
DBP kongresinde demokratik özerkliğin tüm Türkiye için bir ihtiyaç olduğu belirtilerek, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'a halkın talebine kulak ver çağrısı yapıldı. DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle Öcalan'ın şu kritik uyarısını da aktardı: "Eğer işler kontrolden çıkarsa onların sonu ne Özal gibi zehirlenme ile gider ne de Menderes gibi darbe ile. Sonu Kaddafi gibi sokak ortasında linç edilmek olur."
Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP) 3. Olağanüstü Kongresi dün Ankara'da toplandı. Kongreye, DTK ve HDP'den çok sayıda konuk katıldı. Tüzük ve programda değişikliğe gidilecek kongreye bu kez sadece delegeler katıldı. Artan siyasi soykırım operasyonları yaklaşık 800 delegenin katılımının planlandığı kongreye de yansıdı. Tutuklanan Silvan, Sur ve Hakkari Belediye eşbaşkanları kongreye katılamazken, delege olan çok sayıda belediye meclis üyesi de tutuklu bulunduğu için kongrede yer alamadı.
Yüksek: Halkın taleplerine kulak ver
DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, zamanın demokrasi ve özgürlük zamanı olduğunu belirterek, "Bunu doğru okuyan rejimler varlığını sürdürür. Bunu yapamayanlar, Libya, Suriye, Irak'ta olduğu gibi aşınmak zorundadır" dedi. "Erdoğan'ın başlattığı savaş ulus devlet modelini korumaya yöneliktir" diyen Yüksek, şöyle konuştu: "Ortadoğu halkları demokrasi ve özgürlük isterken Erdoğan, Kaddafiye, Esad'a 'değiş, dönüş halkına kulak ver' diyordu. Bizde aynı şekilde Erdoğan'a sesleniyoruz: Halkın taleplerine kulak ver. Halkın taleplerine doğru yanıt vermezseniz, sonunuz o seslendiğiniz tiranlardan farklı olmayacaktır. Sonunuz Kaddafi, Esad ve Mübarek gibi olur.
Yüzlerce yıl savaşmalı mıyız?
Gelin Türkiye'nin rejimini tartışalım ve dönüştürelim. Bu sadece Kürtlerin talebi değildir. 80 milyonluk ülke sadece Ankara'dan yönetilemez. Demokratikleşmelidir bu sistem. Avrupa ülkelerine bakın, 400 yıl savaştılar iki dünya savaşı verdiler. Geldikleri nokta ademi merkeziyetçi demokrasidir. Bizim de yüzlerce yıl savaşmamıza gerek var mı? Biz Kürtler istiyoruz diye bunu terörize ediyor. Yerinden yönetim Diyarbakır, Hakkari için ne kadar gerekliyse, İzmir ve İstanbul içinde o kadar gereklidir."
Direnirsek özgürleşeceğiz
Varto, Silvan, Lice gibi ilçelerde devlet tarafından gerçekleştirilen katliamlara işaret eden Yüksek, "Evlerinizi terk etmeyin. Direnin, bu son saldırıdır. Buna karşı direnirsek özgürleşeceğiz. Silvan'da günlerce bekleyen anaları buradan selamlıyorum, ellerinden öpüyorum. Kendinizi savunmak tuttuğunuz sopalar onların tanklarından, toplarından çok daha güçlüdür" dedi.
Yeniden masaya oturun
Sorunların çözümünün tamamının yolunun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yeniden masaya oturmak olduğunu belirten Yüksek, "Sayın Öcalan ile yeniden masaya oturarak müzakereleri daha üst bir aşamadan yürüteceksiniz" diye konuştu. Türkiye toplumunun da savaş istemediğini vurgulayan Yüksek, kimi komutanların "Bu bir vatan savaşı değil ben Erdoğan için savaşmak istemiyorum" diyerek istifa ettiğini aktararak, "Son bir hafta içinde birkaç ilde firar eden asker sayısı 200'dür" dedi.
Yargılanması gereken Erdoğan
DBP'li belediye eşbaşkanlarının 'anayasayı değiştirmek' suçlamasıyla tutuklandığını ifade eden Yüksek, "Anayasanın anasını siz ağlattınız" diyerek Erdoğan'a seslendi: "Daha dün anayasayı değiştirdim diyen sen değil miydin? Eğer bir anayasa değiştirme suçu varsa sana aittir ve bunun için yargılanacaksın. Kürt halkının vicdanında yargılandınız ve mahkum oldunuz, Kürt halkı sizi asla affetmeyecektir."
Ayna: Özerkliğin yanındayız
DBP Eşbaşkanı Emine Ayna, Türkiye'yi demokratikleştirme kongresini gerçekleştirdiklerini belirtti. Türkiye'deki yönetim modelinin "faşizm" olduğunu dile getiren Ayna, buna karşı savundukları modelin "demokratik özerklik" olduğunu söyledi. Öz yönetim ilanlarına işaret ederek, "Oradaki halk, 'Ben devleti tanımıyorum' demiyor, 'Bu yönetimi kabul etmiyorum' diyor" diyen Ayna, demokratik özerkliğin DBP siyasetinin merkezi olduğunu belirterek, "Bu taleplerin her zaman yanında olacağız" dedi.
