açıktan açığa seçim sonuçlarını yok saydığını; Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarının üstünü örtmek istediğini vurgulayan Eşbaşkanlık, "Gündem, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü olması gerekirken gerillaların silahlarının bırakılmasını istemek Kürt sorunundan ve Kürt sorununun çözümü için yürütülen 40 yıllık direnişten hiçbir şey anlamamak demektir. Çözümsüzlük politikalarında ısrar etmektir. Bu politikaların çatışmaları derinleştirmekten başka bir sonuç vermediğini kamuoyu acı deneyleri yaşayarak çok iyi öğrenmiştir" dedi.
Çözümün yolu bellidir
"Zaman gerillaya silah bırak çağrısı yapma zamanı değildir; zaman, Kürt sorununun çözümü için müzakere yapma ve ciddi adımlar atma zamanıdır" diyen Eşbaşkanlık, bunun dışında Kürt sorununu çözecek başka bir yol ve yöntem olmadığının altını çizdi. AKP'nin sorunları çözmeyi değil, teslimiyeti dayattığına dikkat çeken Eşbaşkanlık, bunun da kabul görmeyeceğinin açık olduğunu söyledi. Bunun, çatışmaların derinleşmesinden başka bir sonuç vermeyeceğini kaydeden Eşbaşkanlık, şunları vurguladı: "AKP gerilla silah bıraksın dayatmalarıyla teslim olma ya da çatışma seçenekleri dışında başka bir yol olmadığını ortaya koymaktadır. Çözümsüzlük ve teslimiyet kabul edilmeyeceğine göre, Kürt halkının önüne direnmekten başka bir yol bırakılmamaktadır."
Ateşkesten söz edilebilir mi?
AKP hükümetinin 2,5 yıl içinde hiçbir zaman ateşkese uymadığı gibi, ateşkesi ve çatışmasızlığı sağlatan Öcalan üzerinde ağır bir tecrit ve psikolojik savaş yürüterek ateşkesi de, çatışmasızlığı da tümden bitirdiğini ifade eden Eşbaşkanlık, şunu sordu: "Kürt sorununun çözümü için diyalog sürecini başlatan, çözüme fırsat tanımak için ateşkesi sağlatan Önderliğimiz ve baş müzakereci üzerinde ağır tecrit ve psikolojik baskı yürütülüyorsa kim bu durumda ateşkesin varlığından söz edebilir?"
Artık hiçbir anlamı kalmadı
AKP'nin zaten çoktandır ateşkesi bitirdiğini; Erdoğan’ın Dolmabahçe Mutabakatı'nı reddetmesiyle ateşkesin hiçbir anlamı kalmadığını söyleyen Eşbaşkanlık, "AKP'nin politikaları, başta Erdoğan olmak üzere AKP’li yetkililerin konuşmaları ve uygulanan ağır tecrit koşullarında ateşkesin varlığından söz etmek Kürt halkıyla ve Özgürlük Hareketi'yle alay etmektir. Bu koşullarda ateşkesin varlığından söz etmek Önder Apo’ya saygısızlık ve Önder Apo'nun İmralı’da çürütülmesine göz yummaktır" dedi.
Gündem saptırmaya kanmayın
Bu koşullarda gerillanın durumunun ne olacağını tartışmanın gündem saptırmaktan başka bir anlamama gelmediğini kaydeden Eşbaşkanlık, son olarak şunları ifade etti: "Türkiye'nin demokrasi güçleri ve Kürt halkı bu gündem saptırmaya karşı durmalı, esas gündem olan demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü sağlatmak için örgütlenmesini, toplumsal tabanını ve mücadelesini geliştirmelidir. Demokrasi güçleri ve Kürt halkı gündem saptırmaya karşı kendi gündemlerini ortaya koymalı ve bu temelde Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünü sağlatmalıdır."