Kongreya Neteweyî ya Kurdistanê (KNK) Eşbaşkanı Nilüfer Koç, Rojava ve Güney Kürdistan’da Kürt güçleri arasında askeri bir birlik oluştuğunu, şimdi bunun Ulusal Kongre ile siyasi alana da taşırılması gerektiğini söyledi. Şengal ve Güney Kürdistan’daki göç edenlerin durumu hakkında da bilgi veren Koç, savaşın yarattığı göç sorunları için ulusal bir göç konferansı önerdi.
KNK Eşbaşkanı Nilüfer Koç’un ANF’de yayınlanan söyleşisini kısaltarak paylaşıyoruz.

Güney Kürdistan’da durum nedir? DAİŞ saldırıları Güney Kürdistan’da ne gibi bir gerçeği ortaya çıkardı?

DAİŞ, Rojava ve Güney Kürdistan parçalarını merkezine koyarak, saldırılarda bulunuyor. Saldırılarla birlikte Güney Kürdistan’da özellikle savunma sisteminde sorunların ne kadar büyük olduğu; Pêşmerge ordusunun olağanüstü bir riski önleme konusunda eğitilmediği DAİŞ saldırılarıyla ortaya çıktı. Pêşmerge ordusu yeniden yapılandırılmakta.
Tehlike ve tehditler devam etmekte, zira ülkenin birçok yerinde çatışmalar devam ediyor. Kerkük, Mexmêr, Şêx Sadik, Celawla, Xaneqîn, Tuzxurmatu, Zumar, Rojava ve Güney sınırı hala riskler altındadır.
Güney Kürdistan’ın henüz aşılmayan ve öncelikle aşması gereken anlayış; “benim parçam, benim partim” ve bunun içerisinde de “ben” gibi siyasi bir şekillenme var. Bu denklem hem içte parçalıyor hem de dışta parçalı bir politikaya yol açtığı için Kürdistan’ı risk altına sokuyor. DAİŞ’in Şengal’e saldırmasıyla birlikte konuyla ilgili ciddi bir iç tartışma açığa çıkmıştır. Toplum artık karar mercilerinin doğru işletilmesini dayatıyor.
Güney’in bu içteki değişim-dönüşüm ve yeniden yapılandırma sorunlarını aşmak açısından da Ulusal Kongre destekleyici bir güç olabilir. Güney açısından stratejik ittifakın Kürt güçleriyle yapılması kaleyi hem içte hem de dışta güçlendirecektir.
Katılımcı ve çoğulcu siyasetle  ülkenin iç dengelerini güçlü tutmak, ardından diplomatik ittifaklar geliştirmek gerekir.

Geçtiğimiz yıl yarım kalan Kürt Ulusal Kongresi çalışmaları şu anda ne durumda?

Tarihimizin en avantajlı dönemini yaşıyoruz. Kimsenin kendisini dayatamayacak kadar bir zorunluluktur, Kürt Ulusal Kongresi. Zaten geçen yıl yürütülen 4 aylık çalışma tüm partileri kendi gerçeğiyle yüzleştirdi. Aynı zamanda bir beklentiyi de açığa çıkardı ve Kürt siyaseti üzerinde ciddi bir basınç oluşturmaya başladı. DAİŞ saldırılarıyla birlikte bu basınç daha da artmış durumda. Özellikle savunma alanında tek başına hareket edilemeyeceği gerçeğinden yola çıkarak, bu husus aciliyetini koruyor. Şu anda zaten birçok alanda ortak hareket ediliyor. Şengal, Kerkük, Mexmûr, Xaneqîn, Celawla, Rojava-Güney sınır hattı, işte en son Kobanê’de askeri alanda bir birlik oluştu. Bu, toplumda bir öz güven oluşturdu. Kürdistan’ın genelinde ortak bir ruh yarattı. Şu anda bunu siyaseten isimlendirmeye ihtiyaç var. Bu da Ulusal Kongre’nin işi olacaktır. Yani ortak bir savunma stratejisini geliştirmek. Yine dünyanın gözü Kürdistan’da. Kürtlerin Ulusal Kongre’yle elde edeceği sonuçlar ve kararlar için uluslararası algı alabildiğine açıktır. Bu nedenle acil toplanmasına ihtiyaç var.

