HDP Şırnak milletvekilleri Faysal Sarıyıldız, Leyla Birlik, Aycan İrmez ve Ferhat Encü, Silopi’deki devlet terörüne ilişkin hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı.

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ve AKP hükümetinin kutuplaştırıcı siyaset üzerinden oy devşirme stratejisinin bedelini, toplumun tümünün ağır bir şekilde ödediğine dikkat çekilen raporda, Başbakanlık Koordinasyon Merkezi’nin, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında 31 Temmuz Cuma günü 30 ilden gelen mülki ve idari erkan ile yaptığı toplantının ardından Kürdistan kentlerinde devlet şiddetinin arttığına dikkat çekildi. 


6 sivil hayatını kaybetti

Bu stratejinin hayata geçirilmesinde pilot bölge olarak Şırnak’ın seçildiğine dikkat çeken HDP’li vekiller, 7 Ağustos’ta Silopi’de kar maskeli özel harekat timlerinin yüzlerce polis eşliğinde, zırhlı araçlarla mahallere operasyon düzenlediği, sivilleri keskin nişancılar ile hedef aldığı, hastane önünde yaralıların infaz edildiği, ağır işkenceler uygulandığı hatırlatıldı. Raporda, “Son günlerde Şırnak ve ilçelerine dönük devletin başlatmış olduğu sindirme harekâtı neticesinde 6 sivil hayatını kaybetmiş, onlarca kişi de vücutlarına isabet eden kurşun ve gaz bombaları ile ağır yaralanmıştır. Olaylar esnasında ve hemen sonrasında PKK’nin polise dönük yaptığı saldırılarda da 6 polis ve özel harekât timi hayatını kaybetmiştir” bilgisine yer verildi.


Sorumlu AKP hükümetidir

“Cizre ve Silopi’de belirli mahallelere dönük yapılan polis baskınlarının daha önceden planlandığı ve Başbakanın masasında açıkça tartışıldığı ortadadır. Dolayısı ile Silopi ve Cizre’de yaşanan sivil can kayıplarının birinci dereceden faili geçici AKP hükümetidir” denilen raporda, neden Şırnak’ın seçildiğine ilişkin şu tespitler yer aldı:


Neden Şırnak?

“Kürtler için büyük toplumsal altüst oluşlara neden olan 1990’lı yıllarda devletin en çok zulmüne uğrayan, adı toplu ölümler ve faili meçhul cinayetler ile anılan Şırnak, sürekli devlet tasallutunun kıskacı altına alınmıştır. Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren Kürt siyasal hareketinin kitleselleştiği ve devletin inkâr politikalarına karşı sürekli reaksiyoner olan Şırnak, bu nedenle her daim iktidarların hedefi haline gelmiştir. 

Şırnak’ta değişmeyen tek şey devlet şiddetinin devamlılığıdır. Roboskî’de planlı bir şekilde emir komuta zinciri içinde uygulanan katliamdan sonra söz konusu bölge adeta ablukaya alınmış; halkın can, mal güvenliği ortadan kaldırılmış; baskı, şiddet, suiistimaller ile halkın iradesi kırılmaya zorlanmıştır. Şırnak’ta sadece son 8 yılda biri bebek, 26’sı çocuk toplam 53 sivil yurttaş kolluk güçlerinin attığı gerçek mermi, gaz fişeği, uçak saldırısı ve gördüğü işkence ile yaşamını yitirmiştir. Yaşamını yitiren 53 kişi ile ilgili görülen soruşturma ve davaların neredeyse tümü takipsizlikle sonuçlanmış, failler aklanmıştır.

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ‘Özel politika uygulayacağız’ dediği Şırnak, yine diğer illere oranla siyasi soykırım operasyonlarına en fazla maruz kalan kent oldu. 14 Nisan 2009’an itibaren başlayan ‘KCK’ operasyonlarında Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız (2011 yılında cezaevinden milletvekili seçildiler), 6 belediye başkanı, 21 belediye meclis üyesi, 5 il genel meclis üyesi başta olmak üzere 500’ü aşkın kişi ‘KCK’ operasyonları kapsamında tutuklanırken, kentte neredeyse seçilmiş temsilci kalmadı.”


Silopi’de neler yaşandı? 

Raporda, Silopi’de yaşananlar ve tespit edilenler şu şekilde anlatıldı: “Polis baskınında 58 yaşındaki itfaiye çalışanı Hamdin Olaş, ateşe verilen evini söndürmek isterken keskin nişancılar tarafından kolundan vuruldu. Yaralanan Olaş, araçla götürüldüğü Silopi Devlet Hastanesi’nin kapısında polis tarafından taranarak katledilmiştir. Celal Kanat (50) da Olaş’ı hastaneye götürürken aracın taranması sonucu yaralandı. Celal Kanat daha sonra Silopi Devlet Hastanesi’nden Şırnak Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiştir. 17 yaşındaki Mehmet Hıdır Tanboğa isimli genç de polisin açtığı ateş sonucu yaralandı. Yaralı halde hastaneye getirilen Tanboğa, hastaneye yakın bir sokakta, eczane önünde getirildiği aracın içinde polisin açtığı ateş sonucu infaz edildi. Aracın içinde bulunanlar ise gözaltına alındı.

