Padişahlar sancak beylerine ferman yolluyordu: “Yörenizde Alevi olanlar tesbit edilsin. Alevi olduğundan emin olduğunuz kesimlerin defterlerini dürün, şühpeli olanları ülke dışına sürün” diyorlardı. Kuyucu Murat olarak tarihe geçen vezir, ülkeye kuyu açtığı için geçmedi. Alevileri canlı canlı kuyulara doldurduğu için geçti. Yavuz Sultan Selim, onbinlerce Alevinin kanını akıtmıştır. Bugün bile Aleviler çocuklarına Yavuz ismini vermezler, yaraları kanamasın diye. Onun adının gerçtiği yerde lanet okurlar.
Zaman değişti. Köprülerin asltında nice sular aktı. Kala kala, “Misakı sınırlar içerisinde” Anadolu, Türklerin elinde kaldı. O da: Avrupa devletlerini “Komünizm belasından” korumak için emperyalistler tampon devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne onay verdiler.
90 yıllık cumhuriyet tarihinde, pek çok halk (Ermeniler, Keldaniler, Süryaniler ve 30 yıldır bitirilmeyen Kürtler) zarar gördü. Aleviler, Sivas’ta diri diri yakıldı. Dersim’de, Maraş’ta, Ağrı, Koçgiri’de ve Alevinin olduğu her yerde katledildi, göçe zorlandı. Yaraları canlı kalsın diye Dersim’i bombalayan Sabiha Gökçe’nin ismini havaalanına verdiler.
AKP iktidarı geldiği günden bu yana, yapılan iş ve işlemlerden Osmanlı’yı gündemleştirecek argümanlar mevcut. Reklamlarda tesettürlü kadınlar ön planda. Eğitimdeki 4+4+4 eğitim programı. Kuran Kurslarında yaşın aşağıya çekilmesi. Alevi köylerine cami yapılması. Dinayete sayısız kadro ve 5-6 bakanlığın bütçesinden fazla pay ayrılması. Alevi varlığının hepten inkarı. Cemevlerine yasal statü verilmemesi. İstanbul’un turistik mekanlarına cami yaptırılması. Tüm devlet birimlerinde ve yol güzergahlarına mescit yapılması ve yapmak için projelerin oluşturulması.
Başbakan, beyanatlarında “Müslüman bir nesil yetiştireceğiz” demesi. Petrol yasasıyla ilgili eleştirilere cevap verirken: “İki ayaşın çıkardığı yasaya ses çıkarmıyorsunuz. Bizim çıkardığımız dini kaynaklı yasaya karşı çıkıyorsunuz” mealimde yanıt veriyor. Geçen yıl bir konu hakkında görüşünü soran gazetecilere “bunu ulemaya sormak lazım” demişti. Bundan sonra çıkarılacak yasalar dinden refarans alınarak yapılacak, belkide bir “ulema” meclisi kurulacak. Her şey onların denetiminden geçirilecek. “Dinimizce bu yasa caiz mi, değil mi?” görüşü sorulacak.
Ve son olmayacak, yeni yapılacak asma köprüye “Yavuz Sultan Selim” adının verilmesi, kabul edilir bir davranış değildir. Binlerce Alevinin kanını akıtan bir padişahın adının verilmesi ne anlam taşıyor? Alevi her orada geçtiğinde yaraları kanasın, ıstırap çeksin diye. Ülke nüfusunun üçtebirinin Alevi olduğunu bilmiyor mu? Yoksa ilerde yapılacak bir Alevi katliamın habercisi mi? Defterleri mi dürülecek, yoksa ülkeden mi sürülecek? Orasını zaman gösterecek.
Hani, başbakan Kürtlerle bir barış yapıyordu? Kaç aydır anneler ağlamıyor. Sevindirici bir durum. Yoksa sadece, Sünni Kürtlerle mı barış yapılacak? Bildiğimiz kadarıyla PKK’nin merkez karar organı ve gerillanın önemli bir kısmı Alevi çocukları. Yoksa PKK’yi de mi bölmeye çalışıyor? Böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum.
Bence başbakan sadece seçimlere yatırım yapıyor ve bir de günümüzün koşullarına göre Osmanlılaşıyor. Kendi dini sistemini kuruyor. Teşpide hata olmaz; “Ürkütecek katır” kalmadı. Askeri vaseyeti denetimine aldı. Adım adım ilerliyor. Ortamı yakalarsa: sıra müberek Cuma günün tatil olmasında ve neticede Başkentin İstanbul’a taşımasında sıra!!!
elbistanliali@fsmail.net
Sıra İstanbul’un başkent olmasında!