Dicle: Çift taraflı çatışmasızlık
DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ise halklara karşı korkunç bir savaş konsepti başlatıldığını belirterek, "Sayın Öcalan Ortadoğu'daki alevlerin bizi de içine almaması ve bunların Türkiye'ye yansımaması için çok büyük çabalar sarf etti. Ama 3 yıllık bu emek ve çabaya büyük bir saldırı ile karşılık verildi" dedi. Kürt özgürlük hareketinin başlatılan savaşa karşı "meşru savaş" ile karşılık verdiğinin altını çizen Dicle, DTK'nin olağanüstü kongresinin "Türkiye ve Kürdistan coğrafyasının Ortadoğu savaşına düşmeden tahkim edilmiş ve çift taraflı çatışmasızlığın" devreye girmesi çağrısı yaptığını kaydetti.
Öcalan uyardı: Sonun Kaddafi gibi olur
Müzakere koşullarına da dikkat çeken Dicle, "Bu kez müzakerelerin Sayın Öcalan'ın özgürlük koşulları" yaratılarak başlatılması gerektiğini belirterek, "Bu savaş sadece toplumu değil, aksi taktirde bu savaş konseptinin sahiplerini de yakacaktır" uyarısında bulundu. Dicle, Öcalan'ın daha önce kendileri ile yaptığı görüşmede, "Bu ordu NATO ordusudur" dediğini ve AKP'nin orduya fazla güvenmemesi gerektiğini aktardığını belirterek, "Eğer bu işler kontrolden çıkarsa onların sonu ne Özal gibi zehirlenme ile gider ne de Menderes gibi darbe ile. Sonu Kaddafi gibi sokak ortasında linç edilmek olur" uyarısında bulunduğunu söyledi.
DBP ile omuz omuza
Erdoğan'ın başlattığı başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen "İstenilen şey Osmanlı bozması bir diktatörlüktür, Kürt halkı bunu kabul edemez" diyen Dicle, Türkiye'de mutlaka ademi merkeziyetçi bir demokratik sistemin kurulması gerektiğini belirtti. Dicle, DBP ile Kürdistan'da omuz omuza mücadele edeceklerini söyledi.
Tuncel: Sonuna kadar direniş
HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, DBP'ye yönelik gerçekleştirilen her türlü saldırıyı kendilerine yapılmış saydıklarının altını çizerek, "Belediye başkanlarımızı silahlı kalkışma gerekçesiyle tutuklamışlar. Halk iradesine yönelik bu saygısızlığı kabul etmemiz mümkün değil. Bu saldırılarla bizi yıldıracaklarını sanıyorlar geçmişe gitmenize gerek yok. KCK ile 10 bin kişiyi tutukladınız ne oldu? Halk gitti belediyelere el koydu oraları yönetti" dedi. Tuncel, "Masayı devirenler, halkın iradesini yok sayanlardır. Onlar sonuna kadar savaş diyor, bizde diyoruz ki sonuna kadar direniş" ifadelerini kullandı.
Bilgen: Barış için son model
Öz yönetimin partileri için yeniden tartışılmayacak netlikte bir konu olduğunu vurgulayan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, "Öz yönetim talep edenlere yönelik düşmanlaştırma, infazları devreye sokanlara bunun Türkiye barışı için son model olduğunu hatırlatıyoruz" dedi. AKP hükümetinin savaşmakta ısrar ettiğini vurgulayan Bilgen, "Savaş tezkeresini yangından mal kaçırır gibi genel kurula getirmek isteyenlere hodri meydan diyoruz. Şehit olmak bir irade işidir. Halkın vatanseverliğinden şüphe etmiyorsanız, savaş tezkeresini zorunlu askerliği kaldıran bir düzenleme ile getirin. İsteyen bakanınız şehit olsun isteyen gazi isteyen niyazi olsun" diye konuştu.
DİHA/ANKARA
Yeniden eşbaşkanlar
DBP kongresi yapılan oylamayla sona erdi. Demokratik özerklik talebinin damgasını vurduğu kongrede, Emine Ayna ve Kamuran Yüksek yeniden eşkanlığa seçildi. Kongrede Parti Meclisi (PM) listesi de büyük oranda yenilendi.
Demokratik sosyalist parti
Kongreyle DBP, program ve tüzüğünde ciddi değişikliklere gitti. Kendisini "Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasına dayanan demokratik sosyalist bir Parti" olarak tanımlayan DBP, böylece Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın toplum yaşamına ilişkin tezlerini de resmileştirmiş oldu. Daha önceki tüzüğünde partiyi "temel hakları esas alan siyasal organ" olarak tanımlayan DBP, yeni tüzüğünde ise "demokratik sosyalizm" modelini esas aldı. Tüzükte, "DBP, uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı bireysel ve kolektif haklar ışığında, bir bütün olarak Anadolu ve Mezopotamya halklarının sosyal, siyasal, iktisadi geleceğinin, demokratik moderniteye dayalı demokratik özerklik modeli biçiminde yeniden örgütlenmesinde olduğu bilincinden hareketle; bireyler ve gruplar arasındaki etnik, dini, mezhepsel ve cinsiyete dayalı bütün imtiyazları ret eden; toplumun ahlaki-politik inşası temelinde örgütlenmiş, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasına dayanan demokratik sosyalist bir partidir" görüşlerine yer verildi. DBP daha önceki program ve tüzükte yer alan "demokratik özerklik" tanımlarını da genişletti. Özellikle demokratik özerkliğin ekonomik modellerine yönelik açılımlar yapılırken, "komünal ekonomi"nin hangi esaslar üzerinden yükseleceği görüşlerine yer verildi.