AKP’li üst düzey yöneticilerin S-400’lerin alınacağı konusunda kullandıkları kesin ifadeler, bir çok çevreye inandırıcı gelmiyor. ABD’nin tehditleri karşısında rest çekmeler de, AKP-MHP sayesinde Türkiye’nin içine düştüğü çıkmazı perdeleyemiyor.

Türkiye’nin Rusya’dan almayı taahhüt ettiği hava savunma sistemi S-400 füzeleri Türk-Amerikan ilişkilerinde her geçen gün tansiyonu biraz daha yükseltiyor. Son olarak AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan “Türkiye S-400 hava savunma sistemi alacaktır” demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik” dedi. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Erdoğan’a “Kimse Türkiye’ye ültimatom veremez. S-400’ler gelecek” ifadesiyle katılırken, Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ise S-400’lerden vazgeçmesi için ABD’li mevkidaşının kendisine gönderdiği mektuba cevap yazacağını söyledi. AKP’li Türk devlet yöneticilerinin bu restleşmesine rağmen, son anda S-400’leri almaktan vazgeçecekleri ise oldukça yaygın bir düşünce.

‘Bu işi bitirdik’

Erdoğan’ın önceki gün AKP Meclis Grubu toplantısında S-400’lerle ilgili düşüncesini anlattı. ABD ile yaşanan krize dikkat çeken Erdoğan “Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay bu sistemin ülkemize teslimi yapılacak” dedi.

Türkiye’nin ABD’den hava savunma sistemi satın alma talebinin reddedildiğini iddia eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz de başımızın çaresine bakacağız. Ondan sonra S-400 gündeme geldi. Uygun fiyatın yanında ortak üretime geçebilme imkanıyla sözleşme imzaladık. Bu rağmen Sayın Trump’a ‘Siz de bu şartlarda verecekseniz, sizden Patriot da alırız’ dedik. Onlar evet diyemediler. Türkiye, F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil aynı zamanda üretim ortağıdır. Bugüne kadar 1 milyar civarında ödeme yaptık. F-35 projesinden hiçbir akılcı, haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız. Sayın Trump’la Japonya’da bir arada olacağız, orada da bu konuları ayrıca görüşeceğiz.”

Erdoğan, önceki günkü grup toplantısıyla yetinmedi, grup toplantısında kullandığı ifadeleri Twitter hesabında da dile getirdi.

Çavuşoğlu geri kalmadı

S-400’lerle ilgili bir açıklama ise Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan geldi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) görevini vekalet yürüten Patrick Shanahan’ın, Türkiye'nin S-400 füzelerini almaması için Türk Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği 6 Haziran tarihli mektubu değerlendiren Çavuşoğlu, “S-400’ler Türkiye’ye gelecektir. Türkiye aldığı karardan vazgeçmez” dedi.

Çavuşoğlu, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Fransa’nın Rojava’da Kürtlerle ilişkisinden de duyduğu hazımsızlığı dile getirdi.  "Fransa'nın PKK ile hiçbir farkı olmayan YPG ile yakın işbirliğini doğru bulmuyoruz ve bunun NATO'daki işbirliğimiz dahil birçok konuya yansıdığını görüyoruz. PKK eşittir YPG'dir. Dolayısıyla PKK'ya yönelik bu tedbirler alınırken diğer taraftan YPG ile yakın işbirliği içinde olması Fransa'ya yakışmaz" ifadeleriyle Kürtlere olan düşmanlığını bir kez daha dile getirdi.

Çavuşoğlu ardından Shanahan’ın mektubu konusunda “Bu mektubun üslubunu kabul etmiyoruz. Hiç kimse Türkiye’ye ültimatom veremez. Türkiye S-400 almıştır, Cumhurbaşkanımız belirtti. S-400’ler Türkiye’ye gelecektir. Türkiye aldığı karardan vazgeçmez. Kısa zamanda bakanımız cevaben mektubunu gönderecektir” ifadelerini kullandı.

Shanahan, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemini alması halinde ABD ve NATO ile işbirliğinin zedeleneceğini, F-35 sürecinden çıkarılacağı ve “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) kapsamındaki yaptırımlarına maruz kalabileceği tehdidinde bulunmuştu.

ABD’ye meydan okuyan AKP’li yetkililerden biri de Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar’dı.