Şu anda somut bir çalışma var mı?

Kobane’ye Pêşmerge gönderme kararının Güney Kürdistan Meclisi tarafından alınması önemliydi. Yine iki yıldır sorunlu olan Rojava’ya yaklaşım konusunda Meclis olumlu bir çerçeve koydu. Kongre çalışmasını en çok zorlayan Rojava’daki yaşanan parçalanmışlıktı. Duhok Anlaşması‘nda bu konuda önemli bir diyalog zemini doğdu. Esasında ulusal birliğe dönük çalışmalar hiç durmadı. Şu anda da geçen yılın hatalarının tekrarlanmaması için görüşmeler var.
 
Uluslararası alanda algı nasıl?

DAİŞ Kürdistan’da merkezileşmek isteyen küresel bir tehdit durumunda. Görüldü ki, bu tehdidi aşabilecek tek güç Kürtler. Şimdi Kürtler, Ortadoğu ve küresel siyasette ulusal bir vizyonla ortak olmak durumundadır. Bu da Ulusal Kongre ile ifade edilecektir. Geçen yılki kongre çalışmasında dış kamuoyunun negatif yaklaşımı günümüzde tamamen değişmiştir. Şimdiye kadar Kürt birliğini tehdit unsunu olarak gören ve algılayanlar bugün diyor ki, YPG/YPJ’nin DAİŞ’e karşı direnişi bir umut yarattı. Pêşmerge ve gerillanın ortaklığı yani Kürt birliği rahatlatıyor. Çünkü Ortadoğu’da DAİŞ ile mücadele eden tek güç Kürtler. Onun için hem halkımız hem de dış güçler güçlü bir Kürt birliği istiyor. DAİŞ’i tehdit unsuru olarak gören bütün ülkeler bunu istiyor. Bir tek Türkiye istemiyor.

Tüm dünyada büyük bir ilgi uyandıran YPJ’nin mücadelesi Güney Kürdistan’da nasıl karşılanıyor?

YPJ mücadelesi artık Kürdistan’ı da aşan bir durumdadır. İran’da ve Afganistan’da bile kadınlar, yaptıkları yürüyüşlerde YPJ’li kadınların posterlerini taşıdı. Bu da gösteriyor ki YPJ artık erkek egemenliğine karşı bir sembol olmuştur. Güney Kürdistan’da da durum bundan farklı değil. DAİŞ terörüne karşı YPJ’nin destansı mücadelesi Güney Kürdistan’daki kadınlarda da bir öz güven yarattı. Şuanda birçok kadın topraklarını savunmak için öz savunma kurslarını talep etmektedir.  Yine kadının daha çok siyasette yer almasını istiyor.


Şengal’de durum nedir?
 Savaşın en temel sonucu göç sorunudur. Şu anda Güney Kürdistan’da bu savaştan dolayı 1,5 milyondan fazla bir iç göç var.
Şengal’de şu anda 15 bin sivil insan var. Karadan yardımlar ulaştırılamıyor. Kış sürecidir. Yeteri gıda ve barınma imkânları bulunmamakta. Duhok’a 200 binden fazla Rojavalı ve Şengalli göç etmiş durumda.
Duhok, Zaxo gibi kamplarda ciddi sorunlar var. Gıda, barınma, sağlık, gibi sorunlar var. Bir de kışın gelişiyle birlikte ciddi barınma ve giyecek sorunları söz konusu. Aynı sorunlar Rojava’daki kamplarda da var.

Göçün açtığı sorunlar ciddi. Evet, Güney Kürdistan Hükümeti’nin çabaları var. Halkta da büyük bir dayanışma var. Ama sorunlar giderilemiyor. Çünkü alt yapı buna uygun değil. Göç sorununu önleme konusunda öncelikle Kuzey, Güney ve Rojava arasında ulusal göç sorunlarını çözebilecek bir konferansa ihtiyaç var.


ALİ GÜLER/ANF/BRÜKSEL