YPG öncülüğündeki QSD’nin Reqa’yı özgürleştirmek için başlattığı ‘Büyük Savaş’, ikinci haftasında devam ediyor. Üç mahalleyi kurtaran savaşçılar, dün gece doğudan Sinaa, batıdan ise Hattîn mahallelerine girdi.

QSD savaşçıları önceki gece kentin doğusu ve batısından DAİŞ mevzilerine yöneldi. Her iki cephede yaşanan çatışmaların ardından savaşçılar sabaha karşı doğudan Sinaa (Sanayi) Mahallesi’ne, batıdan da Hattîn Mahallesi’ne giriş yaptı. Şiddetli çatışmalar her iki mahallede de devam etti. 

QSD, kuzeyde özgürleştirilen 17. Tümen askeri alanı ile Şeker Fabrikası’nın görüntülerini de yayınladı.

Reqa’nın stratejik önemi

QSD komutanlarından Lokman Xelil, Reqa’nın her dönem stratejik bir konumu ve önemi olduğunu anımsatarak, şu bilgileri verdi: ”Suriye’nin tam ortasında yer alıyor. Doğu, kuzey, batı yönlere geçişte önemli bir kapı rolünü görüyordu. Halep tarihte nasıl önemli ekonomik merkezse Reqa da önemli geçiş kapısı durumundaydı. Irak ve kuzeyde Kürdistan bölgelerine geçiş ve hakimiyet kurmada önemli bir merkez. Reqa kent merkezinin dışında kalan alanlar çöl araziler. Fırat Suyu’nun üzerinde kurulmuş olması ve etrafının çöl araziyle çevrilmiş olması Reqa’nın çekim merkezi olmasını sağladı. İslamiyet’in gelişmesine de önemli katkıları olmuştur. Önemli İslami komutan ve evliyaların türbeleri Reqa merkezde bulunmakta. Reqa aynı zamanda güçlü aşiret yapısı ile tanınıyor. DAİŞ Reqa’yı istila ettiğinde bir kısım güçlü aşiretler DAİŞ’e yardım etti ve DAİŞ’e biat ederek katılım sağladı.’’

Kuzey Suriye için gerekli

Reqa’nın Kuzey Suriye Federasyonu için de büyük öneminin olduğuna dikkat çeken Xelil, şunları dile getirdi: ”DAİŞ’in başkenti konumundadır. Buradan Kuzey Suriye ve Rojava topraklarına yaptığı saldırıların kırılması ve DAİŞ’in bu topraklardan tamamen temizlenmesi, Reqa’nın kurtuluşuyla olacak. Diğer önemli bir konu da Rojava Kürdistanı’nda yaşayan halkımızın Reqa ile ekonomik ve yaşamsal bağları var. DAİŞ nasıl Reqa’yı istila edip hakim olduysa buradan temizlenmesi de geniş bir bölgenin kurtuluşu ve refaha ermesi anlamına gelir.’’

Tarihi yük üzerimizde

Hem Kuzey Suriye’de, hem de DAİŞ zulmü altında yaşayan halklar için tarihi bir yük altında olduklarını vurgulayan Xelil, şöyle devam etti: ”Bizler Suriyeli güçleriz. Bu halkın çocuklarıyız. Bu halkın özgürlüğü ve savunması bizim ahlaki ve vicdani sorumluluğumuz. İlerlemedeki hızımızı da halkın yardımlarından alıyoruz. Kürt güçleri öncülüklü bu hamlenin yapılmasını zorlaştıran devletler, kurumlar ve siyasi güçler çıkmaya çalıştı. Siyasi ve askeri oyunlarla güçlerimizin Reqa’ya girmemesi için çok çaba sarf ettiler ama bu bizim kararlı duruşumuz, pratiğimiz, emeğimiz ve yöre halkının desteği ile boşa çıktı.”

Sivillerin gelişi sürüyor

Xelil, halkın şehir merkezinden bulundukları alanlara gelmeye çalıştığını belirterek, ”Bu halkın yerleştirilmesi, güvenliği ve yaşamlarını sorunsuz devam ettirebilmeleri de güçlerimizin hassasiyetle üzerinde durduğu bir konu. DAİŞ zulmü altında tüm haklarından mahrum kaldıkları kadar açlık ve yoksulluğu da yaşamış durumdalar. Bunun bilinciyle onların rahat ettirilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Uluslararası toplum, insani kurum ve kuruluşların da bu duruma müdahil olması gerekiyor” diye konuştu.  


Japon savaşçı: Ulus üstü devrim

Reqa operasyonuna katılan enternasyonalist savaşçılardan Reşid Japonya, ”Arap, Kürt, Türkmen ve Çerkeslerin yanı sıra dışardan gelen onlarca farklı etnik ve inanç grubuna sahip insanlar birlikte savaşıyor. Ortak devrim için ortak savaş yürütülüyor. Bu devrim, ulus sorununu çözen bir devrimdir” dedi.

Yaklaşık 5 ay önce Rojava’ya geldiğini, annesinin Koreli babasının ise Japon olduğunu söyleyen 18 yaşındaki enternasyonalist savaşçı, yaşananların ”hakikat devrimi” olduğunu söyledi. Ortak bir devrim için ortak bir savaşın yürütülmesi gerektiğini dile getiren Japonya, “Buna örnek vermek gerekirse Araplar, Kürtler, Türkmenler ve Çerkeslerin yanı sıra dışardan gelen onlarca farklı etnik ve inanç grubuna sahip olan insanlar birlikte savaşıyor. Savaştığımız zaman da aramızda herhangi bir ulus sorunu yoktur. Bu devrim, ulus sorununu çözen bir devrimdir. Onun için herkes onun yolunu tutuyor” dedi. 

Japonya, egemenlerin çıkarını pratiğinde somutlaştıran DAİŞ’e vurdukları darbe ile insanlığın değerlerini yücelttiklerini ifade etti. 

Japonya, aldıkları şehirlerde DAİŞ sonrası yaşamın ortak ve federe bir sisteme kavuşacağını belirterek, şunları ifade etti: “Buradaki toplumcu düşünce, Batılı toplumlar için de iyi bir örnektir. Şimdi mahalle mahalle DAİŞ’in merkezini alıyoruz. Zulmün başkenti olan Reqa’yı özgür kılacağız. Uzun yıllar insanlara yapmadıkları işkence kalmadı. Onu bitirmeye geldik. Halkımızın bize yönelik olan umutlarını boşa çıkarmayacağız.”


ANHA/DİHABER/ANF/REQA