“Bu, namustur Künyemize kazınmış,
Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara Sarıl da büyü...”
Ahmed Arif


Kürdistan’ın birçok yerinde Newroz layıkıyla kutlandı, birçok yerinde ise daha kutlanacak. Her yerde bahar kedini en etkileyici şekliyle hissettiriyor ve üzerimizdeki kabuklardan sıyrılıyoruz. Kürt Özgürlük Hareketi‘nin son otuz yılki misyonunu kendi bozuk niyetlerinden ötürü doğru değerlendiremeyenler ve Kürt hareketine dostane olmayan güçler ise, ders çıkarılması gereken bir Newroz‘un tanığı oldular. Umarız bu yaşananlar Kürt halk gerçekliğinin doğru anlaşılmasına vesile olur. Ayrıca, bu yıl ki Newroz, Kürtlerin kabul etmedikleri ve etmeyecekleri bir statüsüzlük gerçekliğiyle nasıl bir şekilde mücadele edildiğinin ve edileceğinin en yalın biçimiyle eylemselleşmesi haliydi.
Uluslararası güçlerin çıkarları ve demokratik kamuoyunun duyarsızlıkları gereği görmemeyi tercih ettikleri Kürt halk gerçekliği, kendini alanlarda bir kez daha “an azadî, an azadî” sloganları eşliğinde sergiledi. Nihayetinde Kürtler gerçekleştirdikleri Newroz etkinlikleri ile tüm baskılara ve asker-polis güçleriyle Newrozu engellemeye yönelik müdahalelere rağmen, mesajını vermiştir. Toplumsallaşmış bir irade örneği sergilenmiştir ve tekrarlanabilirliğini kanıtlamıştır.
Zaten Türk devlet zihniyeti halen Kürt sorununu gerilim halinde tutarak, bu sorunun üstesinden gelebileceğini düşünmektedir. Ancak böylesi beklentiler içerisinde olanların gözden kaçırdıkları bir durum söz konusu. Kürtler, pratik boyutuyla sömürgecilikle bağlarını bir bir koparabileceklerinin ve kendi gerçekliklerini adım adım kurabileceklerinin haberini bahar ile birlikte müjdelemiştir. T.C. devleti ise sorunun halklara zarar vermemesi ilkesini benimsemesi gerekirken, ne pahasına olursa olsun Kürt halkının tüm kazanımlarının pratikleştirilmesini, engellemeye çalışmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi‘ni ezmek ve bitirmek isteminin, ajandaların ilk sıralarında olması da bundan olsa gerek.
Avrupa ise çıkarları gereği Kürtler söz konusu olduğunda gerekli duyarlılığı göstermemekte, Kürtleri gündemlerine almamakta ve milyonların ayağa kalkışına karşı “görmedim, duymadım ve bilmiyorum”u oynamaktadır. Avrupa aydınlarının sürekli olarak dillerine doladıkları şiddet ve savaş ile sorun çözülemez diyerek, sürekli PKK’nin silah bırakmasını ima eden ifadeleri, Newroz alanlarını kana bulayan ve yasaklayan Türkiye devletinin şiddetini ve savaşı söz konusu olduğunda ise görmezden geliniyor. Kürtler söz konusu olduğunda, Kürtleri kış uykusunda tutma, vaatlerle oyalayıp, hiçbir somut netice ortaya çıkarmayacak bir konumda tutma siyaseti hala izlenmektedir. Tüm bu yaklaşımlar ise birer samimiyetsizlik örnekleri olarak hafızalarımızda yerini almalıdır.
Kürt halkının toplumsallaşma serüvenini sevinçle izlerken, bunun dinamiklerinin gelişmemesi ve oturmaması adına oluşabilecek tüm durumlar karşında, tavır sahibi olabilmenin ve sömürgeci sistemi etkisiz bırakabilmenin duygusu yaşanmıştır bir defa. Bu yılki Newrozlar, tüm engellemelere ve uğraşılara rağmen, Kürt toplumsallaşmasının önüne geçilemeyeceğini bir kez daha göstemiştir. Burda Kürt halkına düşen ise tüm toplumsal alanları doldurmak ve bu alanlardaki örgütlülüğünü daha da geliştirmektir. Demokratik Tolumun inşasını profosyonel bir yaklaşım ile pratikleştirip sağlam toplumsal kurumların yaratılması, Kürtlerin, en başda gelen görevleri arasında yer alıyor.
Kürt halkı, her yerde özgür duruşunun ve örgütlülüğünün etki gücünü bir kere daha gün yüzüne çıkarmıştır. Bunu sindiremeyenler elbette Kürt halkına yönelik saldırılarda bulunmakta geç kalmamışlardır. Ancak bu uygulamaların yaşanmasının önüne geçebilmek için Kürt halkına düşen, kendi düzenini en başarılı bir diyalektik ilişki içerisinde uygulamaya geçirmesidir.
Bütün bu yaşanmakta olan gelişmeler bize bir kez daha Newroz’un Kürt halkı açısında nasıl bir öneme sahip olduğunu ve bu bilinci öne çıkarmış Kürt halkını, bu defa Avrupa’da yapılacak olan Newroz kutlamalarına çok kitlesel bir katılımın ve Kürdistan’daki Newroz kutlamalarına layık bir duruşun yaşanmasını umut ediyorum.