Tezer özlü, hayatın genç ayrılıkçısı; 71 yaşında! Tezer gibi, yaşamı ve kafası arasında eşik farkı sıfır olan bir yazara dair herşey önemlidir. Hele olgu değiştiren insanla, olgusu çoğalan yaşam içinde, edebiyatçının konumu bu kadar muğlakken...

Keza kolaylaşan yaşamın, ağır ve gizli yükü her kertede edebiyatın toprağına dökülüyor. Tezer Özlü gibi yaşama incecik sızılarla tutunmaya çalışan bir yazarın işi hiç kolay olmadı. Zira Tezer, hayatın tortusunda boğulan ve buna yazımı ile bayrak açan bir yazardı. Sadece yazarlığı, üslubu kesintisiz özgürlükçü kalma isteği ile değil, edebiyat alanını, bireyin varolma ilkesini netçe sorgulayan bir kadındır. Büyük yazar olma olgusunun çok eser yazma, çok yaşama ile sınırlı olmadığının da örneği.

Derin sancıları olan yazar

Tezer Özlü’nün yazınsal konumu ve yaşamı birçok açıdan insanda dikkat uyandırır. Yaşamını yazımından kaçırmadan yazması, toplumun ve dönemin edebiyatı için daha da aykırı bir durumdu. Edebiyatının sınır zorlayan tutumu ile Türkiye toplumunun sınırlar arası katılığını göz önüne aldığımızda, Tezer Özlü’nün bu katılıkta gedik açtığını söyleyebiliriz. Zira Türkiye toplumu günümüze dek, yazarı ile yaşamı arasında özgür olamamanın sancılarını yaşamaya devam ediyor.
Tam da bu noktada Tezer’e sancılı yazar demenin gerekçeleri ortaya çıkıyor. Evet gerçekten Tezer, derin sancıları olan ve bunu son ana kadar yazarlığına yansıtan cesur bir kadın. "Hiç değilse acıları dönüştürecek sözcüklere sahip olduğumu düşündüm" diyerek yazarlığının her aşamasında hangi saiklerle meşgul olduğunu da apaçık ortaya koyuyor.


Toplumun kodlarına karşı sorgusu sürüyor
Tezer Özlü, kült katkı ve kişisel özgünlük kavramlarını yaşadığı sürede edebi realiteye yeterince yansıtamasa bile, kendisiyle özdeşleşen bazı tutumlarının yazarlık sahasına yeni bir kanal açtığını da söyleyebiliriz. Kadın yazar olarak ayrıksılığını kanıtlamakla kalmayıp, edebiyat ve yaşam arasında kendi dilini de yaratmıştır. Tam da bu durumda Tezer Özlü, günümüz gerçekliğini dikkate aldığımızda, kök yazar olmaya doğru ilerliyor. Toplumun birçok tarihsel koduna karşı sorgusunu sürdürüyor.

21. yüzyılın ruh halini 20. yüzyılda yazdı

Ne yazık ki Tezer de birçok çağdaşı gibi, diğer toplumlara  ulaşamamanın hazin kaderine sahip. Keza kimileri Tezer gibi, bu sistematik devlet ve toplum gericiliğine dayanamayarak yaşamını hedef aldı. Kimileri de devletçe hedef alınarak  yaşamından edildi. Stendhal'ın "1900'lere doğru anlayacaklar beni" sözü, Tezer’in kısacık yaşamından 2000’li yılların  Türkiyesi'ne dek, Tezer'in neden daha çok anlaşılmaya başlandığını doğrular vaziyette.
Sanırım Türkiye'de 20. asırda yazıp, 21. asırda daha çok anlaşılmaya başlanacak yazarların ilki Tezer Özlü olacak. Toplum hayatının perdelerini, bireyin dünyasındaki uyutulmuş sisi dağıtan birkaç yazardan biri olarak edebiyatının realitesine daha çok şahit olacağız.
Çünkü Tezer Özlü, bugünkü Türkiye'de yaşanan geri dönüşüm kaosunu çözmüştü. Bunun için Tezer Özlü, 21. yüzyılın ruh halini erkenden yazdı, yazabildi. Bu yüzleşmeden dolayı ruhundaki açığı durduramamış, kendi toplumu ve ülkesiyle de barışamamıştır. Onun için etrafı daralmış, topluma ulaşması  zorlaşmıştır.

İsyanı çok boyutludur

Tezer’in isyanı sadece edebi ya da bireysel bunalımından ibaret değil. Gelişmemişliğin toplumda yarattığı gerilimlerin ev, sokak, okul ve çevresel nedenlerinden yaralanan bir kadındır. Türkiye'de kadın sorununun hangi ikilemlerden beslendiğini ve bunun kadın üzerinde nasıl bir körleşmeye yol açtığını, yine onun bu yaralanan duruşunda buluruz.  
Türkiye’nin bugünde içinde bulunduğu hal, aslında Tezer'in dünyasının erken çökmesine sebep olan bağnazlığın ve rezilliğin hal örneğidir. Tezer, kendi yaşamını, özgürlüğünü uysal kılmaya çalışanlarla, kavgasına çocukluktan başlayıp, yaşamına ucuna dek sürdürmüştür.

Sorunları, soruları hala karşımızda

Tezer'in köhne ve kokuşmuş algılar olarak işaret ettiği duraksamanın tam ortasındayız. Ne yazık ki isyan, acı ve çılgınlıktan ölmemek için direnmemiz gereken asıl dönemde! Sosyal, siyasal, kültürel ve kimliksel yıkımların dünyada yayılması, insanlığın göçertilmesi, coğrafyaların çölleştirilmesi Tezer’den bu yana katlanarak sürüyor. Ve dönüp baktığımızda Tezer’in sorunları, soruları hala karşımızda. O nedenle Tezer, ne sadece yazmaktır ne de sadece edebiyat. Bu ikisinden daha derin bir yaşam arayışıdır.
Zorlu bir görevdir Tezer'in üstlendiği. Sadece içindekilerle yazışır. Dış dünyada imge ve ses olmak, sadece bilinende yürümektir onun gözünde. Oysa Tezer, kelimlerle akıntı oluşturur. Tam da bu noktada akıntıya kapılan değil, bizzatihi akıntıya yön verendir.
Yazardan yazıya geçen akıntıların en genç halinde kalsa da..! İnsan her yıl bir kez Tezer sayesinde başka akıntıların kiri ve pasından aklanıyor. Tezer’in akıntıları, karşı kıyıların çığlığı olmaya devam edecek. "Kader diye bir şey yoktur. Yalnız sınırlar vardır. En kötü yazgı; sınırları sabırla karşılamaktır."
Sınırda duramayanların yazarıdır Tezer.

Eserleri
* Eski Bahçe
* Çocukluğun Soğuk Geceleri
*  Bir İntiharın İzinde
* Yaşamın Ucuna Yolculuk
* Eski Bahçe - Eski Sevgi
* Kalanlar
* Zaman Dışı Yaşam



BEHİCE DEMİR