Akar, ABD Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan’ın mektubu hakkında, “Üslubun müttefiklik ruhuna uygun olmadığını gördük. Gerekli çalışmaları yapıyor, cevabı hazırlıyoruz” açıklaması yaptı. Akar bu açıklamayı, 7. Azerbaycan- Gürcistan-Türkiye Savuna Bakanları Üçlü Toplantısı’na katılmak üzere geldiği Azerbaycan’ın Gebele kentinde gazetecilere yaptı.

ABD tehdidine Türk resti!

Öte yandan her ne kadar başta Erdoğan olmak üzere AKP’li yetkililer S-400’lerin alınacağını ileri sürüyorlarsa da bu konudaki açıklamaları farklı çevreler tarafından inandırıcı bulunmuyor. Zira, ABD’nin ‘FETÖ’ye mensup casusu’ diye Türkiye’de rehin tutulan Papaz Brunson için Erdoğan,  11 Aralık 2018’de tarihinde yapılan muhtarlar toplantısında “Bu fakir, bu görevde olduğu sürece teröristi alamazsın” demiş ancak kısa bir süre sonra yargıya müdahale ederek Brunson’ın ABD’ye gitmesini sağlamıştı.  Aynı şekilde geçtiğimiz günlerde Fetullah Gülen Cemaati üyesi olduğu belirtilen NASA çalışanı Serkan Gölge’nin de cezaevinden bırakılmasını sağlamış, ABD Başkanı Donald Trump şu ifadeleri kullanmıştı: “İster rehine deyin, isterse de mahkum Gölge’nin bırakılması iyi bir şey. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ediyorum.”

AKP’nin 17 yıllık yönetim hikayesini yakından takip edenler, Erdoğan’ın gerek iç, gerekse de dış politikada söylediklerini bir çırpıda inkar edeceğini, dün söylediği ile yarın yapacağı şeyin arasında tam karşıtlık olabileceğini biliyor.

RTE, S-400’lerin motorundan daha hızlı döner

Erdoğan’ın S-400’ler için kullandığı ifadeler için bir dönem Türkiye’de oldukça popüler olan ancak daha sonra Fetullah Gülen Cemaati ile ilişkilerinden dolayı Türkiye’yi terketmek zorunda kalan eski polis Emre Uslu Twitter hesabında şu ifadeleri kullanıyor: “... Aşağıdaki analize bakıp RTE’nin S-400 alacağını kabul ettiğimi varsayan bir çok kişi olmuş. Çok heyecana gerek yok. RTE’de bu DÖNME kapasitesini iyi bilirim. S-400 motorlarından bile hızlı döner. Bu yüzden bir daha söyleyeyim RTE S-400 A-LA-MAZ, AL-DIR-MAZ-LAR, A-LA-MA-YA-CAAAAK.”

Uslu’nun yorumu bu şekilde. Bunun dışında, her ne kadar Erdoğan çok keskin bir S-400 taliplisi görünse de,  23 Haziran’daki İstanbul seçimleri ve şu anda İdlib’deki durumu kazasız şekilde idare ettikten sonra ABD’nin taleplerini kabul edeceğine dair yorumları da var.

ABD, her geçen gün S-400’lerle ilgili Türkiye’ye baskı yapıyor, tehdit ediyor. S-400’lerin alınması durumunda Türkiye’yi, F-35 yeni nesil savaş uçakları projesinden çıkartma dahil bir dizi yaptırımla tehdit ediyor.  Her halükarda AKP-MHP faşist rejiminin, S-400’leri alıp almama şeklinde sadece iki seçeneği bulunuyor, Türkiye’ye tanınan süre ise sınırsız değil. S-400’lerin teslimatı Temmuz ayında. ABD’nin vazgeçmesi için tanıdığı süre de 31 Temmuz’da son buluyor.

İki tercih de Türkiye’yi oldukça zorlayacak gibi görünüyor.  Erdoğan’ın küçük ortağı MHP ile birlikte Türkiye’yi tam bir çıkmaza soktuğu her geçen gün biraz daha net bir şekilde görülüyor. Ana akım medya ise, Türkiye’yi bekleyen olası sonuçlar hakkında Türkiye halklarını sağlıklı bir şekilde bildirmenin çok uzağında. Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Hediye Levent, Twitter hesabında şu yorumda bulunuyor: “Avrupa, ABD ve Arap basınlarında cayır cayır S-400 konusu yazılıyor. S-400 Türkiye açısından çok çok önemli bir dönüm noktası olabilir. Güzel ülkem İmamoğlu-Yıldırım tv tartışmasını kimin yöneteceğine kilitlenmiş. Anlaması güç gerçekten!”

Vazgeçmeyi Rusya hazmeder mi?

Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmemesi durumunda ABD’nin göstereceği tepki çok yazılıp çiziliyor ama vazgeçmesi halinde Rusya’nın nasıl bir reaksiyon göstereceği konusunda pek fazla tartışma yok.

Rusya, ısrarla S-400’lerin Temmuz ayında teslim edileceğini belirtiyor. Bu, Türkiye’ye bir nevi farklı bir manevra alanı bırakmamak anlamına da geliyor.

Öte yandan Türkiye, 24 Kasım 2015’te Rusya uçağını düşürdükten sonra Rusya ile bugünkü ilişkileri sağlayabilmek için çok büyük çaba içine girdi. Suriye’de işgal ettiği topraklarda kalabiliyorsa bunu Rusya’nın verdiği izinle sağlayabiliyor. Turizmden, ticarete, enerji hatlarından, nükleer santrale kadar Rusya ile Türkiye arasında tarihte hiç bir dönemde olmadığı kadar ikili ilişkiler söz konusu.

Ayrıca AKP, 15 Temmuz 2016’daki şaibeli darbe girişiminin ardından iktidarda kalabilmek için MHP ve Ergenekon ile bir koalisyon oluşturdu. AKP’nin Rusya ile geliştirdiği ilişkilerde bu iç dengenin payı oldukça büyük. S-400 anlaşmasının iptali, iç dengeler açısından oldukça büyük sorunları birlikte getirebilir. HABER MERKEZİ


 

Kalın, ABD'nin ültimatom mektubunun kamuoyuna sızmasından rahatsız

img
Kabine toplantısı sonrasında açıklama yapan Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD tarafından gönderilen mektubun sızdırılmasını ciddiyetsizlik olduğunu iddia ederek, “Biz F-35’in bir müşterisi değil, ortağıyız, üreticilerinden biriyiz. 1 milyar doların üzerinden buraya fon katkısı yaptık” dedi.
Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı. Hükümetin dış politikasına dair spekülatif haberler yapıldığını öne süren Kalın şu iddiada bulundu: “Türkiye’nin NATO’daki statüsünü tartışmaya açmaya çalışmaktalar. Türkiye’nin geleneksel ittifak sistemlerinden çıkın başka alanlara yöneldiğini iddia etmekteler. Halbuki biz tamamen kendi ulusal çıkarlarımız çerçevesinde herkesle karşılıklı saygı ve çıkar ilişkisi temelinde kapsamlı ilişkiler geliştirmeyi hedefliyoruz. Güvenliği bu çerçevede bir bütün olarak ele alıyoruz. S-400 meselesi, Patriot meselesi, F-35 meselesi Türkiye’nin öncelikli olarak milli güvenliğini sağlamaya dönük atılan adımlardır. Biz güvenliği bir bütünlük içinde ele aldığımız için şunu açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz, hepimiz güvende olmadan hiç birimiz güvende değiliz.” Kalın, “İdlib, Tel Rıfat, Fırat’ın doğusundaki gelişmeleri sadece takip etmiyoruz, orada istikamet verici bir dış politika izleyerek gelişmelerin aleyhimize dönmesini önlemek için bugüne kadar çok önemli adımlar attık, atmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliği sayesinde Türkiye-Suriye sınırında kurulmak istenen PKK devleti artık ihtimal dışı hale gelmiştir. Bunu Afrin’de, İdlib’de, Fırat’ın doğusunda da kararlı bir şekilde yapmaya devam edeceğiz.” Mektubun sızdırılması ciddiyetsizliktir ABD’nin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği mektubun basına sızdırılmasını da eleştiren Kalın, şunları söyledi: “Savunma Bakanımıza gönderilen bu mektup sadece üslubu değil, muhtevası itibariyle de müttefiklik ruhuna da aykırıdır, ikili ilişkilerin nezaketine de aykırıdır. Türkiye gibi egemen ve bağımsız bir ülkenin durduğu yere de tamamen karşı bir yaklaşımdır. Bu mektubun gönderildiği zamanla eş zamanlı olarak sızdırılmış olması da bir ciddiyetsizliktir. Bu tür yazışmalar, bu tür mektuplar devlet kurumları arasında yapılır, mahremiyeti vardır, anı gün birkaç saat içinde veya ileriki zamanlarda kamuoyu ya da basın üzerinden baskı oluşturmak amacıyla sızdırılmaz, bu devlet ciddiyetine yakışmaz.” Kalın F-35 projesi ile de ortak oldukları iddiasında bulundu.