Bugün "Dünya Çocuk Hakları Günü". Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilan ve ifade ettiği bir gün. Çocuk hakları; kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır.
Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesinden doğan ve Türkiye de dahil 193 ülke tarafından kabul edilen bir sözleşmedir. Sözleşmişler ama birçok ülkede "söz"de kalmış, ötesine geçememiştir.
***
Türkiye, dünyada çocuk istismarı (özellikle cinsel istismar) sıralamasında üçüncü, dördüncü sıralarda geziniyor. Sadece geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 18 bin çocuğun cinsel istismara uğradığı belirtiliyor.
Her zaman basında yer bulan çocuk istismarı ve tecavüz konusunda, istismar olgularının sıklığı ve dağılımı ile ilgili herhangi bir gerçek veri yok. Olayın belirlenmesinin zorluğu, gizli tutulması ve verilerin kayıt altına alınmasındaki yetersizlikler ise kamuoyuna yansıyan sonuçların gerçeğin çok altında olduğunu gösteriyor. Ortaya çıkan rakamlarla sağlıklı bir tablo ortaya konulamıyor. Fark edilmeyenler ile fark edilse bile gizlenenler de dikkate alındığında ortaya çıkan dehşet tablosu bile insanın kanını donduruyor. Adana-Pozantı Cezaevi'ndeki tecavüz, taciz ve işkence olaylarının benzeri birçok olay yaşanıyor.
Araştırmalara göre, korunmaya muhtaç çocuk sayısının arttığı ve iki milyona yaklaşan korunmaya muhtaç ve kimsesiz çocuğa sosyal güvenlik sistemi kurulamadığı, özürlülere verilen hizmetin de sınırlı olduğu belirtiliyor.
***
Türkiye'de fiziksel, cinsel ve duygusal türdeki çocuk istismarının boyutları giderek artmaktadır. Çocuklarla ilgili diğer sorunları konuşmaya dillendirmeye sıra bile gelmiyor. Kimi çocuklar–özellikle Kürt illerindeki yoksul çocuklar- bugün de başkalarının yararlandıkları eğitim, sağlık ve beslenme imkanlarından yeterince yararlanamamaktadır.
Anadillerinde eğitim yapamamaktadır. 5 yaş altı ölüm hızı ülke ortalaması olarak 1000 canlı doğumda 33 iken bölgede 50'yi geçmektedir. Çocuk koruma kanunları da kağıt üstünde kalmış uygulamaya geçirilmemiş, "çocuklar geleceğimizdir" türünden hamasi söylemlerin ötesine geçememiştir.
Tüm bu durumlar diğer çocuk ve ergenler açısından da risk oluşturmakta, onları nasıl bir gelecek  beklediği ile ilgili bir güvensizlik ortamı yaratmaktadır.
Dünya Çocuk Hakları Günü'nü kutlamak yalnızca sözde kalıp, eyleme dönüştürülmediğinde, çocuklar adına hiçbir işlev ve gerçek bir anlam taşımaz. Bu durumun sorumlusu, bu koşulları değiştiremeyen, düzeltmeyen devlet ve erişkinlerdir. Elbette her birimiz sorumluyuz ama bu konuda asıl suçlu devlet olduğu için en büyük sorumluluk da devlete düşmektedir.