MUSTAFA MENGE / HABER MERKEZİ 


Alman doktor Michael Wilk, geçtiğimiz Eylül ayında Reqa’ya gitti. Reqa, Dr. Wilk’in 7’inci Rojava ziyareti. 

Dr. Wilk, şiddetli çatışmalar yaşandığı dönemde Kobanê’de de sağlık hizmeti vermişti. Acil Servis Doktoru olarak yaralıları tedavi eden Wilk aynı zamanda orada bulunan sağlıkçılara da eğitim verdi.

Reqa dönüşü izlenimlerini bizimle paylaşan Dr. Wilk, „Avrupa’daki siyasetin artık Türkiye’ye karşı hassas olmaktan, Türkiye’yi düşünmekten vazgeçip; Rojava’yı desteklemesi çok önemli bir adım olur. Hem insani hem de ekonomik açıdan“ diyor. Dr. Wilk’in gazetemizin sorularına yanıtları şöyle: 


Reqa’da ne kadar kaldınız? Başka kentlere de gittiniz mi? 

Reqa’da yaklaşık üç hafta kaldım. Ayrıca Qamişlo ve Tebqa’da da kaldım ve tabiki başka kentlerden de geçmek zorunda kaldım. Til Temir’de de kaldım. Heyva Sor a Kurd’in oradaki kliniğinin inşasının ilerlemesini görmek için gittim.

Dêrazor’un kuzeyine düşen Eyn Îsa mülteci kampını ziyaret ettim. Dêrazor, DAİŞ’in kontrolu altında olan son büyük kenttir. Orada günde bin mültecinin kenti terk ettiklerini gördük. Fakat zamanımın büyük bir kısmını, yüzde 90’ını, Reqa’da geçirdim. Dönüşte benim şansım vardı ki Güney Kürdistan’dan Almanya’ya geri uçabildim. Çünkü benim içinde bulunduğum uçak Güney Kürdistan’ı terk edebilen son uçak oldu.


Son ziyaretinizden bu yana Rojava’daki insani durum açısından bir gelişme var mı?

Rojava’nın kuzey bölgelerinde, federal sistemin temel oluşturduğu alanda, gelişim yaşandığını söyleyebilirim. Orada yeniden inşaa var. Örneğin klinikler yapılıyor, onarılıyor ve altyapı çalışmaları sürdürülüyor. Eskiden de çalıştığım Serêkaniye’nin eski devlet hastanesi tekrar hizmete açılmış. Reqa, Dêrazor ve Tebqa gibi Arap yerleşim alanları çok kötü durumdalar. Çok fazla yıkım var.


Çatışmaların yaşandığı bir kentte çalışmak zor olmalı...

Merkezin bir kısmı çatışma altında olduğu dönemde ben Reqa’daydım. O zaman buğday silosu ve stadyum halen DAİŞ işgalindeydi. İşimiz çok zordu. Batı tarafından bulunan güvenli noktadan, doğu tarafında bulunan noktaya ulaşmak için 3 saat boyunca kentin etrafında dolaşmak zorundaydık. Çünkü kent içinden bir yolculuk çok teklikeli olabilirdi. Şimdi ise durum tümden değişti ki DAİŞ askeri açından parçalandı/yenildi. Artık aracınız ile kent merkezinden geçebiliyorsunuz. Fakat bu da kısmen mümkün olabiliyor çünkü DAİŞ birçok bölgeye mayın döşemiş. Mayınlar yüzünden bu kente tekrar bir yerleşim ancak aylar sonra mümkün olabilecek. Reqa özgürleşti ama sorunlar asıl şimdi başlıyor, çünkü kent yeniden inşaa edilmeli. Ve özellikle mayınlardan temizleme çok büyük bir sınav olacak. 


Orada yürüttüğünüz çalışmaları da bize anlatabilir misiniz?

Kürt Kızılayı (Heyva Sor a Kurd) çok büyük çalışmalar başardı. Bunu her zaman vurgulamamız gerekiyor. Kent sınırlarında, yani Reqa cephesinin hemen arkasında, iki tıbbi bakım noktası kuruldu. Bunların dışında şimdilik Reqa’da sivil topluma hizmet sunabilecek tıbbi merkez yok. Bu tesislerin varlıkları çok önemli. Birçok ekip görevdeydi ve her hafta bir ekip görev alıyordu. Ardından görevini diğer ekibe devrediyordu. Ben tecrübeli Acil Servis Doktoru olarak sadece yaralıları tedavi etmedim; aynı zamanda orada bulunan sağlıkçılara eğitim verdim. Örneğin; ağır yaralılara nasıl bir bakım sağlanmalı, Polytravmatik bir insana nasıl bakım sağlanmalı, teknik aletler nasıl kullanılmalı veya acil yardım tıbbının lojistiği nelerdir?


