Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, tek tip elbisenin Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde dayatılmaya ve tutsakların elbiselerinin işkenceyle alınmaya başlandığını açıkladı. 

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDI), yaptığı yazılı açıklama ile Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde bulunan tutuklulara tek tip elbisenin dayatılmaya başlandığını duyurdu. Avukatların söz konusu bilgiyi aktardığı belirtilen açıklamada, ”Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde bulunan tutsakların kişisel elbiseleri işkenceyle alınmaya başlandı. Biz tutsak aileleri ve yakınları olarak tutsaklara yönelik saldırıların karşısında olacağımızı ve onların direnişlerini sahipleneceğimizi ve tutsaklara sahip çıkacağımızı bir kez daha bu vesileyle açıklıyoruz” denildi. 






‘Tek tip’ protesto edildi


İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı, Adalet Bakanlığı ve TBBM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne faks göndererek, tek tip elbise dayatmasından vazgeçmelerini istedi. 

Komisyon, uygulamayı Galatasaray Meydanı’nda bulunan postane önünde protesto etti. Açıklamada ”Tek tip elbise dayatmasına hayır” pankartı açılarak, ”Tek tip elbise işkencedir”, ”Tek tip elbisesine son” ve ”İnsan hakları ile insandır” sloganları atıldı. 

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Guantanamo vurgusu yaparak dile getirdiği, ”Tek tip elbisenin” uygulamaya konulacağına dair sözlerini hatırlatarak, Erdoğan’ın bu konuşmalarının ardından ”Tek tip kıyafet” uygulamasının hemen renklerine kadar tartışılmaya başladığını ve bu tartışmaların hala devam ettiğini hatırlattı. Bazı cezaevlerinde elbiselerin zorla alındığının gündeme geldiğini aktaran Yoleri, bunun son örneğinin ise Silivri 2 No’lu Cezaevi olduğunu kaydetti. ”Tek tip elbise işkence yöntemidir” diyen Yoleri, dünya cezaevlerinde bunun örneklerinin olduğunu ifade etti. 

Derhal vazgeçin

Tutsaklara ceza infazı noktasında intikamcı yaklaşıldığını aktaran Yoleri, ”Bu tek tip elbise uygulaması ile kanunda olmayan cezalar verilmektedir. Bu yapılamaz” dedi. ”Tek tip elbise” uygulamasının insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan Yoleri, ”Anayasanın 15. Maddesinde de görüleceği gibi anayasanın ihlal ediliyor” diye belirtti. Dayatmanın uygulamasıyla daha kişi mahkemeye çıkmadan masumiyetinin ortadan kaldırıldığını ifade eden Yoleri, ”Tek tip kıyafet” hükümeti düşüncesinden vazgeçmeye çağırdı. Yoleri, tutukluların bu uygulama karşısında direneceklerini de sözlerine ekleyerek, Cumhurbaşkanı’na, devlete ve hükümete şu sözlerle seslendi: ”Uyarıyoruz. Bu uygulamadan derhal vazgeçin. Sonuçları ağır olacaktık. Bizler bu sonuçlarla karşılaşmak istemiyoruz.” 

Açıklamanın ardından İHD üyeleri, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı, Adalet Bakanlığı ve TBBM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne Galatasaray Postanesi’nden faks gönderdi. 


 İSTANBUL




Bu elbise giyilmemeli

14 Temmuz Direnişi ile yenilgiye uğratılan Diyarbakır zindanı uygulamalarından birinin de tek tip elbise dayatması olduğunu hatırlatan Mustafa Karasu “Bu uygulama sadece bir elbise konusu değildir. İrade kırma, hakimiyet kurma, aşağılama yaklaşımının sonucudur” dedi.

Dengê Kurdistan radyosunda yayınlanan Dilistan programının konuğu olan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Gazeteci Ciwan Tunç’un sorularını yanıtladı. Cezaevlerine yönelik geliştirilen baskı ve sindirme politikalarını değerlendiren Karasu, özellikle tek tip elbise uygulamasına dikkat çekti. Karasu, şu hatırlatmaları yaptı: “12 Eylül darbe koşullarında bize de tek tip elbise giydirilmek istendi. Buna karşı büyük bir direniş geliştirildi. Bunun için şehitler verildi, büyük acılar çekildi ve direnildi. Bu uygulama reddedildi. Çünkü bu uygulama sadece bir elbise konusu değildir. İrade kırma, hakimiyet kurma, aşağılama yaklaşımının sonucudur. Bu, aslında 12 Eylül faşist iktidar döneminde dayatılmış bir durumdu. Ancak Türkiye ve Kürdistan’daki zindan direnişleri sayesinde bundan vazgeçildi.”


Kürtlerin iradesine yöneliktir

Karasu, bu uygulamanın 80’lerin zor koşullarında kabul edilmediği gibi bugün de kabul edilemez olduğunu vurguladı. Tek tip elbise dayatmasının her ne kadar darbe girişiminden ötürü tutuklu bulunanlara dönük bir uygulama olarak öne sürülmüş olsa da asıl amacın Kürt Özgürlük Hareketi’ne dönük bir ezme politikası olduğunu vurgulayan Karasu, şöyle devam etti: “Erdoğan faşizmi tek tip elbise uygulamasını yeniden dayatıyor. Buna gerekçe olarak da Fetullahçıları gösteriyor. Aslında şu anda Erdoğan-Bahçeli faşizmi başarısız darbe girişimini gerekçe göstererek esas olarak Kürt halkının özgürlük mücadelesine ve Kürtlere yöneliyor. Fetullahçılara karşı mücadele ediyorum adı altında Kürt soykırımını gerçekleştirmek istiyor. Bu temelde Kürt halkının özgürlük mücadelesini ezmek istiyor. Artık Fetullah Gülen hareketi bunun için bir örtüdür. Her gün onlardan bahsetmesinin nedeni, onları bir örtü gibi kullanarak bunun altında Kürtleri ezmek ve tasfiye etmektir.” 


Bu elbise yırtılıp atılmalı

Erdoğan-Bahçeli iktidarını Kürt soykırımını tamamlamak isteyen bir iktidar olarak tanımlamak gerektiğinin altını çizen Mustafa Karasu, devrimci tutsakların kesinlikle tek tip elbiseyi kabul etmemesi ve buna karşı direnmesi gerektiğini söyledi.  Bunun yolunun, hemen ölüm orucu ve açlık grevine girmek olmadığına işaret eden Karasu, şunları vurguladı: ”Tek tip elbiseyi yırtıp atmalıdırlar. İşkence de görseler, aile ve avukat görüşleri de engellense bu elbiseyi giymemeli, fiili olarak bir direnişe geçmelidirler. Böylelikle AKP-MHP faşizminin gerçek yüzünü dünya kamuoyuna göstermelidirler. Çünkü bu elbise şahsında devrimci irade kırılmak isteniyor. Bu nedenle tek tip elbiseye karşı direnişi, faşizme karşı direniş olarak ortaya koymalıdırlar. Direnişi çok zengin yöntemlerle yürütmelidirler. Bu direniş cezaevi dışına taşarak halkla bütünleşerek büyük yankılar yaratabilir.”

Yurtsever tutsakların da bu konuda örgütlü mücadelede bulunmaları gerektiğine dikkat çeken Karasu, “Yurtsever tutsaklar faşizme karşı mücadelenin bir parçası olduklarına göre onlar da tek tip elbise uygulamasına karşı direnmelidirler. Bu konuda gelebilecek tehdit ve şantajlar karşısında taviz verilmeden direnmeye çağırıyorum” dedi. 


 BEHDİNAN