15 Temmuz darbe girişimi üzerindeki sisler yavaş yavaş dağılmaya başlıyor. Darbe girişiminin ilk günlerinde “darbe tek adam diktatörlüğü için Erdoğan’ın yaptığı bir plandır” görüşü ofsayta düştü. Darbe girişimindeki can kaybı ve tahribatın boyutu, böylesine bir kalkışmanın Erdoğan denetiminde olamayacağına ortaya çıkardı.
Erdoğan’ın, MİT’in, G.Kurmaylığın ordu içerisindeki cemaat örgütlenmesinden haberleri vardı. Darbe girişimi olgunlaşmadan darbecilere erken doğum yaptırdılar. Tıpkı 1925 Kürt Milli Hareketine ve Kürt Özgürlük Hareketinin “Sivil Savunma Birliklerine YPS” erken doğum yaptırdıkları gibi.
Cemaat Türk Silahlı Kuvvetlerinin kılcal damarlarına girmiştir. G.Kurmay Personal Dairesi Başkanı, C.Başkanlığı Yaverleri, Kuvvet komutanlarının en yakınındaki rütbeliler, G.Kurmay Karargahı Darbeci Cemaat mensuplarınca doldurulmuştur. Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ün şimdilerde istifa etmiş bulunan Muharip Hava Kuvvet ve Hava Füze savunma Komutanı Mehmet Şanver ile yaptığı söyleşi Cemaatin ordu içerisinde nasıl örgütlendiğinin önemli belgelerinden birisidir. Mehmet Şanver’in anlatımına göre G.Kurmay Başkanı ile cemaat örgütlenmesi üzerine makamında yaptıkları söyleşide not alan Personel Daire Başkanı darbecilerin arasındadır. O gün aldığı notları cemaatçı general arkadaşlarına iletiyor. Askeri Şura’da tasfiye edileceklerini anlayan darbeciler Askeri Şur’a toplantısı öncesi harekete geçiyorlar. Yani erken doğum!
Türkiye uzun zamandan beridir darbe sürecine girmişti. 2014 Ekiminde Kürt Özgürlük Hareketini çökertme kararı Türkiye’nin demokratikleşmesine karşı darbe idi. 7 Haziran seçim sonuşlarını kabul etmeme darbe idi. Diyarbekir, Suruç, Ankara, İstanbul’da patlatılan bombalar darbenin ayak sesleri idi. AKP’nin Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollardan çözmeyi zamana yayması, Kürdistan şehirlerini yerle bir etmesi darbeye zemin hazırlıyordu. AKP’nin yönetimi darbenin gelişmesine olanak sağlıyordu. Nitekim Kürdistan şehirlerini yerle bir eden ordu komutanı, kolordu komutanı, tugay ve tümen komutanı generallerin ve alt komuta kademelerinin gözaltına alınması, tutuklanması geliyorum diyen darbenin kaldırım taşlarıdır.
Türkiye bugün sivil bir darbe ile karşı, karşıyadır. OHAL ilan edilmiş, sayıları ellibinin üzerindeki kamu çalışanları görevlerinden alınmış, kuvvet komutanlıkları kanun hükmündeki kararnamelerle milli savunma bakanlığına, jandarma ve sahil güvenlik ise İçişleri bakanlığına bağlanmış, Genel Kurmay ve MİT’in C.Başkanlığına bağlanması sıradadır. Darbe girişimi sivil darbenin çimentosu olmuştur.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Josep Votel’in ”Aspen Güvenlik Formunda” (aspen Security Forum in Aspen’in Colorado’daki toplantısında) yaptıkları ve “IŞİD ile mücadelemizde birlikte hareket ettiğimiz komutanların tutuklanması terörizme karşı mücadelemizi zayıflatmaktır” mealindeki konuşmaları iktidar ve havuz medyası tarafından darbenin arkasında ABD var tezini işlemelerine neden olmuştur. ABD’li istihbarat şefi ve komutanların açıklamaları Kürdistan’daki katliamlara ABD ve Batı’nın neden sesiz kaldığınıda güm ışığına çıkartıyor.
Darbelerden(ister askeri, istersede sivil olsun) Kürtlerin hiç bir yararı yoktur. Ha Ali Veli, ha Veli Ali ya da ha Ali ha Ker Ali. Sayın Öcalan ile 16 aydır görüşme yapılamıyor. İmralı dış güvenlik sorumlusu Bursa Jandarma Komutanı darbecilerle ilişkisi nedeniyle tutuklandı. Öcalan’ın yaşamı konusundaki bilgi kirliliği sivil idare döneminde de vardı, darbeciler başarılı olsalardı belkide hayatta olmazdı. ‘Benim katilim birbuçuk kilometre ötemdedir’ lafı boşuna söylenmedi. Yazacak çok şey var. Önümüzdeki hafta devam ederiz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 3 Ağustos 2014'te Şengal IŞİD çetesinin saldırısına uğradı. Binlerce Kürt Êzîdî şehit olurken, IŞİD çeteleri binlerce Kürt kadınını esir aldı. HPG ve YPG gerillaları açtıkları güvenlik koridoruyla katliamın boyutlanmasını engelledi.
* HÎK yöneticisi ve kurucularından Melle Muhyettin Taştekin 3 Ağustos 1993’te Muş Anzar Köyü'nde kontralar tarafından şehit edildi.
* Sömürgeci Suriye rejimi 5 Ağustos 1960 ta PDK-S yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 5 bin Kürt'ü tutukladı. Bunların arasında Dr.Nurettin Zaza ve Osman Sebri de vardı.
* PKK 6. Konferansı 5 Ağustos 2001’de başladı, 22 Ağustos’ta sona erdi.
* 6 Ağustos 1992'de Kürt gazeteci Burhan Karadeniz gazeteye giderken uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandı. Burhan ömrünün sonuna kadar tekerlekli sandalyede yaşadı.