Tıbbi tedavilerde yalnız başına mıydınız? 

Hayır. Her travma-istikrar-noktasında benim yanımda bir cerrah, bir hasta bakıcı ve bir acil ambulans çalışanı vardı. Ekip olarak çok iyi çalıştık.


Orada bulunduğunuz sürede sizi en çok etkileyen olay neydi?

Yaşadığım ve beni etkileyen birçok olay vardı. Bana ölüm çok tanıdıktır. Çünkü uzun dönem Acil Servis Doktoru olarak çalışıyorum ve geçen yıl Minbîc’teki o çatışmalara da tanığım. Fakat buna rağmen orada sivil halkın, aralarında çok sayıda çocuğun, kadın ve erkek savaşçıların mayınlara basarak yaralanmaları veya yaşamlarını yitirmeleri beni çok etkiledi. Birinci derecede mayınlardan yaralananların sayısı fazlaydı. İkinci derecede ise kurşunlardan yaralananlardı ve bu da çok vahşiydi. Beni aynı zamanda derinden etkileyen ise QSD savaşçıların bir sabah ölmüş bir anneyi ve çocuklarını getirmeleri oldu. Ve ben sadece o annenin öldüğünü tespit edebildim. Bunlar aslında yaşamak istemediğimiz anlardır.


Avrupa’daki insanlar Rojava’ya nasıl yardım sunabilirler ve en acil ihtiyaçlar nelerdir?

Eğer insanlar Rojava’ya veya Suriye’ye ilgi duyuyorlar ise DAİŞ’in temel sorun olduğunu ve askeri açıdan yok edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Askeri imha elbette çok önemlidir. Fakat Reqa gibi bir kent özgürleştirildiğinde sorunlar işte o zaman başlıyor. Altyapı tümden yok olmuş. Halen DAİŞ’e bağlı olan insanlar var. DAİŞ askeri imha ardından ölmedi, çünkü insanların kafalarında halen yaşıyor. DAİŞ‘in felsefesini yok edip o insanları tekrar kazanmamız gerekiyor. Bu çok uzun sürecek. Okul, hastane, su ve elektrik hatları gibi alt yapı yeniden inşaa edilmeli.

Avrupa’daki siyasetin artık Türkiye’ye karşı hassas olmaktan; Türkiye’yi düşünmekten vazgeçip Rojava’yı destekleyebilmesi çok önemli bir adım olur. Hem insani hem de ekonomik açıdan.

Bireyler maddi bağışlar ile yardım edebilirler. İlaç toplama çok mantıklı bir adım olmaz. Çünkü Güney Kürdistan’da bu ilaçların önemli kısmı çok daha ucuza alınabiliniyor.


1 Kasım Dünya Kobanê Günü yaklaşıyor, bugüne ilişkin bir mesajınız var mı?

Kobanê Günü benim için çok anlamlı. Yaşananları 2014’ten bu yana takip ediyorum. DAİŞ’in gerici, insanlık dışı ve faşist sistemine karşı sosyal devrimci mücadelesi benim de Rojava’da aktif olmamı motive ediyor. Kobanê, direnişin sembolüdür. Kadın ve erkeği eşit gören temel demokratik sistem içerisinde bir harekettir.  




Kobanê Günü hazırlığı



1 Kasım Çarşamba günü Dünya Kobanê Günü, dünyanın birçok kentinde kutlanacak.
Frankfurt’ta da „Suriye’nin demokratik güçlerine teşekkür ediyoruz. YPG/YPJ’nin kadınlarına ve erkeklerine teşekkür ediyoruz. Cinsiyet özgürlüğü, çok etnikli, çok uluslu Ortadoğu için“ şiarıyla Römerberg’de saat 16.30’da miting yapılacak.  Miting programında Sol Parti Milletvekili Dr. Achim Kessler, Dr. Michael Wilk ve Kürt gazeteci Aziz Oğur konuşmacı olarak katılacak. Etkinlik Rojava-Solibündnis Frankfurt (Frankfurt-Rojava Dayanışma Birliği) tarfından organize ediyor.