70 yaşındaki hasta tutsak Sitî Gören, şeker ve tansiyonla mücadele ediyor. Tutulduğu Van T Tipi Cezaevi’nde sürüklenerek revire götürülen Sitî Ana, koşulları protesto ederek, artık revire gitmeyeceğini söyledi.
Van T Tipi Cezaevi’nde tutulan, iki kolunda platin bulunan 70 yaşındaki Sitî Gören, ne tahliye ediliyor ne de tedavi.
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Türk cezaevlerinde 457’si ağır bin 333 hasta tutsak bulunuyor. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘Cezaevinde kalamaz’ raporu vermesine rağmen birçok hasta tutsak çeşitli bahanelerle tahliye edilmiyor. Van T Tipi Cezaevi’nde tutulan 70 yaşındaki Sitî Gören de bu hasta tutsaklardan biri. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 2011’de gözaltına alınarak tutuklanan Siti Gören, 9 ay Bitlis Cezaevi’nde kaldıktan sonra tahliye edildi. Tutuksuz olarak yargılanmaya devam ettiği dava, 2018’de Yargıtay tarafından onanarak 3 yıl 3 ay ceza verildi. Yargıtay’ın cezasını onaması ardından 70 yaşındaki Sitî, Kasım 2019’da tekrar tutuklanarak Van T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. İki kolunda platin bulunan Sitî Ana, aynı zamanda şeker ve tansiyon hastası.
Annesi Sitî’nin hayatından endişe eden İsa Gören, annesinin durumunun her geçen gün daha da ağırlaştığını belirterek, ”70 yaşındaki bir insan nasıl bir tehdit oluşturabilir” diye sordu. Annesinin aynı koğuşta kaldığı arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını karşıladığına dikkat çeken Gören, cezaevi koşullarında daha fazla mücadele edemeyeceğini söyledi. Annesinin hastalığı ağırlaştığı için revire gitmekte de zorlandığını belirten Gören, “Annem, en son yaptığımız görüşte yerde sürüklenerek revire götürüldüğünü söyledi. Cezaevi koşullarını ve bu uygulamaları boykot ederek artık revire gitmeyeceğini söyledi” dedi.
VAN
Deftere şiir yazmaya hücre cezası
Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda mahkumlara keyfiyete göre kitap sınırlaması dayatılıyor, yazdıkları şiirlere disiplin suçu veriliyor. Gazetemize mektupla yaşadıklarını bildiren Yücel Kaya ve arkadaşları, “Güvenlik gerekçesi” ile kitapların sınırlandırıldığı, yazılan şiirlere ise disiplin suçunun verildiğini aktardı.
Evrensel’den Burcu Yıldırım’ın haberine göre, uzun süredir kaldıkları odada bulunan kitap sayısının Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından “güvenlik gerekçesi” ile sınırlandırıldığını ifade eden Yücel Kaya, “Odada kitap sayısı 7 ile sınırlandırılarak kota uygulanmaktadır. Bilgi edinme hakkımız ihlal ediliyor. Okuduğumuz kitaplar ayrı bir bölüme alınıyor ve diğerleriyle 15 günde bir dilekçe vererek değiştirebiliyoruz” diye aktardı. Kaya, “Cezaevi idaresi, olağan hale gelmiş olan koğuş aramalarında, keyfi olarak mahkemelerce toplatma ya da yasak kararı olmayan bandrollü kitaplarımızı ‘incelenecek’ adı altında alıp bir daha geri vermiyor. Herhangi bir kitaptan not tuttuğumuz yazılara ise el koyuyorlar” bilgisini paylaştı.
Yazdıkları şiirlere bile el konulduğunu ileten Kaya, “Son olarak 19 Ocak 2019 tarihinde yapılan son aramada kitap ve defterlerimize el konularak ‘İncelenip geri verilecek’ denilip el konuldu ve daha önce defalarca ‘incelenen’ defterlerimiz yüzünden 11 gün hücre cezası verildi” dedi. Aldıkları notların Anayasa Mahkemesi tarafından başka davalarda düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini, hatta bu konuda emsal kararların dahi bulunduğunu dile getiren Kaya, şöyle devam etti: “Defterimizdeki şiir ve yazılar cezaevi idaresi tarafından suçmuş gibi gösterilerek disiplin suçları ile cezalandırılıyoruz. Tamamen keyfi ve art niyetli soruşturmalara maruz kalıyoruz. İfade ve düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken şiir ve yazılar, cezaevi idaresi tarafından suçmuş gibi disiplin soruşturmasına tabi tutuluyor.”