
Şirnex’te “operasyon bitti” açıklamasına rağmen devam eden kuşatma ve yıkım 132. gününde. Yasak kaldırılmıyor, çünkü çok sayıda iş makinesiyle yıkım sürüyor.
HDP Şirnex Milletvekilli Aycan İrmez’in paylaştığı fotoğraf, kent merkezindeki yıkımı gözler önüne seriyor. Paylaşılan fotoğraf karesinde yan yana bulunan 7 iş makinesinin dur durak bilmeden yıkımı sürdürdüğü ve kenti saran toz bulutu görülüyor. Kentin çevresine kurdukları çadırlarda yasağın kaldırılacağı günü bekleyen Şirnexliler ise kaygılı gözlerle olup bitenleri izlemekle yetiniyor.
HDP İl Eşbaşkanı Sekvan Kılınç, sokağa çıkma yasaklarıyla başlayan süreçte Türkiye kentlerinden ses çıkmadığını anımsatarak, “Bugün alınan karaların hiçbiri, burada yaşananlardan bağımsız değildir diye düşünüyorum. Türkiye’nin bir ili 132 gündür ‘hendek’ bahane edilerek yasaklanmış durumda. İşte bu kadar büyük bir olaya bile yeterince insanlar sesini çıkarmadı. Şirnex ve ilçelerinde yaşanan hukuksuz uygulamalar Türkiye’yi bu noktaya getirdi” dedi.
‘Aylardır OHAL yaşanıyor’
OHAL kararının kent genelinde uzun zamandır uygulandığına dikkat çeken HDP Silopiya İlçe Eşbaşkanı Aycan Azma da sıkıyönetim uygulamaları devam ettiği için herkesi birlik olmaya çağırdı. Birkaç saatlik darbe girişiminin ne tarz sonuçlara yol açabileceğini herkesin gördüğünü dile getiren Azma, “Oysa yıllardır Kürdistan halkı bunları birebir yaşıyordu. Şirnex’te Hacı Lokman Birlik’in bedeni panzerin arkasında sürüklendiği, Taybet İnan’ın cenazesinin 7 gün sokak ortasında bekletildiği süreçte, bütün halklar tek bir yürekle tepki gösterseydi bu sonuçlar ortaya çıkmazdı“ diye konuştu.
6 mahallede kaldırılmadı
Daha önce 7 kez “sokağa çıkma yasağı“ ilan edilen Mêrdîn’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde, en son 14 Mart günü ilan edilen yasak kısmi olarak kaldırıldı. Mardin Valiliği sitesinde yapılan açıklama yasağın kaldırıldığı duyuruldu: “İlimiz Nusaybin ilçesinde 14 Mart 2016 saat 00.00 itibariyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Yeni Turan Mahallesi, Yeşil Kent Mahallesi, Mor Yakup Mahallesi, 8 Mart Mahallesi, Gırnavas Mahallesi, Devrim Mahallesi, Selahaddin Eyyubi Mahallesi, Çatalözü Mahallesi, İpekyolu Mahallesi ve Barış Mahallesi’nde ise ilan edilen sokağa çıkma yasağı 25 Temmuz 2016 Pazartesi günü saat 14.00 itibariyle kaldırılmıştır. Ancak bu mahallelerde 30 gün süreyle akşam 21.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı devam edecektir.
Abdulkadir Paşa Mahallesi, Fırat Mahallesi, Dicle Mahallesi, Yenişehir Mahallesi, Zeynel Abidin Mahallesi ve Kışla Mahallesi’nde ilan edilen sokağa çıkma yasağı ikinci bir emre kadar devam edecektir.”
Enkazın üstüne çadır kurarım
Nisêbîn’den Qoser’e göç eden Alp ve Ercan aileleri gibi birçok aile, mahalleler etrafına çekilen tel örgülerle evlerine dönmeleri engelleniyor. Nisêbîn’in Dicle Mahalles’inden Qoser’e göç eden Veysi Alp (60), evini görmek için Nisêbîn’e gittiğini ifade etti. Alp, evlerinin etrafında tel örgülerin çekildiğini belirterek, evinin polis ve askerler tarafından mevzi olarak kullanıldığını söyledi. Alp, “Keşke tüm evler gitseydi de bu kadar ölüm olmasaydı. Evimizi geri getirebiliriz ama o gençleri geri getiremeyiz” dedi.