Öğlen saatlerine doğru daha da şiddetlenen olaylarda polis 5 kişiyi daha yaralarken göğsünden vurulan 27 yaşındaki 3 çocuk babası Kamuran Bilin de yaşamını yitirmiştir. 

Yaralıları ziyaret eden İHD Şırnak Şube üyeleri, hastaneye getirildikleri sırada yaralıların polisler tarafından darp edildiğini aktarmıştır. Yaralılardan, Hasan Aşula’yı hastanede darp eden polisler, ‘Sizler teröristsiniz, kökünüzü kazıyacağız’ şeklindeki sözler ile hakaret etmiştir.

Polis doktorlara ve sağlık emekçilerine baskı uygulayıp yaralılara müdahale edilmesine engel olmuştur. Aynı zamanda hastanede sağlık emekçileri de silahla tehdit edilmiştir.  O gün acil bölümde nöbetçi olan Doktor Serdar Acar’ın başına silah dayayan polisler, yaralı polislerin tedavileri için Acar’ı  çatışma alanına götürmek istemiştir. Yaşanan olaylar ile hiçbir ilgisi olmadığı halde 9 kişiyi gözaltına alan polis, gözaltı esnasında yurttaşlara ağır işkence ve hakaretlerde bulunmuştur.  Çıkan olaylar sonrası gözaltına alınan bir gencin makatına silah sokan polisler, gence ağır işkenceler uygulamıştır.”


Talepler

Raporun sonuç bölümünde, Parlamento’nun bir an önce toplanması, zaman kaybetmeksizin çözüm ve müzakere sürecinin temel siyasal aktörlerinden biri olan Kürt Halk Önderi Öcalan’ın koşullarının müzakereleri yürütecek şekilde iyileştirilmesi, siyasi ve askeri operasyonların durdurulması, sivil insanlara dönük infaz ve saldırılara son verilmesi, devlet güçleri tarafından yapılan sivil infazlar ve diğer hak ihlallerinin Meclis’in ve sivil toplum örgütlerinin de içerisinde olduğu bir komisyon tarafından araştırılarak sorumluların yargı önüne çıkarılması istendi. 


 ŞIRNAK




İHD ve TİHV heyeti de açıkladı


İHD ve TİHV heyeti Silopi raporunu açıkladı. Raporda, sivil halkın polis tarafından hedef alındığına ve katledildiğine dikkat çekilerek, savaş konseptinin uygulandığı vurgulandı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV), Şırnak’ın Silopi ilçesindeki devlet terörüne ilişkin oluşturduğu heyet incelemelerini tamamladı. Heyet incelemeler sonucunda hazırladıkları raporu İHD Amed Şubesi’nde bir basın açıklamasıyla duyurdu. 

İHD Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici tarafından okunan raporda heyet, Zap mahallesindeki operasyonun ve mahallede yakılan evlere dair ayrıntılarına yer verdi. Hastane önünde ve mahallede gözaltına alınanların darp edildiği, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirten insan hakları heyeti, “başlayan çatışmalı süreç ile birlikte Kürdistan’da yeni bir konseptin devreye sokulduğu, güvenlik güçlerinin Silopi’de yaşattığı hak ihlallerinin de bu konseptten ayrı olmadığı kanaatindedir” tespitinde bulundu. 


Etkin soruşturma başlatılmalı

İHD Bölge Temsilcisi Abdusselam İnceören de, saldırıya ilişkin etkin bir soruşturma başlatılmasını talep ederek, özellikle yargısız infaz iddialarına ilişkin Silopi Devlet Hastanesi kamera kayıtlarının soruşturma dosyasına alınasını istedi. 

Raporda, “İşkence mağdurlarının beyanında adı geçen ‘Sultan’ lakaplı emniyet mensubu başta olmak üzere, olaylar sırasında sivil yurttaşlara yönelik silahlı saldırı ve işkence-kötü muamele uygulamalarında bulunan güvenlik güçlerine mensup kişilerin tespiti ile haklarında soruşturma başlatılmalı ve soruşturma süreci boyunca görevlerinden el çektirilmelidir” denildi. 

Heyet hak ihlallerinin çatışmalı süreçle arttığının da altını çizerek, “geçici hükümeti güvenlik politikalarından bir an önce vazgeçmeye ve yeniden çatışmazsızlığın sağlanıp, taraflara diyalog ve müzakereye dönülmesi” çağrısında bulundu. 


 AMED