Devletin Kürt halkını topraklarından koparmak istediğini söyleyen Alp, kendi topraklarından ne olursa olsun vazgeçmeyeceklerini kaydetti. Devam eden yasağa tepki gösteren Alp, “Bana izin verseler buradan Nisêbîn’e yürüyerek giderim. Evim yıkılsa bile üstüne çadır kurar otururum” diye konuştu.
Nisêbîn’de farklı zamanlarda ilan edilen 7 yasakta evlerinden çıkmayarak direndiklerini belirten 6 çocuk annesi Fatma Ercan (45) ise devlete olan tepkisini şöyle dile getirdi: “Devlet tank, topuyla ve DAİŞ’e benzeyen adamlarıyla geldi. Devlet ev bırakmadı. Eşyalarımızla birlikte yaktı emeklerimizi.”
Ercan, geri dönüş için Nisêbîn’e gittiklerinde evlerinin dümdüz enkazıyla karşılaştıklarını ifade etti: “Evimiz yıkılmış, etrafını tel örgülerle sarmışlar. Kimsenin yaklaşmasına dahi izin vermiyorlar. Kendi evimize bakamıyoruz artık. Kirada da otursak Nisêbîn’e geri döneceğiz ve ilçemizi yeniden inşa edeceğiz.”
Savaş suçundan da yargılansınlar
Darbe girişimin ardından gözaltına alınan komuta düzeyindeki yüzlerce asker, hükümetten aldığı talimatla Kürdistan’daki soykırım saldırıları sürecini yönetti. Kürdistan’daki soykırım saldırılarının ardından ana akım medya tarafından “kahraman” ilan edilen komuta kademesindeki yüzlerce asker tutuklanırken, tutuklamalar akıllara, “Hükümet talimatıyla savaş suçuna da bulaşan askerler bu suçtan da yargılanacak mı?” sorusunu getirdi. Tutuklanan darbeci komutanların Kürdistan’da ağır savaş suçu işlediklerini belirten Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) üyesi Avukat Cemal Demir, komutanların Kürdistan’da işledikleri suçun darbeden daha büyük ve kapsamlı olduğuna vurgu yaptı.
Ergenekoncular aklandı!
Dikkat çeken konunun darbeci komutanların yargılanma sürecine Kürdistan’daki katliam ve yıkımın da dahil edilip edilmeyeceği olduğunu kaydeden Demir, şunları aktardı: “Yakın geçmişte benzer olaya tanık olduk. Ergenekon ve Balyoz davasında yargılanan kişilerin profiline ve görev biçimlerine baktığımızda hemen hemen birçoğu bölgede 90’lı yıllardan itibaren devam eden savaşta çok ciddi katliam, infazlara, ‘faili meçhul’lere ve vahşetlere imza atmıştır. Bu dosyalar hiçbir şekilde Ergenekon ve Balyoz dosyasında yargılanmaya dönüşmedi. Mağdur olan kişilerin Ergenekon ve Balyoz davalarına müdahil talepleri reddedildi.”
Suçlar daha kapsamlıdır
Darbeci komutanların AKP iktidarına karşı darbe girişiminde bulundukları için yargılanacaklarını ancak Kürdistan’da işlenen suçların üzerinin kapatılacağını belirten Av. Demir, “Aslında bunlar insanlığa karşı suçlardır. Darbe girişiminden çok daha kapsamlı suçlardır. Yapılması gereken Kürt illerindeki bu vahşet ve katliamların ayrı bir dosya biçiminde yargılamaya dönüşmesi. Beklentimiz bu yöndedir” şeklinde konuştu.
ŞIRNAK/MARDİN